Lütfen Gözlerini Aç!

1.3K 122 73
                                        

"Lütfen Gözlerini Aç!"

Sıkı sıkı tuttuğum bedeni mi sarstım, yoksa kendim mi sarsıldım bilmiyorum ama gözlerim kararmaya, beynim dönmeye başladı.

"Mabel! Biricik ikizim! Lütfen.... Aç gözlerini! Beni bırakma......"

Başım, onun başının yanına düştü ve gözlerim tamamen karardı. Lanet olsun!

***

Koşuyorum. Yetişebilmek için koşuyorum. Tüm gücümle, her şeyimle değil, tüm benliğimle koşuyorum.

Mabel! Bill! Will!

Hepsi için koşuyorum.

Ama onlar görmüyorlar. Arkaları dönük. Bense yanlarına gitmeye çalışıyorum. Boğazım patlarcasına bağırıyorum. Ama sesim çıkmıyor, belki de onlar beni duymuyorlar?

Soluklanamk için duruyorum. Ve onlar bana dönüyorlar. Yüzleri ifadesiz. Boşluğa bakar gibi.

Beynimin içinde oluşan binlerce görüntüyle dayanamıyorum ve yere çöküyorum. Ellerimi saçlarıma geçiriyorum ve yolarcasına çekiştiriyorum. Çığlık atıyorum. Duymasam da canım yana yana bas bas bağırarak çığlık atıyorum. Sonra tiz bir ses kulağımı çınlatıyor, beynimin içinden geçip başımı ağrıtıyor ve her şey beyaza bürünüyor...

Görüntüm bulanık, ve bana yaklaşan mavi bir şey ile irkiliyorum. Kafamı sağa sola sallıyorum. Görüntüm netleşiyor...

Dipper?

...

Gördüğüm şeyler rüyaymış. Ehh.. Dünya mantığına uymuyordu zaten. Ama gerçekten olan şeyler dünya mantığına aykırı bile sayılabilir... Herneyse.. Üzerime gelen de zero falls 'un Dipper' ı.

Görüntüm tamamen düzene girdiğinde yavaşça etrafa baktım. Beyaz bir yatakta uzanıyordum. Başıma sağa çevirdim. İleride olan bir aynadan yansımama baktım.

Saçlarım dağınık, hafif göz altı torbaları oluşmuş, alnımın şakak kısımlarına takılı serum gibi bişiler.

"Ağır bir beyin travması geçirmiştin."

Dipper'a döndüm. Beyin travması mı?
Aklımda canlanan şeyle yerimden fırlayacakken başıma bağlı kablolarla tekrar yatağa devrilirken ve onları çıkarmaya yeltenirken bağırdım.

"Mabel!"

Dipper beni ittirerek tekrar yatırdı ve şeytani sihriyle boğazımda ve kollarımda kayış oluşturarak yerimden kalkmam önledi.

"Henüz tamamen kendine gelmedin!"

"Umrumda değil! Mabel! Mabel'ı görmek istiyorum!! Nerde O?"

Dipper sakinliğini korudu ve yanımdaki sandalyeye oturdu.

"Yaklaşık iki haftadır burada bilinç dışı bir şekilde yatıyorsun. Bu süreçte  Mabel'ı da çoktan ameliyata aldık. Ölümcül kısmı atlattı, kalan sürede dinlendi ve şu an da tamamen iyi durumda. Yani çok şey kaçırdın."

Duyduğum şeyleri hazmetmeye çalıştım. Oha. Harbiden baya bişi olmuş ve tüm bunlar olurken ben resmen uyumuşum...

O gün gözümde tekrar canlanırken yutkundum ve tekrar şeytana döndüm.

" Peki ya... Diğerleri? "

" Bill ve Will mi? "

Başımla yavaşça onayladım

"Bill ucuz atlattı. Pek çok yerinde derin kesikler vardı. İçlerinden cam parçalarını çıkarıp sardık. Uyandıktan sonra sizin başınızı, özellikle Will'inkini bekledi. Will hala bilinçsiz. Koma gibi bir şeyde."

"Anlıyorum... Şu an nerede?"

"Şu an da da Will'in yanında. Günlerdir uykusuz, yemek yemiyor, su içmiyor. Arada bayılıyor. Uyandığına göre onu buraya çağırabilirim istersen? Belki neşesini yerine getirirsin."

Kararsızım. Pekala,  onu görmeyi gerçekten çok istiyordum ama ne söyleyecektim. Bill, sana aşığım bu yüzden peşinden koşuyorum mu? Evet kehanette belki aramızda aşk olacak olabilir ama ben insanım, o ise şeytan. Öyle hemen ahh çam ağacı, ben de sana ölüyorum falan mı diyecek ha!?

" Olur..."

Dipper yerinden kalktı ve yerden bir kaç santim yukarda süzülerek çıktı ve kapıyı kapattı.

Offfff.. Ne diyeceğim ben ona?

Ben kendi kendimi yiyedurayım, kapı tıklatıldı. Gergin ve endişeli bir ses tonuyla. 'gir' komutunu verdim ve tepkilerini beklemeye başladım. Aklımda söyleyeceklerimi senaryosunu kurmaya çalışıyordum.

Bill

'Gir' komutuyla kapıyı açtım ve içeri girip sessizce kapattım. Açlıktan  ve yorgunluktan başım ağrıyor, sık sık dönüyor ve arada kararıp bulanıyordu.

Ne diyeceğimi bilmiyordum. Sakinliğimi korumaya çalışarak yanındaki boş sandalyeye oturdum. Ellerini ellerimin arasına aldım. Yatağa bağlı olacak şekilde kayışlarla bağlıydı. Yanlış bir şey yapmaması ve sakince beni dinlemedi için çözmedim. Sadece gözlerinin içine baktım... O da benimkilere
..

Konuşmuyorduk. Belli ki ikimiz de ne diyeceğimizden emin değildik ama bir şekilde bir yerden başlamak zorundaydık.

"Bak... -"

Ne demeliydim?... Gerçi... Harbi lan, peşime takılan kendisiydi, hem.. Burayı nasıl buldu ki?

Şaşkınlığı yüzüme vurmuştu.

"Nasıl?..."

İndirdiğim kafamı tekrar gözlerine diktim

"Nasıl geldin??? Ve... Neden?"

Bu soruyu beklemiyor olacaktı ki bir süre kararsız bir şekilde yüzüme baktı. Sıkıntılı biçimde iç çekti.

"Şeyy.. Öyle aniden gidince... Ben de. Takip etmiştim ve... Boyut kapısından geçmiştim. Heheh"

Sıkıntılı bir şekilde gülümsedi ve elini ensesi atmaya çalıştı, ki zaten bağlı olduğu için atamadı. Hafif bir büyüyle kayışları yok ettim. Minnettar olduğunu belli edercesine gülümsedi.

" Kapıdan geçtikten sonra, pek çok diğer kapıların arasında kayboldum..  Birine girdim. Ve... Ve tuhaftı."

Heyecanlı birr şekilde konuşmasına devam etti.

"Ceylan Dipper vardı. Ve Bill avcıydı. Mabel da deniz kızıydı."

Yanakları kızardı

"Ve az kalsın şey oluyordu ..her neyse önemli değil. Ve.. VE SONRA ŞEYTAN DİPPER VE MABEL VARDI. ORDA BİLL VE WİLL İNSANDI. SONRA BİRİNDE DE SEN KAPTAN BEN SİRENDİM. SİRENLER GERÇEKTEN VAR!!!! VE... VE-"

Heyecanla tek seferde konuşmaya çalışırken nefesi kesilmiş soluklanmaya çalışıyordu. Onun bu haline kıkırdamadan edemedim. Bana gönderdiği bakışlar altında saçlarını karıştırıp tekrar kıkırdadım.

" O kadar komik olan ne? "

Yanaklarını şişirdi ve dudaklarını büzdü.

Tekrar kıkırdarken cevap verdim.

"Çok sevimlisin~"

-BILLDIPP-Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin