13- öğretemez misin Jimin?

328 56 58
                                        

Eve döndüğümüzde karşılaştığım şey, bu tarif edilemez bir histi. Gördüğüm manzara, Yoongi eve gelmemizi söylediğinde düşündüğüm şey bu değildi. Evim, darmadağın olmuştu. Sağlam hiçbir şey kalmamıştı, her şey yere inmiş, paramparça olmuştu.

"Burası," dilim tutulmuştu, ağladığım için zaten gözlerim yanıyordu. Bugün daha ne kadar kötü olabilirdi, merak ediyordum. "Ne oldu?" Diyebildim sadece. Taehyung arkamda duruyordu, benim gibi şaşkınca etrafa baktığından emindim.

Yoongi aradığında ikimizde Guleum'a bir şey olduğunu sanmıştık ancak öyle olmamıştı. Bu iyi olan kısmıydı, kötü olansa evde sağlam hiçbir şeyin kalmayışıydı.

"Bilmiyorum, biz yarım saatliğine dışarı çıkmıştık hava almak için. Geldiğimizde böyleydi."Yoongi bize bakarken mırıldandı. Neden dışarı çıkmışlardı, Guleum bunu nasıl kabul etmişti, Jungkook ve Guleum neredeydi? Yoongi eve neden tek başına dönmüştü?

"Guleum ve Jungkook nerede?" Taehyung aklımdaki soruyu sorduğunda, Yoongi'ye dönmüştüm. Kırık dökük koltuğa oturup etrafa baktı ilk başta, sonra hala ayakta dikilen bize döndü. "Guleum evi gördüğünde onların yaptığını söyleyip durdu, çok korktu, çıldırmış gibiydi. Jungkook dışarı çıkardı, şimdi bir kafede oturuyorlar." Tanrım, evin halinden çok şimdi duyduklarım beni üzmüştü. Ev toparlanırdı, yeni şeyler de alınırdı.

"Onun yanına gidelim Taehyung." Çok endişelenmiştim, Guleum bazı şeyleri düzeltebilmek için zaman gerekir, olayların üstünden vakit geçmesi gerekir ama buna izin vermiyorlardı. Düzeltilemez bir hal almasından korkuyordum.

Onun güçlü bir kız olduğunu biliyordum, sadece insanlar bazen güçsüzleşir, güçten düşer. Ve bunu eski haline döndürmek vakit alır, belki çok belki az, çok uzun olması berbat olurdu. Buna dönüşmeden düzeltmek için her şeyi yapmaya çalışsam bile bırakmıyorlardı peşimizi, durmuyorlardı. Ne olursa olsun on beş yaşındaydı, yaşının fazlası davranmak zorunda kalıyordu, arkadaşlarıyla aynı yaşaması için adımda bulunsam bile iki saat sonra aynı yere dönüyorduk, en başa.

"Taehyung, hadi." O donmuş gibiydi, tepki vermeden sadece darma duman olmuş eve bakıyordu. Gözleri dolanıyordu etrafta, kolundan tutup çekmeye çalışsam bile kıpırdamıyordu. "Benim yüzümden, bizim yüzümüzden."

"Siz gidin, ben ilgilenirim burasıyla." Yoongi telefonu eline alıp birini aramadan önce bize doğru konuştuğunda ona minnettar olmuştum tekrardan. Ne olursa olsun, ne yapmış olursam olayım yanımdaydı, beni bırakmıyordu. Yakasına yapışmıştım, evden kovmuştum. Buradaydı, yanımda. Tereddüt bile etmeden, yardım ediyordu. Gerçekten o herkesin sahip olamayacağı bir dosttu.

"Teşekkürler hyung." Dedim gülümseyerek, karşılığında bana güven verircesine gülümsediğinde Taehyung'u çekiştire çekiştire evden çıkarmıştım.

Jungkook'u arayıp hangi kafede olduklarını öğrenmiştim, şimdi de oraya gidiyorduk. Yürüdüğümüz yol boyunca Taehyung hiç konuşmamıştı, zaten kötü durumdaydı, kendini iyi hissetmediğini biliyordum. Üstüne evi bu halde görmek ona fazla gelmişti. Sadece yanımda yürüyordu, bakışları yerdeydi.

Kafeye gittiğimizde Guleum Jungkook'a sarılarak ağlıyordu. Taehyung buna bile takılmamıştı, sadece oturdu sandalyeye. Guleum beni gördüğünde Jungkook'tan ayrılıp bana dönmüş, daha çok ağlamaya başlamıştı. Onu böyle görmek canımı sıkmıştı, onları üzgün görmek her zaman canımı sıkıyordu zaten.

Kollarını boynuma doladığında saçlarını okşadım, "Tamam güzelim, ağlama. Sorun yok, ağlama artık, hadi lütfen. Bak beni üzüyorsun, ağlama." Böyle söylediğimde uzaklaşıp bana baktı, ellerimi yanaklarına götürüp yaşlarını sildim. "Hem çirkin oluyorsun." Gülümsememişti, yanıma oturup sarılmaya devam etmişti sadece. Taehyung bacaklarının üstüne bıraktığı ellerine bakıyordu, Guleum kadar o da etkilenmişti.

IlungaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin