Yoongi'nin bedenini ellerimle bedenimden uzaklaştırdıktan sonra kısa süreliğine yüzüne bakıp yanından gitmiştim.
Çünkü biliyorum ki yaninda dursam da konuşamazdım. Gerçi mesaj atsa da cevap vereceğim meçhuldü ama..
Yoongi'nin arkamdan seslenmesine aldırış etmeden, sanki onu duymuyormuş gibi kendi yoluma devam etmiştim.
Ta ki arkamdan koşup geldiğinde kolumdan tutup beni kendine çevirene kadar.
"Neden bakmıyorsun yüzüme?"
"Neden yaptın bunu?"
Yoongi yüzüme uzun bir süre baktığında bu sorunun cevabını onun da bilmediğini bakışlarından anlamıştım.
"Bilmiyorum."
"Ne demek bilmiyorum Yoongi. Az önce beni öptün. Tamam sevgili rolü yapıyor olabiliriz ama gerçekten sevgili değiliz."
Dediğim şeye karşılık Yoongi'nin verdiği cevap sanki beni diri diri yakarken bütün bedenimin de aynı zaman da tir tir titrediğini hissedebiliyordum.
Beni öpmesinden sonra bitiren tek şey, söylediği o cümleydi.
"Özür dilerim pişmanım tamam mı bir anlık birşeydi."
"Bir anlık. Pekala. Sıkıntı yok o zaman. Sana iyi günler."
Arkamı dönüp yoluma giderken yanaklarıma sızan ıslaklıkla ağladığımı anlamıştım.
Bu neydi şimdi? Ağlamak? Kalbimin en son ne zaman bu kadar kırıldığını bile hatırlamıyordum. Yoongi yüzünden mi gün yüzüne çıkmıştı şimdi bu?
***
Eve geldiğimde üzerimdekileri çıkartıp yatağımın üzerine fırlattım ve hemen rahat birşeyler giyip evin altında ki bodrum, depo katına indim.
Orasını kendime göre dekore etmiş ve bir stüdyo, dans odası haline getirmiştim.
Aklım bir şeylere takıldığında genellikle her zaman buraya gelir ve kafamı dağıtmak için ya dans eder ya da şarkı yazmaya çalışırdım.
Bugünde onlardan birisiydi..
***
Dansım bittikten sonra eve çıkıp ılık bir duş aldım. Üzerimi gibiyim tekrar stüdyoya gittim ve bu sefer de defter, kalem alıp camın önüne geçtim. Ve tabi ki telefonumu kapatmayı da ihmal etmedim.
Bak, bana yine aynı şeyi yaptın.
Kendine bağlayıp bir anda kayboldun.
Gerçekten birisi olsun,
Beni kaybetmekten korksun.
Yoksa ben, bu çürümüş kendi benliğimde,
Tekrar ölüp, bir daha dirilmeyeceğim.
Defteri bir kenarıya bıraktım ve masada duran kapalı telefonumu alıp açtım.
Telefonumu açtığımda gördüğüm görüntü pek beklemediğim birşeydi.
Yoongi'den 52 cevapsız arama ve 126 tane mesaj vardı. Ayrıca 22 tane de sesli mesaj bırakmıştı.
Her ne kadar şaşırmış olsam bile aldırış etmeyip telefonu cebime koydum ve yukarıya çıktım.
Evde yemek olmadığını hatırlayınca odama gidip cüzdanımı aldıktan sonra markete gittim.
Alacaklarımı alıp poşetlerken yanımda ki hareketlenmeyle irkilmiştim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nefarious;; MYG ✔
Non-Fiction"Bazen ne kadar kötü olabilir diye düşündüğümüz zamanlar da, karşımıza en kötüsünü getirip koyardı hayat. Ve ben o gün her şeyin iyisini dilerken, sen girdin hayatıma, Min Yoon Gi. Her şeyin iyisi misin, kötüsü müsün bilmiyordum ama, hayatım şimdide...
