Öncelikle, depremde kaybettiğimiz insanları rahmetle anıyorum.
Bir deprem ülkesinde yaşıyoruz.
Benim gibi 17 Ağustos depremine henüz küçükken yakalanmış olanlar varsa, o anın verdiği dehşeti hatırlamıyor olabilir... Ama depremi ve ondan sonrasını en ufak ayrıntısına kadar yaşayan ailemin ve yakınlarımızın bana anlattıkları bile, o günleri bir şekilde atlattığımız için şükretmeme neden oluyor.
Umarım böyle bir şeyi tekrar yaşamayız.
Bahsettiğim konu deprem veya bizi öldürme tehlikesi olan diğer doğal afetler değil. Çünkü ne kadar istemesek de hepsi yaşanmaya devam edecek.
Dediğim şey, bir deprem ülkesindeyiz ve herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli. En başta devlet ipi göğüslemeli. Çünkü hikayemdeki ana konu olan 2011 yılında gerçekleşen Van depreminin bile yaralarını şuan tam anlamıyla sarabilmiş değiliz. Çünkü afetler kadar ihmal de öldürüyor maalesef.
Neyse, konuyu dağıtmayayım. Depremde kaybettiğimiz tüm yakınlarımıza Allah'tan rahmet, geride kalanlara ise sabır diliyorum.
Zor bir gün, dualarım herkesle.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÖLGÜN
Ficción General''Her şeyimi kaybettim.'' Sesim o kadar durgun çıkmıştı ki ölü bir beden dile gelse benden daha canlı hissederdi. ''Tek başıma kaldım.'' ''Na-nasıl?'' Batu burnunu çekerken titreyen sesiyle beni böldü. ''Bu kadar.'' dedim sert bir şekilde. ''Hayat...