0.2

1.7K 130 140
                                        

gün 1

Tony, Melonie'nin öpücükleri ile uyanmıştı. Rahatsızdı ama en iyisi belli etmemekti.
Melonie esmer adamın uyandığını görünce gülümsedi, "Günaydın." dedi ama Tony yanıt vermeden sadece gülümsedi. Konuşmak istemiyordu. Hiçbir şekilde içinden bir sevgi belirtisi gelmiyordu.
Steve'i düşünmekten kendini alıkoyamıyordu.

Yarım saat sonra kendini toparlamaya çalışırken kendisine dikkatle bakan Melonie'yi görmezden gelmeye çalıştı ama eninde sonunda sorgulamaya kalacağını tahmin edebiliyordu. Melonie en sonunda dayanamayarak soru sorduğunda Tony sükûnetle nefes aldı. "Tony, sorun ne?" Tony yutkundu, tabii ki Steve ile ilgili olan durumu anlatmayacaktı. Bunu yapacak kadar sapıtmamıştı henüz.

"Yorgunum." demesine rağmen Melonie için bu yanıt yeterli değildi. Daha fazlasını beklediğini hisseden Tony kestirip atmak istedi. "İrdeleme." Melonie kafasını sallayıp dergisine geri döndüğünde Tony ani bir hareketle kalkıp odasına gitti, gerekli olan birkaç şeyi aldıktan sonra çekmeceden Steve ile olan resmine uzun uzadıya bakıp ceketinin iç cebine koydu ve salona geri döndü. Melonie şok olmuş gibiydi ama belli etmedi, Tony yanıt beklediğinin farkındaydı bu yüzden minik bir cevap verdi. "Ben seyahate çıkacağım. İstersen burada kalabilirsin-" Melonie dişlerini sıkarak ama bunu çaktırmadan gülümsedi ve sevgilisinin yanıtını kesti. "Kalmayacağımı biliyorsun, ki benim de işlerim var zaten." dedi fakat Tony bunu pek umursamıyordu. "Güzel." Evden tam çıkacağı sırada Melonie'nin nereye seyahate çıktığını sorar gibi birkaç ses duydu ama çok geçti.

Natasha'nın yanına gitmeliydi.

-

"Senin de ifadeni alacak. Polis." Natasha'nın ağlamaktan şişmiş gözleri Tony'ye istemsizce Steve'in o halini hatırlatıyordu. Kendini bu etkiden kurtarmaya çalışıyordu. Steve ölmezdi. Bildiği tek şey etrafından görmek istediği ve uğruna her şeyi yapacağı ilgiydi.

"Ben ne diyebilirim ki?" Natasha omuz silkti. "Polisler ilişkinizden şüpheliler. Bir yıl görüşmediğinizi anlatmaya çalıştım ama... sanırım emin olmak istiyorlar." Tony şüpheci bir şekilde karşısındaki kadına baktı. "Ne yani ben ona zarar falan mı verdim sanıyorlar?" Natasha bunun üzerine yutkundu. Konuşmak için ağzını açtı ama ardından kapadı. Tony sinirle ne ima etmek istediğini soracaktı ki bir ses daha duydu, "Fiziksel olarak mı? Hayır. Ruhsal olarak mı? Kesinlikle evet." Tony duyduğu sesle arkasına döndü. Scott'un gözlerindeki öfke çok net okunabiliyordu.

"İnsanlar bir buçuk yıl boyunca aynı kişiyle aldatıldığını öğrenince ruhsal çöküntüye uğrayabiliyorlar, ha, zaten çöküntüdeler ise işte o zaman her şeyi yapabilecek kadar tehlikeli de olabilirler." Tony gözlerini kapattığında Natasha kavga kaldıracak durumda olmadığına inanıp Scott'u susturucu bir şeyler söylese de Tony duymak istiyordu.

Steve'i duymak istiyordu, onu özlemişti.
Neler yediğini, içtiğini dahi öğrenmek istiyordu.
En çok da ne kadar acı çektiğini.

"Konuş." Tony'den öyle kesik ve koyu bir ses çıkmıştı ki Natasha savunmanın bir anlamı olmadığını düşünüp susmuştu. Bunun üzerine Scott sinirle güldü. "Gerçekten öğrenmek istediğine emin misin Stark? Kalbini kırmak istemeyiz." Tony bunun üzerine nefretle, "Kalbim olduğunu sanmıyorum." demişti ama birkaç saniye sonra Natasha ile göz göze geldiğinde kadının bakışlarındaki anlamı gayet barizce çıkarabilmişti.

Kendine haksızlık ediyorsun.

"O zaman anlatmamda bir sakınca yoktur. Çünkü sen onun gözünün önünde on saat ağlayışını görmedin belki de Stark, ama biz gördük ve inan çok iç açıcı değillerdi." Natasha bunun etkisiyle başını kollarına gizlemişti ama Tony devam etmesini istercesine bakınca Scott durmadı.

𝘣𝘦𝘳𝘦𝘢𝘷𝘦𝘮𝘦𝘯𝘵 ∝ 𝘴𝘵𝘰𝘯𝘺Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin