13: Right Here In My Arms

1.5K 165 44
                                        

Regulus ve Sirius hemen ertesi gün okula dönüp, onları merak eden arkadaşlarına ve erkek arkadaşlarına neler olduğunu anlattılar. Zaten kısacık bir süre sonra da yıl sonu sınavları geldi ve ders çalışma yoğunluğu yüzünden çiftler bile görüşemez oldu. Ayaküstü birbirileriyle iki laflayabilirlerse seviniyorlardı. Sınavlar geldiği gibi bitti ama öğrenciler de bitmişti. Hogwarts'ta sene sonu sınavları sahiden de kabus gibiydi.

Tam rahata kavuştuklarını düşündükleri sırada ise sonuçlar açıklandı, ek olarak son sınıflar F.Y.B.S'lere girdiler. Onun sonucu yaz tatili içinde belli olacaktı ama Sirius iyi yaptığından emindi. Zaten çalışmak gibi bir niyeti yoktu ama başarılı bir geçmişe sahip olmak güzel olurdu. Aynı şekilde James de çalışmayıp, aile servetinin üzerine konmayı ve bir sene sonra Regulus'un da mezun olmasını beklemeyi düşünüyordu. Böylece onunla yaşamaya başlayabilirdi.

Trenle evlerine dönmeden önceki gün James, Regulus'a bir not gönderdi. Gece yarısı Astronomi Kulesi'ne çağırıyordu onu. Bu sıralar Sirius'un da kafası çok doluydu. Dayısından kalan mirasla bir ev almak istiyordu ama nerede yaşamak istediğine karar veremiyordu. Hem James'e yakın olmak istiyordu, hem de Remus'un dolunayda sorun yaşamayacağı bir yer olsun istiyordu.

Gözlerini kapatarak Britanya haritası üzerinde bir yere parmak koydu "Evet, burada yaşayacağız. Burası her neresiyse artık." James haritaya bakarak güldü "Okyanus mu?" Sirius gözlerini kısarak haritaya baktı "Belki orada küçük bir ada falan vardır. Remus iç geçirdi "Issız bir ada güzel olurdu. İnsanlardan uzak ama tabii siz de rahatça gelebilirsiniz. Artık cisimlenebiliyoruz." 

"O zaman ada." dedi Sirius "Adadan ev bakacağız... Hangi adalarda yaşayabiliriz?" Onlar bu konuyu tartışırlarken James ayağa kalktı "Ben banyo yapmaya gidiyorum. Başkanlar banyosunda yıkanmak isteyen varsa gelsin." Kimse cevap vermeyince o da tek başına gitti. Akşam için heyecanlıydı. Sınavlar yüzünde Regulus'la doğru dürüst hiç bir araya gelememişti.

Akşam olunca üzerine şık mı şık bir cübbe geçirdi ve ilk defa saçlarını taradı. Onu, saçını tararken gören Sirius'un ağzı ardına kadar açıldı ve bön bön arkadaşına baktı "Sen saçını mı taradın?" Tamam, saçını taramıştı ama saçları hala darmadağınıktı "Regulus'la Hogwarts'taki son gecemiz." Remus o sırada Sirius'un uzun, dalgalı saçlarıyla oynamaktaydı "Son geceniz mi? Hayret! Ben önümüzdeki sene birkaç defa şatoya sızarsın sanıyordum.

"Bunu hiç düşünmemiştim. Fikir için sağ ol, Aylak!" Sirius, Remus'a tuhaf bir bakış atınca Remus sırıttı "Elbet aklına bir şey gelecekti, değil mi?" James onlara doğru iki şişe parfüm attı. Sirius, şişelere baktı "Bize 'kokuyorsunuz' demeye mi çalışıyorsun?" James iç geçirdi "Hayır, koklayın. Hangisi daha güzel kokuyorsa onu sıkacağım." Sirius ilk parfümü koklayınca öğürdü "Oğlum! Bununla köpekler bile kaçar senden." Remus ve Peter kendilerini tutamayıp güldüler.

"Diğeri nasıl?" diye sordu James. Remus, Sirius'un tepkisinden sonra ilk parfümü koklamaya korkmuştu ama ikincisini kokladı "Hmm... Güzel. Bayağı cezbedici." Sirius burnunu uzattı "Evet, güzel ama daha çok Regulus soyunup üzerine atlayacakmış gibi kokuyor. Anlatabiliyor muyum, dürtücü." James parfümü geri aldı "O zaman kazanan belli." parfümle yıkanınca Sirius yüzünü ekşitti "Kardeşimi yatağa atmayı düşünüyorsan burada yapma." 

James alaylı alaylı gülerek yatakhaneden çıktı. Artık son gece olduğu için kural yoktu. Rahatlıkla, elini kolunu sallayarak Astronomi Kulesi'ne çıktığında Regulus'un gelmiş olduğunu fark etti. Saatini kontrol ettiğinde anlaştıkları saate daha on dakika vardı "Seni çok beklettim mi?" Regulus başını iki yana salladı "Beş dakika önce geldim." Birbirlerine sarıldılar. 

Kokuyu alan Regulus çok az geri çekilerek, James'in gözlerine baktı "Parfüm sıkmışsın." James, Regulus'un çenesini okşadı "Hı-hı!.. Beğendin mi?" Regulus ona biraz daha uzanıp tekrar kokladı "Güzel kokuyor." 

Yürüyerek korkulukların yanına geçtiler. Hava açıktı yani ay ve yıldızlar rahatlıkla görünüyordu. Regulus gözlerini devirdi "Keşke son yılın olmasaydı ve beraber mezun olsaydık. Önümüzdeki yıl ne yapacağımı bilmiyorum." James elini Regulus'un saçlarına götürüp okşadı "Sana her daim yanındaymışım gibi hissettireceğim. İstersen her gün mektup yazarım. Ve hatta arada sırada şatoya sızmayı planlıyorum."

Onun söyledikleri Regulus'a komik gelmişti ama sonra içindekini söyledi "Daha önce hiç bu kadar sevildiğimi hissetmemiştim." Dudaklarını James'in dudaklarına bastırdı. James o dudakları dudaklarının arasına alıp emerek öptü. Regulus'un burnundan verdiği nefes dudaklarını gıdıklıyordu. Tuzlu bir ıslaklık hissedene kadar onu öptü.

Gözleri kapalı bir halde alnını Regulus'un alnına dayadı, sevgilisinin nemli yanaklarını okşadı "Ağlama lütfen." Regulus'un dudağı bükülmüştü "Olumlu düşünemiyorum. Felaket bir yaz tatili, sonra okula döneceğim ama sen olmayacaksın. Bu gece bitsin istemiyorum." James'i biraz daha öptü. Kendini dürtülerine bırakınca da soyunmaya başladı.

James de isteksiz değildi. Regulus'un soyunmasıyla, o da cübbesini çıkardı. Yere uzandılar, Regulus'un tenini kokladıktan sonra üzerine çıktı. Regulus'un gözlerindeki onaylayan bakışı gördüğünde ise içine girdi. Bedenleri birbirine kenetlenmişti sanki hiç ayrılmayacak gibi. Ağır ama kararlı devam etti James. Sadece kendini değil, Regulus'u da tatmin etmek için direndi.

Aniden gelen rahatlama hissiyle Regulus'un üzerine yıkılan James, üstünden hızlıca inip hem onu hem de kendini yattığı yerde cübbesine sardı. Regulus'un yüzünü bir sanat eserine bakar gibi incelerken gülümsedi "Bu halini çok seviyorum. Yorgun ama tatmin olmuş. Yüzün terlemiş, yanakların pırıl pırıl."

Regulus tüm sessizliğiyle ona bakmaya devam ederken, James yerdeki cübbesinden küçük bir kutu çıkardı "Biliyorum, bunu yasal olarak gerçekleştiremeyiz ama kendi yaşantımızı bu yönde şekillendirebiliriz... Regulus Arcturus Pekseksi Black, benimle evlenir misin?"

Regulus önce güldü, sonra gözlerinin içi parlarken elini James'e uzattı "Evet!" James anlık coşkuyla Regulus'un suratını sıkıştırıp onu öpücüklere boğdu "Ah Reggie... Seni çok mutlu edeceğim."

Please Don't Love Me It's a Waste | JegulusBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin