44: tomlinshaw vs jealoustyles

10.7K 417 4.9K
                                        

hello my sweet creatures

*bölüm parçaları:

shawn mendes - treat you better
sam smith - fire on fire (credit to admin hanım)
sufjan stevens - mystery of love

*multimedya'da bölüm içeriği ile ilgili bir fanart görebilirsiniz.

Adımı Louis başından bela eksik olmayan Tomlinson koymuşlar da haberim yokmuş gibi yaşadığımı düşünmeye başlayacağım artık. Nick Grimshaw denen adamın tam bir baş belası olduğunu hissedebiliyordum. Yüzündeki o ifade bile bunu düşünmem için yeterliydi. Böyle sanki benim üzerimde planları varmış gibi bakıyordu bana. Ben de ne tesadüftür ki şu an onunla el sıkışıyordum. Bir de utanmadan bunu başıma gelen tüm belaların en tatlısı ama aynı zamanda en acısı olan Harry Styles'ın önünde yapıyordum.

Ona veda ettikten sonra karşısında başka bir adama gülümseyecek kadar şerefsiz olduğumu düşünüyorsanız hiç de yanılmıyorsunuz. Çünkü evet, el sıkışırken yanlışlıkla tam bir şerefsiz gibi gülümsemiştim.

Ve o anda Harry'nin bana "Lou?" diyen yumuşak sesi ile kalbimin sertçe kırılma sesi aynı anda duyulmuştu.

Kafamı çevirip ona bakmamla elindeki papatya buketini görünce afalladım. Bana mıydı bu papatyalar? Kalbim hızlı hızlı atmaya başlarken Nick denen adamla hala ellerimizin birleşmiş bir şekilde durduğunu fark edince elimi çektim ve yavaş adımlarla Harry'e doğru yürüdüm. O papatyaların benim için olup olmadığını öğrenmem gerekiyordu.

Nick geride kalırken Harry ileride beni bekliyordu. Ona doğru yürürken beni durduran bir ses duydum.

"Louis Tomlinson, sana bir teklifim var!"

Arkamdan bağıran Nick'i duyunca olduğum yerde kaldım. Teklif mi? Harry şaşkın bir şekilde bakarken kafamı yana doğru hafifçe çevirdim. "Ne teklifi?"

"İş teklifi." demesiyle ona tümüyle döndüğümü görünce rahatlayarak gülümsedi. "Senden asistanım olmanı istiyorum."

Tam o anda Zayn, Niall ve Michael'ın ağzının aynı anda açıldığını gördüğüme yemin edebilirdim.

"Neden asistanınız olayım ki?" diye sorarken cidden buna anlam verememiştim. Sunuculuk gibi ciddi bir iş yapan adamın benim gibi yaptığı en ciddi iş çete liderliği olan bir lise öğrencisini asistanı olarak istemesini mantıklı bulamazdım.

Bu soruyu bekliyormuş gibi, "Çünkü bir asistanım yok." diyerek dümdüz mantıkta bir cevap vermişti.

"Pekala, bir asistanınız yok ve siz de olmasına karar verdiniz. Yanlış mıyım?" dememle onaylayınca kaşlarımı çattım. "Ama neden beni seçtiniz?"

Ellerini ceplerine yerleştirip beni süzmesiyle rahatsız olduğumu belli edercesine hareket edince yüzüme baktı. "Çünkü sende o ışığı gördüm." Çenesini eliyle tutarken düşünceli bakışlarını üzerimde gezdirdi. "Sana bakınca ekranlara ne kadar yakışacağını görebiliyorum. Oyunculuk, şarkıcılık, dansçılık... Herhangi bir alanda sanat icra edebilecek kapasitedesin. Yani bu teklifi bir tür staj gibi düşünebilirsin."

Ne yalan söyleyeyim, etkilenmiştim. Öyle ikna edici konuşmuştu ki bir an duraksayıp hayal kurmaktan kendimi alıkoyamamıştım. "Ben..." Harry'nin arkamda durduğunu hatırlamamla kafamı çevirince yerdeki papatya buketinden başka bir şey görmemiştim. Ne Harry ne de çetesi vardı. Her zamanki gibi bir anda ortalıktan kaybolmuşlardı.

"Sen?" diyen Nick'i duymamla önüme döndüm ve diğerlerine baktım. Başta Niall olmak üzere Zayn ve Michael da kafasını olumsuz anlamda sallıyordu. Neden onaylamıyorlardı ki? Karşıma yeni hayatım için büyük bir fırsat çıkmıştı ve onlardan bunu desteklemelerini bekliyordum. Onlar ise istemediklerini göstererek beni yanıltmışlardı.

say my nameBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin