üç

70 11 9
                                    

Medya; Çisem 🍂

İyi okumalar🖤

•••

Okula giderken, dün gece gelen mesajı düşünüyordum. Gayette iyi yapmıştım. Ne bileyim ben canım? Belki sapıktı. Engellemek en iyisiydi.

Hümeyra, "Ne düşünüyorsun?" diye sorduğunda daldığım düşüncelerden çıktım.
"Bir şey düşünmüyorum. Sana anlatmam gereken şeyler var bir de. Öğle arası kantine ineriz, anlatırım." dedim. Yüzünde bariz şaşkınlık vardı.

"Şey, tamam. Ciddi bir şey yok değil mi? Bugün pek bir durgunsun." dedi. Daha buluşalı yirmi dakika olmamıştı ve bunu söylüyordu.

"Ne durgun olacağım ya. Konuşmadığım için diyorsan, sen de konuşmuyorsun." dedim, dudağımın tek kenarı kıvrılırken. "Ay ne bileyim ya! Dün gece hiç yatmadım. Şimdi kafam yerinde değil ki." dedi.

"Niye geç yattın acaba?" gözlerim kısıldı. "Ders çalıştım desem, inanır mısın?" dedi. Sevimli görünmeye çalışıyordu. "Yok canım, hiç inanmam. Sen direkt konuya dal." dedim.

Kısa bir oflamanın ardından, "Ya işte şey yaptım, şeyden sonra şey oldu. Ben de şey deyince pişman oldum. Sonra uyku tutmadı işte. Anladın mı?" dedi.

"Oha! Harika anlattın, tek seferde anladım." dedim. İstemsizce yüzüm buruştu. "Sana akıllı demekte çok haklıyım." derken yüzünde gurur duyarmış gibi bir ifade vardı. Hafifçe kafasına vurdum.

"Kızım kendine gel. İyice kaptırdın kendini. Dalga geçiyorum burada. Sen hala olayın şokunu atlatamamışsın. Şimdi susuyorum ama benden kurtulduğunu sanma." dedim hafif sinirli çıkan sesimle.

"Tamam ya kızma hemen." dediğinde okula varmıştık bile.

Sınıfa çıkarken, merdivenlerde Can'a rastladık. "Günaydın! Nasılsınız?" dedi. Sesi çok enerjikti. İçi içine sığmıyormuş gibi bir hali vardı.

Hümeyra'ya fırsat vermeden ben cevap verdim. Dün ki konuyu halletmek istiyordum. "Sana da günaydın. Biz iyiyiz, sen?" İkisi de bana baktı. Hümeyra'ya kafa işareti yaparak sınıfa girmesini söyledim. Durumu anlayıp yanımızdan gitti.

"Şey Can, seninle biraz konuşalım mı?" dediğimde, az öncekinden daha çok şaşırdı.

"Tabi, gel koridorda yürüyelim biraz." dediğinde adımları, koridorun sonundaki pencereye gitti. Pencereye varınca, pervazına yaslanıp bana döndü. 

"Evet dinliyorum." dedi. Konuya nasıl gireceğimi bilmiyordum.

"Konuya nasıl gireceğimi bilmiyorum. En iyisi direkt söylemek. Biliyorsun, iki senedir birbimizi tanıyoruz ama oturup konuşmuşluğumuz yok. Bu okulda, hatta hayatımda, Hümeyra'dan sonra ki tek arkadaşım sensin. Aramız da pek bir iletişim geçmediği için çoğu zaman nasıl konu açacağımı bilemiyorum. Dün de Hümeyra açtı biraz gözümü. En iyisi yeniden başlayalım mı?" deyip elimi uzattım.

On iki saniye boyunca sadece gözlerini kırpıştırarak baktı. Elimi sallayınca ürperdi ama sonra tuttu. "Önemli değil. Ben seni böyle kabul etmiştim aslında. Ama senin düşüncelerinde farklılık olduysa, bana da kabul etmek düşer." gülümseyerek söyledi.

Benim de yüzümde gülümseme belirdi. "Sınıfa gidelim mi artık?" dediğimde, cevap olarak sınıfa doğru yürüdü.

İçeri girince Hümeyra'nın telefonuyla uğraştığını gördüm. İkimiz de onun yanına gittik. Kafasını kaldırınca bizi gördü.

"Sorun halledilmiş bakıyorum. Şöyle ya! Çok mutlu oldum şuan." derken o da gülümsedi. Can birşey anlamamıştı ama ben huzursuz  olduğunu anlamıştım. Bana bakınca, inanmadığımı belli ederek tek kaşımı kaldırdım.

Ağzını oynatarak, "sonra," dedi. Kafamla onayladım. Hoca gelince Can yerine geçti, ben de yerime geçtim.

•••

"İşte böyle oldu. Mesajları da gösterdim sana. Sence kim bu?" dedim Hümeyra'ya. Öğle arasındaydık. "Ben de bilemedim ki şimdi. Neyse engellemişsin zaten. Bir daha seni rahatsız edemez." dedi.

"Öyle yapmayı düşünüyordum bende. Fazla umursamasam da, insan merak ediyor. Beni boşver şimdi de, sen dün niye yatmadın ya? Anlat çabuk." dedim.

"Bizimkilerle kavga ettik. Dün biri kapıya gelip, benim hakkımda bir şeyler demiş. Bunu sana bile anlatmamıştım. O çocuğun aileme gerçekten söyleyeceğine inanmıyordum. Lise'deki son sene hiç iyi olmadı bu."dedi. Sesi biraz telaşlıydı.

"Sen ne yaptın ki, bu gidip anlatmış?" dedim.
Hümeyra'nın herşeyini bana anlattığını sanıyordum. Öyle değilmiş meğer. "Ya bunu daha sonra konuşsak. Biraz utanıyorum. Önemli olan ne yaptığım değil ki, bunu ailemin öğrenmesi. Babam, keşke benim kızım olmasaydın bile dedi." Gözleri, masanın altında oynadığı ellerindeydi. Ama eminim ki dolmuştu.

"Şşt. Tamam güzelim. Ben ne olursa olsun senin arkandayım. İyisiyle kötüsüyle bunun da üstesinden geleceğiz." dedim ve sarıldım. Ağır şeyler yaşamış olmalıydı.

Ben sarıldığım anda ağladı. Ağlaması daha iyiydi. Hem içini dökerdi hem de tek başına ağlamazdı. Şuan ağlamasa, biliyordum ki tek başına kaldığında daha çok ağlayacaktı. Saçını okşadım.

"Ağla güzelim. Ağla içini dök, ama bil ki geçecek bunlar." dedim. Biraz zaman sonra ağlaması durmuştu.

"Hayatımıza aksiyon girdi biraz, fena mı oldu?" dedim, amacım güldürmekti. Ve başardım. "Iy, sümüklü seni. Ben peçete alıp geliyorum. Sen de biraz kendine gel, bu ne böyle!" dediğimde daha çok güldü.

Peçete ve kahvelerle, oturduğumuz masaya giderken, beni izleyen birinin olduğunu hissettim. Etrafıma bakınca, herkes kendi işiyle ilgileniyordu. Kimseyi göremedim.

Masaya gidince kahvesini verdim Hümeyra'ya. "Seni çok sevdiğimi söylemiş miydim?" dedi gülerken.

"Söylemiştin, sümüklü." dediğimde bozuldu. Ben daha çok güldüm, o da dayanamayıp güldü. Kafamı çevirdiğimde bana bakan bir çocuk gördüm. Göz göze gelmemizden cesaret alarak, masamıza geldi ve sandalyeye oturdu. İkimiz de gülümsememizi kesip, masamıza oturan çocuğu inceledik.

Boyu uzundu. Esmer ve cidden yakışıklıydı. Çene kemiği, göz göze geldiğimizde bile belirgindi. Bakışları ikimizdeydi. Bir bana, bir Hümeyra'ya bakıyordu.

"Merhaba. Size bir şey soracaktım?" dediğinde, "hatta sadece sana." diye devam ettirip bana baktı. Gözlerimi kıstım. Hümeyra'ya bakınca bana baktığını gördüm. Kesinlikle bu çocuğun bilinmeyen numara olabileceğini düşünüyordu, benim gibi.

•••

Bölüm sonu!🌸

yıldızlarHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin