s

191 32 2
                                        

F  I  V  E

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


F I V E

cenaze günü kasabanın üzerine yerleşmiş olan kara bulutlar boğucu havayı daha da kasvetli hale getiriyordu. minik kilisenin içinde yankılanan hıçkırıklar, jesus'a bunun sıradan bir cenaze olmadığını hatırlatacak kadar sık duyuluyordu.

evet, bir cinayet işlenmişti ve aslında katili bulmak için kaybedilecek bir dakika bile yoktu fakat kürsüde neredeyse on dakikadır konuşmakta olan bay stardmore'un bunu umursamadığı belliydi.

polis memuru sabırsızca saatine baktı.

bay stardmore konuşmayı bitirdikten sonra, herkes ölülere son vedalarını etmek üzere sıraya girdiğinde önünde çok tanıdık bir beden durdu.

"miles?"

öndeki adam yavaşça arkasını döndüğünde dünden daha iyi durumda olduğunu fark etti jesus. en azından artık gözlerinin altı daha az mor duruyordu.

"başımız sağolsun, değil mi?" diyerek elindeki siyah gülleri yukarı kaldırdı genç adam.

"iyi insanlardı," dedi jesus.

miles onu onayladı.

"nerede kalıyorsun?"

bu, polis üniforması arabada dururken, elbette bir sorgu değildi.

miles ona ufak tebessümlerinden birini bahşetti. jesus bu çocuğun arkadaşları olmadığını biliyordu.

"kelly'nin pansiyonunda kalıyorum. bana indirim yapıyor."

"yapmalı da,"

kendini neden bu denli ilgilendirdiğini bilmiyordu ama miles onda korunması gereken bir şey izlenimi uyandırıyordu. bir köpek yavrusu gibi.

sıra miles'a geldiğinde elindeki gülleri tabutlara bırakıp fısıldadı. "cennetteki baba, oğul ve kutsal ruh, bu masum canları günahlarından bağışlayın ve onları vaftiz edildikleri suyla yıkayıp cennetinize alın. amin."

greetings, judas ♡ [boyxboy]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin