Bölüm 4

49 5 0
                                    


Oldukça uzuuun bir aranın ardından tekrar selamlar! "Evde kalınız" diyerek yeni bölümü takdim ediyorum. ^^

İyi okumalar! 


*

Aile üyelerinin ziyaretinin sona ermesiyle birlikte biraz uzanmaya karar verdim. Yaram artık o kadar acımıyordu ve ayağa kalkıp yürüyebiliyordum bile. Yaralandıktan sonra bir süre annem ve babamla kalmama karar vermiştik ve hala onlarda kaldığım için evime dönememiştim.

Oturduğum koltuğa yardım olmadan uzanamayacağımı düşünerek tereddütle baktım: annem krem rengi pofuduk koltuğun üzerine kırmızı puantiyeli bir çarşaf sermiş, ve bununla uyumlu olarak kırmızı bir yastık iliştirmişti.

İç geçirerek Efe'ye seslenmeye karar verdim:

"Aaabiii."

İki saniyelik bir sürenin ardından sesi içeriden duyuldu: "Efendim Mavi?"

Durumumdan ötürü o da kendi evinde değil, bizimle kalıyordu.

"Yardım edebilir misin biraz?" dedim tekrar sesimi duyurabilmek için yükselterek.

Biraz sonra içeri geldi.

"Ne oldu abicim?"

"Uzanmam lazım." Dedim bu açıklamayı yeterli görüp yastığı işaret ederek.

Kolumdan tuttu ve iyice doğrulmama yardım ederek ayaklarımı da koltuğun üzerine aldı. Yavaşça yatarken belimde hafif bir acı duyarak istemsiz bir ses çıkardım.

Efe'nin iki boncuğa benzeyen gözleri önce belimi, sonra da gözlerimi buldu.

"İyi misin?"

"İyiyim." Dedim gülümsemek için kendimi zorlayarak.

Gözlerimi karşımdaki balkona çevirdim. Ağaçlar güzel bir akşamüzeri usul usul salınıp gökyüzünün eflatuna çalan lacivertine eşlik ediyor, dolunay da gecenin karanlığını yararak denizin üzerinde binlerce inci tanesi oluşturuyordu.

Usulca ayak ucuma oturdu. "Bu olanlar hakkında ne düşünüyorsun?" Ciddi bir ifade takınmıştı.

"Bilmiyorum." dedim yorgun yüzüne ve alnına dökülen bir tutam saça bakarak.

"Her şeyi baştan anlat." Dedi ve elindeki bardağı sallayıp bardağın dibinde kalan bir yudumluk suyu da kafasına dikti.

3 saniyelik sahile vuran dalga seslerinin ardından olanları düşündüm ve bütün bir anlam çıkarmam için hala boşluklar olduğunu fark ettim. Olanları eksiksiz bir şekilde ona anlattım.

Bir süre boş kalan bardağın kulpuyla oynadı ve artık ondan bir cevap beklemediğim sırada kafasını kaldırıp yüzüme baktı.

"Senin Can'ın notunu görüp peşine düşmenin ardından oldu. Kim ateş ettiyse senin bu işten uzak durmanı isteyen biri olmalı." durdu. "Ama aynı zamanda raporlar da bu olayın kazara olduğu yönünde." İkimiz de kendi kendimize sorular sorup kendimiz cevaplayıp bir sonuca ulaşamıyorduk.

"Çok da şey yapmamak lazım." Dedim önce gülüp sonra yüzümü buruşturarak.

Gülümsedi ve yanağımdan bir makas aldı.

Annem ve babamın odaya girmesiyle ikimiz de dönüp onlara baktık ve böylece konuşmamız son buldu.

Annem Efe'ye sanki sadece onların anlayabileceği türden bir bakış atarak ellerini birbirine kenetledi ve Efe aniden ayağa kalktı, iyi geceler diledi, ve yürürken tok sesler çıkararak merdivenin tepesine doğru yavaşça görüş açımdan çıktı. Bir şeyler olduğu bu kadar belli edilemezdi gerçekten.

Tan AğarırkenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin