Beyaz maskeyi sıkarak koltuğa fırlattım. Sinirle gözlerimi onun üzerinde gezdirdim. Ona sinirliydim, hem de çok. Sadece birkaç fotoğraf çekeceklerdi ve yurtta dönecektik. Ama Jackson orada hiç düşünmediğim bir şey yapmıştı; beni öpmüştü!
Jackson omzunda ki çantayı yere bırakarak kendini koltuğa bıraktı. Bende kendimi koltuğa bırakırken ona çatık kaşlarım ile bakmaya devam ediyordum. Sanki beni öpmesi çok normal bir şeymiş gibi davranıyordu. Ama beni öpmesi normal değildi.
Biz, gerçek değildik.
Neden bunu yaptığını hiç bilmiyordum. Ama hoşuma gitmedi değil. Parmaklarımı dudağımın üzerine bastırırken istemsizce kıvrılan dudaklarım ile ne yaptığımı düşündüm. Hemen dudaklarıma sertçe vururken Jackson'a baktım.
Bana bakarak sırıtıyordu ve elindeki telefonu sallıyordu. Gözlerimi kısarak telefona baktım. Sinirle soluyarak ayağa kalktım. Ona doğru yaklaşarak telefonu almaya çalıştım ama hayır, yukarıya uzattığı telefona ulaşamıyordum. Bu yüzden üzerine çıktım. O telefonu alacaktım.
"Jaebum."
Boynumdan hissettiğim nefes ile kafamı eğdim. Jackson ile göz göze geldiğimde yutkundum. Neden? Neden böyle olmak zorundaydı? Onunla arkadaş olarak kalmaya razıydım, sonsuza dek. Ama aramızdaki bu sahte ilişkiden dolayı arkadaş bile kalamıyorduk. Olmuyordu.
İnip kalkan göğsü ile unuttuğu telefonu kafamı kaldırarak kaparken Jackson hemen kaçacakken belimden yakalayarak beni kucağına çekti. Kucağında debelenirken Jackson sadece gülüyordu. "Yardım edin!" diye bağırdım. Jackson kahkaha atarken daha sıkı sarıldı belime. "Yah!" diyerek karnımın üzerinde birleşmiş ellerini ayırmaya çalıştım.
Ben hala onun kucağından kurtulmaya çalışırken yurt kapısı açıldı. İçeriye giren üyeler ile donup kalırken onlarda girişte bize şaşkınlıkla bakıyordu. "Yanlış anladınız!" diyerek ayağa kalkmaya çalışsam bile Jackson tekrar engel olup başını omzuna koydu. "Sevişecektik." dedi. Ağzım açık bir şekilde çenesini omzuma yaslamış adama bakarken birkaç kıkırdama geldi.
"O zaman biz kaçalım." diyerek odasına doğru hızla ilerleyen Youngjae ile diğerlerine baktım. Jinyoung gülmemek için kendini zar zor tutuyordu. Hızla kendi odasına giderken Mark sessizce Jinyoung'un arkasından odaya girdi. Bambam ve Yugyeom gözlerini bizden ayırmayarak kol kola odalarına girdiler.
Çenemi öne çıkarırken dişlerimi sıktım. Dirseğim ile karnına geçirirken acıdan gevşeyen parmakları ile kolları arasından kurtularak kucağından kalktım. Ona dönerek anlına fiske attım. Hem karnından hem de anlından yediği acıyla geriye doğru yaslanırken elimi koltuğun yaslanma kısmına koyarak ona yaklaştım. Sağ bacağımı iki bacağı arasına yerleştirdim.
"Ne yaptığını zannediyorsun sen?" diye sordum. Sadece gülümseyerek bana baktı. Gülümsemesi beni daha çok sinir ediyordu. "Seni seviyorum." diye fısıldadı. Bir an afalladım. Ona şaşkınlıkla bakıyordum. Neden birden bire bunu demişti? Gözümün önüne düşen tutamları geriye iterek elini yanağıma koydu. "Seni seviyorum." diye tekrarladı.
Hemen geriye çekilerek odama doğru ilerledim. Kapıyı sertçe kapayarak kapıya yaslandım. Yavaşça yere çökerken bacaklarımı bükerek kendime çektim. Gerçekten bana bunu neden yapıyordu? Bu zorlu geçen günlerde bana hiç yardımcı olmuyordu.
Bunu neden yapıyorsun Jackson?
___________
Acaba şerefsiz misin Jackson? Neyse, biz şerefsiz severiz :))
Biliyorum, biliyorum. Çok geç attım ve tahmin edin elimde kaç bölüm var. Sadece iki. Üzgünüm ama sadece meşgulüm ve ayıracak vaktim yok. Ve diziler bu aralar çok sardı da beni :))
ÜZGÜNÜM TAMAM MI? OLDU MU? GİDİYORUM BEN!
GÖRÜŞÜRÜZ!
ve sizleri seviyorum, ye~

ŞİMDİ OKUDUĞUN
real & fake
FanfictionLim Jaebeom ve Wang Jackson'ın hakkında çıkan söylentilerin gerçekliği sorgulanıyordu.