Belki de haklıdır diye geçirdi içinden Jimin. Sadece biraz düşünmeye ihtiyacı vardı. Ayrıca zamana.
Eski günlere geri döndü oğlan. Mesela 8. sınıftaki doğum günü. Herkes etrafında toplanmış doğum gününü kutlarken o en arka sıralardan birine oturmuş elindeki süslenmiş paket ile oynuyordu. Fazla dikkat çekmiyordu. Çekmezdi de zaten.
Daha sonra aynı hediye paketini kendi dolabında buldu. Üstüne bantlanmış olan notu alıp olumuştu
— Galiba " iyi ki doğdun Park Jimin " yazıyordu diye mırıldandı kendi kendine Jimin.
Ama o kıza teşekkür bile edememişti. Bir anda gülen yüzü düştü. Koluna baktı. Hala onun kendisine aldığı hediyeyi takıyordu. Ne kadar da duygusuzum diye içinden geçirmedi değil. Yarı buçuk kendi de böyle olduğunu kabul ediyordu.
Ders zilinin çalması ile beraber Jimin bardakta kalan bir kaç damla limonatayı da içip sınıfına çıkmak için yola koyuldu. Sınıflar ikiye ayrılmıştı. Jimin sınıf 1 de yer alıyordu. Rose ise sınıf 2 de yer alıyordu. Aga be. Bu kadar şanssızlık biraz fazlaydı sanki.
Jimin gidip sırasına oturdu ve kafasını sıraya gömdü.
— Hadi ama geç kalıyoruz diye bağırdı Rose.
— Daha 40 dakika var derse diye itiraz etti Lisa.
Evde tek bu muhteşem ikili kalmıştı. Jennie sınıf 1 de olduğundan erkenden çıkmış.
— Hey parfümüm nerede? diye sorguladı Lisa'yı
— Ne bilim ben senin parfümün nerede.
— Seninle oda arkadaşı olduğuma inanamıyorum diye mırıldandı Rose. Daha sonra önüne gelen turuncu saç tutamını kulağının arkasına sıkıştırdı.
Bütün ön hazırlıklarını bitirip çantasını sırtladı Lisa.
— Bana geç kalıyoruz diyene bak.
Rose Lisa'ya göz devirip kendi toz pembe çantasını tek koluna takıp evden çıktı.
— Kapıyı kilitlemeyi unutma diye tembihledi Lisa.
— Tamam diyerek suluğunun yanından çıkardığı anahtar ile kilitledi kapıyı Rose.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
NOTİCE ME ~ JİROSE ~
Romance- En sevdiği renk mordur. Pek kızmaz ama içten kırılır. Herşeyini içine atar. Birine bağlandı mı kopamaz. Çok utangaçtır. O yüzden bazı şeyleri söyleyemez Kaç yıl oldu ama sen onu fark etmedin. Lütfen Jimin. Artık onu fark et. ...
