9. Bölüm

218 12 7
                                    

''Bu konuda fikrini söylemek isteyen var mı?'' Geçen seferki grup toplantısındaki kadın aynı koltukta oturuyordu.

Fikrimi mi istiyorsun?

Sabahın köründe kalkıp, bir avuca sığacak kadar fazla ilacı hüpletip, ardından sizin ''Kahvaltı'' dediğiniz ama çok da iç açıcı olmayan yiyecekleri kemirdikten sonra, benim de dahil olduğum delilerle dolu bu odaya tıkılmak pek hoş değil.

Yine de fikrimi sorarsanız, sıkıldım, tamam mı? Sena'yla dünkü görüşmemizden sonra akşamki yemek boyunca bana neler olduğunu düşündüm. Yaşadıklarım zor olsa bile böyle olmak istemiyordum. İçimde büyümekte olan umut ateşini harlamaktan çok, korku ve ümitsizlik denen lanet hisler ile birlikte umutların üstüne bir bardak su atıyordum.

İşin kötü yanı ise tam olarak sönmüyordu. Yani, eğer hiç umudum olmasa daha kolay olmaz mıydı? Ömrümü tam olarak burada geçirirdim.

Ama lanet his gitmiyordu. Böylelikle de umut edip ardından elime hiçbir şey geçmemesine tanıklık ediyordum. Tıpkı şuan bu sandalyeye oturup sadece yere bakmakla yetindiğim gibi. Beni herhangi bir ''Bugün nasıl hissediyorsun?'' sorusu kurtaramazdı.

Başımı yukarı kaldırdığımda evren benimle dalga geçiyormuş gibi gelen bir hisle doldum. Çünkü karşı duvarda tam olarak içimi karartan bir zırva işlenmişti.

UMUT, CESUR OLDUĞUNDA KUVVETTİR. UMUT, KUŞKULU OLDUĞUNDA KORKAKLIKTIR. UMUT, KORKULU OLDUĞUNDA ZAYIFLIKTIR. -G.I. Gurdjieff

O halde zayıftım? Üstelik mecazi anlamda da değil. Gerçekten zayıftım. Neden normal bir şekilde yemek yiyemiyordum ki? Sabahki kahvaltıyı kusmamak için mideme resmen telekinezi yoluyla öğütler vermiştim.

''Seher?'' İsmim sanırım onuncu kez tekrarlanmış gibi herkes bana dönmüştü. Belki de umursamak istemiyordum? Büyük bir mesele değil.

Hiçbir anlamı yok.

''Efendim?'' Annem her zaman insanlara karşı iyi olmamı öğütlerdi. Pratikte zayıftım çünkü sözcük dilimden dökülürken bunu nefretle tonlamıştım. Annem keşke burada olsaydı. Belki beni buradan çıkarıp, babama ''Ben bu kızınla nasıl baş edeyim?'' derdi. Sitem dolu sesi kulağımda sanki çınlamıştı. Her şeyini özlemiştim. Gelsin ve bana kızsın. Hiç umurumda olmazdı. Yeter ki gelsin.

Ama gelemezdi.

''Bize ekonominin işleyişi hakkında bilgi verir misin?''

Ha?

''Imm,'' Derin bir nefes aldım. Birkaç kişi gülmüştü.

''Sadece dikkatini çekmek içindi, bugün nasılsın?'' Kadının yüzündeki gülümseme genişledi.

''Mizah anlayışınız beynimde daha büyük bir hasara yol açtı.'' diye mırıldandım. Kadının suratı bozuldu ama ben deliydim, öyle değil mi? Kimse beni yargılayamazdı. ''Onun dışında harikayım.''

Birkaç kıkırtı sesi duydum. Kendimi aptal gibi hissetmeyi durduramıyordum. Neden her şey anlamsız geliyordu? Boş vermek çıkışı olmayan tünele benziyordu. Kazmaya devam edemeyecek kadar yorgundum ama çabaladığımda da tüm çabamın boşuna olduğunu yeni yeni fark ediyordum.

Grup terapisi denen işkence bittiğinde sandalyeden kalktım. Popom dakikalardır üstüne oturmamdan dolayı uyuşmuştu. Biraz yürümek iyi gelebilirdi. Bir yandan da karnım hala açtı. İçerisi kalabalık olduğundan kapıdan geçmeye çalışan topluluğun yok olmasını bekledim. Deli fikirlerle yüklü mırıltılar yavaş yavaş uzaklaşıyordu. Kollarımı göğsümde birleştirdim.

ÖLGÜNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin