— Hayret ilk defa erken geldik diye kendileriyle dalga geçti Rose.
20 kişilik sınıfta şimdilik 9 kişiydiler. Ama onlar üçlü takılmayı yeğlerdi.
— Senin sabahın köründe ne işin varmış bakalım.
Rose Jisoo'nun yanına geçip onu sorgulamaya çoktan başlamıştı bile.
— Iııı... Hoca dün bana panoyu düzeltmemde yardımcı olmamı istedi o yüzden yani.
— Dün pazardı Jisoo.
— Cuma günü işte üstelemesenediye konunun üstünü kapatmaya çalışıyordu. Çünkü şu an içinden çıkılmadık şeyler söylüyordu. Rose ise zafer gülüşünü sergiledi ve ardından "tamam" diyerek oturduğu sıradan kalktı. Bir kaç dakika sonra ders başlayacaktı. Bu nedenle Rose sırasına en sevdiği ders olan matematik(!) kitaplarını çıkardı.
Rose'nin kafası yine sıranın üstündeydi. Malum. Teneffüs zilinin çalmasını bekliyordu. Çünkü Jennie'yi merak ediyordu. En yakın arkadaşlarındandı sonuçta. Tamam yalan atmaya gerek yok. Aslında zilin çalmasını istemesinin sebebi Jennie değildi. Asıl sebebi Park Jimin.
Onu her teneffüs görmek için sık sık bu bahaneyi kullanırdı. Ve şu anlık bir sorun çıktığına şahit olmadı.
Ve sonunda aradığı o ses duyuldu. Zil. Koşar adımlarla 1. sınıfa gitti. Direk Jennie'nin yanına gitti. Kollarını açıp onun sarılmasını bekledi. Bu haliyle bile şişirilmiş yanaklarıyla bir bebeği andırıyordu yüzü. Jennie de kollarını açıp ona sarıldı.
Ama o gözler hala sarı saçlardaydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
NOTİCE ME ~ JİROSE ~
Romance- En sevdiği renk mordur. Pek kızmaz ama içten kırılır. Herşeyini içine atar. Birine bağlandı mı kopamaz. Çok utangaçtır. O yüzden bazı şeyleri söyleyemez Kaç yıl oldu ama sen onu fark etmedin. Lütfen Jimin. Artık onu fark et. ...
