14 yaşında yazmaya başladığı hikayeyi 12 yılda bitiren yazardan sevgilerle
*bölüm parçaları:
sombr - we never dated
Troye Sivan - Strawberries & Cigarettes
t.A.T.u. - All the Things She Said
Ricky Montgomery - Mr. Loverman
Prince and the Revolution - Purple Rain
*multimedya🙄
Harry Styles. Bir anlaşma. Kabul etmek veya etmemek. Kendimi yeniden bunların içinde bulmak bana her şeye nereden başladığımızı hatırlatmıştı. O heyecanı bu kadar zaman sonra bile aynı şiddette nasıl hissedebilirdim? Üzerimde günlerce uyusam geçmeyecek bir yorgunluk ve açılıp yeniden kanaması onu sadece bir kerecik görmeme bağlı olan yaralarım varken nasıl mümkün olabiliyordu da bana hissettirdiği her şey hala bu kadar canlı, diri ve keskin olabiliyordu?
Derler ki; acı veren her şey bir gün geçer, paramparça eden o insan bir gün unutulur. Belki de... Aslında içinde bir yerlerde geçmesini istediğin zaman geçiyordur. Hiç unutmak istemediğim birini unutabilir miydim? Eğer unutursam hislerim yeterince güçlü olmadığı için unutmuş olmaz mıydım? Çünkü birini bana yaşattığı tüm acılara rağmen içtenlikle ve tüm kalbimle unutmak istemiyorsam, kendimi ne kadar kandırırsam kandırayım, unutamazdım.
Pekala, sanırım bu gerçeği kabullendim. Onu hayatım boyunca unutamayacağımı biliyor, ve artık bundan acı duymuyorum. Onu unutmam için kalbimi sökmem gerekiyordu. Ya onu unutacaktım ya da kendimi öldürecektim. Bunu geç de olsa anladım. Bir insanın hayatınızda olmaya devam edip etmemesi o kadar da önemli değildir ki. Ricky'nin artık yaşamıyor olması, hayatımda olmadığı anlamına gelmiyor. Aynı şekilde Harry Styles'ın hayatımdan çıkmış olması da benim onu hayatımdan çıkarttığım anlamına gelmemiş meğer.
Anlarsınız ya, onu ne zaman görsem sanki hep oradaymış gibi hissediyorum ben.
Gözümün önünde sallanan elin farkına varmamla kafamı sallayıp dış dünyaya döndüm. "Harry Styles'ın üzerinde kafa yormadığı bariz olan iddiası senin bu kadar kafa yormana sebep olmamalıydı, Louis Tomlinson." Claire göz ucuyla bana bakarken saçlarımı karıştırıp kendime gelmeye çalıştım. "Kafa yorduğum şeyler hakkında en ufak bir fikrin bile yok, Claire." Zayn keyif almış bir şekilde sırıtırken Claire, "Anlatırsan olur." diyerek göz devirdi.
Diğerlerine bakıp şüpheyle sordum. "Millet, siz de bu iddia ile ilgili benimle aynı şeyi mi düşünüyorsunuz?"
"Yemin ederim ki düşünmüyorum." dedi, Zayn.
"Düşündüğünü biliyorum." Kızacağını bilmeme rağmen üsteledim.
"Bu kez olmaz, Louis." diye itiraz etti. "Ortada büyük bir risk var."
Niall kaşlarını çatarak mırıldandı. "Büyük bir risk dediği şeyin oje sürmek olduğunu bilmesek inanacağız."
Bir şey hatırlamış gibi kendi kendine gülümsedikten sonra, "Luke sahneye çıkmadan önce sürüyor." dedi Michael. Lottie, Fizzy ve Claire hayranlık duyduklarını yeterince belli eden garip sesler çıkartınca Michael pizzasından aldığı büyük ısırık ağzını doldurmasına rağmen gururla kafasını sallayarak onlara katıldı. Zayn onlara yargılayıcı bakışlar attıktan sonra bana döndü.
"Yaşadığın onca şeye rağmen o kıvırcık kafanın sana meydan okuduğunu öğrendikten sonra düşündüğün ilk şey bunu kabul etmek oldu, değil mi?"
"Evet."
"Belki de nesine iddiaya girdiğini bile umursamadın."
"Evet." diye tekrarladım.
