2: Wicked Game

4.2K 307 248
                                        

James yatakhanesine dönmeden önce Öğrenci Başkanı olarak görevini yerine getirerek, koridorları harita üzerinden kontrol etti. Dördüncü katta Lily ile karşılaşınca, iki Başkan bilgi alışverişinde bulundular. Lily küçük bir not kağıdını göstererek "İki üç kişiyi yatakhanelerine gitmeleri için uyardım." dedi "Bir de beşinci sınıf Slytherinler'den Bartemius Crouch Jr, Profesör Flitwick'in yanında cezada olacakmış." James sadece anlığına gözünün ucuyla listeye baktı "Slytherin Sınıf Başkanları'nın haberi varsa, Ortak Salon'a dönebiliriz." Lily başını hafifçe salladı "Crouch haber vermiş. Bizim işimiz bu kadar."

Ortak Salon'a çıktıklarında tüm ışıkları söndürdüler. Artık yasak saatlerin içindeydiler. James yatakhaneye çıkmadan önce kanepede uyuyan arkadaşını dürttü "Hadi, Kılkuyruk. Burada sabahlayamazsın." Peter irkilerek yattığı yerden fırladı "Vakit o kadar geç oldu mu ya?" Lily kaşlarını kaldırıp, gergin bir şekilde gülümserken başını salladı "Yasak saatler... Ben yatmaya gidiyorum. Size iyi geceler!"

James, Lily'ye iyi geceler diledikten sonra Peter'ın omzuna kolunu atarak erkekler yatakhanesinin merdivenlerini çıktı. Kapıyı "Acaba bizimkiler uyuyor mu?" diye sorarken açtığında gördüğü manzara karşısında ağzı açıldı, gözleri pörtledi. Remus ve Sirius, Remus'un yatağında öpüşüyorlardı. Birbirlerini o kadar derin, o kadar duygulu öpüyorlardı ki, bunun bir iddia olmadığı her halinden belliydi. Kapının açıldığını duyan Sirius, geri çekildi ama James göreceğini çoktan görmüştü. Ortamı yumuşatmak için onlara doğru yaklaştı James "Sizi bastık!"

Remus utancından yerin dibine girecekmiş gibi görünüyordu, Sirius bile sessizdi. James onlarla uğraşmaya devam etti "Ne zaman küçük yavru kurtlarınız olacak?" İşte Sirius o an güldü "Kurt-köpek şakası yapmasan ölürdün, değil mi?" James yatağa, karşılarına oturdu "Siz aptalsınız! Yani böyle bir şey asla kabul edilemez! Etik değil bir kere! Yani nasıl olur da- Nasıl olur da bunu benden gizlersiniz? Ben sizin en yakın arkadaşınızım. Düğün gününde mi söylemeyi düşünüyordunuz?"

Sirius, Remus'a baktıktan sonra James'e döndü "Remus çekiniyordu. Cesaretini biraz topladığında ilk size söyleyecektik." James gözlerini kısarak onlara imalı bir bakış attı "Ne zamandır birliktesiniz?" Bu sorunun üzerine Remus nihayet konuştu "Sene başından beri aramızda bir çekim var ama anca ekim başında yakınlaşabildik. Yani on günlük bir şey sadece." James başını uzun uzun salladı "Sene başı demek... Nasıl fark edemem ben bunu?"

Sirius güldü "Senin de aklın başındaydı sanki. Başkanlık görevi derken, günde seni üç saat falan görüyoruz. Onun da yarısı derste geçiyor zaten." James dudak büktü, gözleri yatağına kaydı "Neyse, size mutluluklar dilerim, beyler! Benim acayip uykum var, yarın da maç var. İyi geceler!"

Dördü yataklarına dağıldılar. James ertesi gün için oldukça heyecanlıydı. Maç vardı hem de Slytherin'e karşı. Regulus da oyundayken nasıl odaklanacağını bilmiyordu. Neyse ki Kovalayıcı olduğu için, o hata yaptığı zaman arkasını toparlayacak iki takım arkadaşı daha vardı. Kendinden iyi bir performans beklemediği maçlardan biriydi ve öyle ya da böyle sabahı etmeyi başardı. Kahvaltıda heyecandan midesi bulanıyordu ve tüm bedeni soğumuştu.

"Çatalak!" diye bağırdı Sirius, onu azarlarcasına "Bize dön artık!" Remus yüzünü ekşitmişti "Hiç iyi görünmüyorsun. Git revirde yat, maça da çıkma." James yüzüne bir şey olmaz ifadesini yerleştirdi "Ben iyiyim. Sadece heyecan yaptım o kadar. Duyduğum kadarıyla Emma, Slytherin takımını çok sıkı çalıştırmış." Sirius, Slytherin masasına bir bakış attıktan sonra yeniden arkadaşlarına döndü "Eğer Slytherinler'den duyduysan seni korkutmak, psikolojik baskı yapmak için uydurmuşlardır."

James hafifçe gülümsedi "Doğru! Haklısın! Bu Slytherinler'e güven olmaz." Bir anlığına Regulus ile bakıştığını fark edince gözlerini kaçırdı "Maça hazırım." Bir gazla olduğu yerden kalktı ve takımıyla birlikte stadın yolunu tuttu. Takımın birkaç adım arkasından ise Gryffindorlar geliyordu ve tezahüratları James'i iyice motive ediyordu. İzleyiciler tribündeki yerlerini alırken, takımların odası savaş alanı gibiydi. Strateji üzerine strateji. Sanki maça değil, savaşa gidiyorlardı.

Maç saati gelip çattığında, takımlar sahaya çıktı. Hem Gryffindor'da hem de Slytherin'de eksik oyuncu yoktu. Takım kaptanları iyi bir maç olması için tokalaştıktan sonra, tüm oyuncular başlangıç pozisyonlarını aldılar. James yukarı baktığında rahatlıkla Regulus'u görebiliyordu. Bir süre ona kilitlendi kaldı. Üzerindeki yeşil Quidditch cübbesi, gri gözleriyle bir ahenk içindeydi. Dalgalı, kara saçları ışıl ışıldı ve teni gün ışığında parıldıyordu. Aniden esen sert bir rüzgarla James kendine gelerek önüne baktı.

O an geldi; düdük sesi duyuldu ve maç başladı. James kolları arasında Quaffle'ı görünce bir an ne yapacağını şaşırdı. Sonra takım arkadaşlarından Wood'un ona bağırdığını duydu "Pas ver, Potter!" James elindekinden kurtulmak istercesine pas verdi. Kafası allak bullak olmuştu. Sirius'un sesini duyunca kalan iki gram aklını da yitirdi.

"ÇOK ŞÜKÜR WOOD, QUAFFLE'I ELSİZ POTTER'DAN ALIP SAYI YAPTI! Böylece ilk sayı Gryffindor'a gidiyor. HADİ POTTER! NE BEKLIYORSUN? OYNA ARTIK!" James, Sirius'un sunucu olduğunu bile unutmuştu. Dikkati anında Remus'a çekildi. Remus sağ elinin parmaklarını şakaklarına bastırmış, başını da öne eğmişti.

James bir süre oyuna dahil olmaya çalıştı. Takım arkadaşlarıyla paslaşıyor, herkes gibi sayı yapmak için çabalıyordu. Böylece skor Slytherin: 180 Gryffindor: 210 oldu. James tam odaklandım diyordu ki Sirius'un söylediği bir şey dikkatini çekti "Bludgerlar'dan biri Black'i teğet geçti. Black düşüyor mu? Yalpalıyor... Düşmedi!"

Regulus yeniden süpürgesinin kontrolünü eline almayı başarmıştı. Sakinleşmek için biraz yükseldi ve kenara çekildi. Hem bu noktadan Snitch'i daha rahat görebileceğini biliyordu. Bir bakış attı. Slytherin bir kızın altın renkli saatinin, Gryffindor bir çocuğun gözlüğünün yansıması yüzünden yanıldığı oldu ama sonunda bakışlarıyla Altın Snitch'i yakalamayı başardı. Hiç beklemeden Snitch'in peşine düştü ve Sirius da bunu fark etti "Slytherin maçı sonlandıracak gibi görünüyor." Regulus, Gryffindor Arayıcısı peşine düşmeden hızını artırdı.

Tribünden çığlıklar yükseliyordu. Regulus ve Snitch arasındaki mesafe giderek azalıyordu ve Regulus süpürgesinin üzerinde hafifçe ayağa kalkarak Snitch'i kaptı ve anında durdu. Sirius, Slytherin'in zaferini duyururken, Regulus süpürgesinde ayağa kalktı ve parmakları arasındaki Snitch'i tribünlere gösterdi.

James süpürgesini Regulus'un yanına getirdi ve o da ayağa kalktı. Yanında sevgilisini fark eden Regulus sırıttıktan sonra dudaklarını ona doğru uzattı ve ilk defa herkesin gözü önünde öpüştüler. Birbirlerini öperlerken etrafta neler olduğu umurlarında değildi, sadece birbirlerine odaklanmışlardı. Dudakları birbirinden ayrıldığında el ele tutuşarak tribünlere baktılar. Bir kesimin ağzı açık kalmıştı, Sirius da olması gereken yerde değildi. Kaçmıştı.

Birbirlerine baktıklarında Regulus memnuniyetle iç geçirdi "Kimin ne düşündüğünden bana ne! Ben seni seviyorum ve herkes buna seve seve alışacak." aşağı da birlikte indiler ve saha içinde de el ele tutuşmaya devam ediyorlardı. Takım arkadaşları, Regulus'u havaya atmak yerine ona şaşkın bakışlar atmayı tercih etmişti. Slytherin ve Gryffindor takımlarından sonra ikiliyi ilk karşılayanlar Remus ve Peter oldu.

"Sirius'un hödüklüğüne bakmayın." dedi Remus, mahçup olmuş bir şekilde "Hepimiz için şok edici oldu. Aklı başına gelince yanınıza uğrar. Bu arada, eh... Tebrik ederim. Mutluluklar!"

Please Don't Love Me It's a Waste | JegulusBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin