"Sevgili Reggie,
20 Ağustos saat 12:00'ye doğru benimle Çatlak Kazan'da buluş. Oradan yeni evime geçeriz (evet, ailemden ayrıldım) ve okula da buradan gidersin. O yüzden sandığını hazırla.
Umarım gelebilirsin.
Seni bekleyeceğim...
Sevgiler, James'in."
Regulus mektubunu kenara bıraktığında istem dışı gülümsüyordu. Odasından fırladığı gibi James'ten aldığı mektubun verdiği cesaretle annesiyle babasının karşısına dikildi "Anne, baba, sizden bir şey için izin alacaktım." Orion gazetesinin arkasından oğluna baktı "Tabii, söyle."
"Sizin de tanıdığınız bir arkadaşım, Antonius Yaxley hani şu babası Ölüm Yiyen olan, beni evine davet etti. 20 Ağustos'ta... ve siz de uygun görürseniz gitmek istiyorum okula da oradan gidebilir miyim?" Walburga sorgulayıcı bakışlarını oğluna dikerek "Doğum gününde mi?" diye çıkıştı. Bu hiç hoşuna gitmemişti "O gün senin doğum günün, Regulus. Ertesi gün gidersin." Regulus itiraz etti "İyi de evde kutlama falan yapmıyoruz ki! Ne olur arkadaşımın evine gitsem bu sefer?"
"İyi git." dedi Orion, hiç karısına danışma gereği bile duymadan. Sonra gazetesini indirdi "Ancak, beni iyi dinle, eğer Karanlık Lord seni çağırırsa hemen onun yanına gideceksin!" Regulus başını salladı "Önce görev, biliyorum." Regulus susunca Orion devam etti "Gençsin, kanın kaynıyor ama SAKIN alkol alıp taşkınlık yapayım deme!" Böyle bir şey Regulus'un aklına dahi gelmemişti ama ürkek bir tavırla "Tamam, baba." dedi.
20 Ağustos'ta Regulus erkenden uyandı. Aslında heyecanı yüzünden koca gece gözünü bile kırpmamıştı. Sandığı günler öncesinden hazırdı. Kitap alışverişini de yapmış olduğu kafası rahattı. Kalktığı gibi banyo yaptı, saçıyla ve yüzüyle daha uzun süre ilgilendi; kaşının üzerinde sivilce çıkmıştı ve onu görünce delirdi. Kreacher, onun daha sonra geçeceğini ve abartılacak bir şey olmadığı konusunda Regulus'u ikna edememiş, sonra da onu kendi haline bırakmıştı.
O gün kahvaltı pek özeldi. Kreacher, Regulus'un doğum günü şerefine zengin bir kahvaltı hazırlamış, masayı da süslemişti. Tüm aile kahvaltı ederken, Walburga "Regulus, canım." dedi "Sana bir hediyemiz var." Regulus lokmasını yutmadan "Hödöyö mö?" diye sordu ve yutkundu "Gerek yoktu."
Walburga masanın altından hediye kutusunu çıkarıp, masaya koydu ve Regulus'a doğru uzattı "Doğum günün kutlu olsun!" Orion da aynısını tekrar etti. Regulus şaşkındı. Ailesinden hediye almayı beklememişti. Kendisi söylemedikçe, ona bir şeyler almayı akıl ediyor değillerdi. Kurdeleyi söktüğü gibi kutuyu açtı. İçeri baktığında ise ağzı açık kalmıştı
"İnanamıyorum! Bu harika!" ailesinden bu kadar manidar bir hediye beklemezdi zira artık elinde bir fotoğraf makinesi tutuyordu. Kocaman gülümseyerek "Teşekkür ederim!" dedi. Heyecandan içi içine sığmıyordu artık. Hemen gitmek ve James ile ilk fotoğraflarını çekmek istiyordu. "Düşündük ki," diye başladı babası "bu yıl artık okuldan ayrılıyorsun ve arkadaşlarınla fotoğrafın olsun istersin."
Regulus hızla başını salladı "Evet, kesinlikle... Bu harika!" Yine de hala annesiyle babasının böyle bir hediye almayı nasıl akıl ettiklerini anlamış değildi ama bu konuda hiç soru sormadı. Yemeğini yediği gibi odasına çekildi ve buluşma saati yaklaşınca hazırlanarak önce annesiyle, babasıyla vedalaştı sonra da evden ayrıldı. Uçuç tozuyla gideceği yer ailesini şüphelendirebileceğinden ulaşım tercihini Hızır Otobüs'ten yana kullandı.
On ikiden çok daha önce (Hızır Otobüs'ün hızından ötürü) Çatlak Kazan'a varmış olmasına rağmen, James de oradaydı. Karşılaşır karşılaşmaz birbirlerine o kadar güçlü sarıldılar ki, sarılırken dengeleri bozuldu ve civardaki birkaç kişi onlara baktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Please Don't Love Me It's a Waste | Jegulus
FanfictionRegulus Black X James Potter hikayesidir. Yayınlanma Tarihi: 27 Ağustos 2019 Final Tarihi: 21 Kasım 2019 Wattpad üzerindeki ilk Türkçe Jegulus hikayesidir ❤️
