US〰5. Bölüm

362 17 6
                                    

Multimedia: Aleda
Thiago Pethit - Moon

Aynadaki son görüntüme bakıp iç geçirdim. Siyah kısa elbisenin içindeki görüntüm benden tamamen farklı biriydi. Çünkü oturup yıllarca düşünsem olulun ilk gününün gecesinde bara gideceğim aklıma gelmezdi. Ama işte gidiyordum.

"Çok güzel oldun." dedikten sonra en tatlı gülümsemesini yüzüne yerleştirdi Büşra. Yatağımda, benimki kadar kısa elbisesiyle rahatça otururken bile kusursuz görünüyordu. Turuncu saçlarını daha da ön plana çıkaran sade elbisesi ona oldukça yakışmıştı. Ama görünüşe göre ben ondan daha sadeydim, yalnız benim ön plana çıkacak harika turuncu saçlarım yoktu.

Ben, bendim işte. İkimiz de hazır olduğumuzda kendimizi sokağa atabildik, rahatça. Çünkü annem yine evde yoktu. Gerçekten beş gündür evde yoktu ve ben nerede olduğunu merak etmeye başlamıştım. Onun benim burda ne yaptığımdan haberi yok ve rahattı. Benim de onun orda ne yaptığından haberim yoktu ama rahat değildim. Ona anne dışında her şey diyebilirdim. Sorunlu bir arkadaş, baş belası bir küçük kardeş, alkolik bir baba. Hepsi annem için cuk diye oturan tabirlerdi. Aslında işkolik olmasının nedeninin tamamı ben değilim. Yani annemin ev yerine iş yerinde konaklaması tamamen benim küçük kardeşim Yaren ve en yakın arkadaşım Gökçe öldüğünde delirmem nedenine bağlı olamazdı, değil mi? Belki annem de benim gibi Yaren'in acısına dayanamayıp delirdi. Sanırım onunla tek ortak noktamız bu, deliliklerimiz.

''... ama sanırım senin de bunun gibi bir şeye ihtiyacın var.''

''Iı anlamadım?

''Aleda sen beni dinlemiyor musun?''

''Hayır, dinliyorum. Sadece son dediğini anlamadım.'' dediğimde şüpheyle kaşlarını çatarak devam etti.

''Diyorum ki, eğer barda Demir'ler olursa onların yanına gidelim. Ben şu Demir'i elde etme planlarımı sürdüreyim. Sonuçta ağlamayana meme yok, öyle değil mi? Ama sana da şöyle hoş birini bulsak diyorum, güzel olmaz mı?''

''Olmaz, güzel falan olmaz. Zaten bara da senin zorunla gidiyorum. Bir de bardan erkek ayartacak değilim.''

''Sen bilirsin. Ama bir gün ben Demir'le sevgili olduğum zaman kendini yalnız hissedip sevgili istemek yok.''

''Hele bir o günleri görelim de başka bir şey istemiyorum.''

''Anlaşılan benim Demir isteğim seni de etkilemiş. Sen de çıkmamızı istiyorsun, ha?''

''Eh, çıktığınız zaman Demir'le ilgili homurtuların kesilecekse neden istemeyeyim?'' Kıkırdayarak omzuma yavaşça vurduğunda kulağımızı dolduran müzik sesinden barın hemen yanında olduğumuzu anlamıştık.

''Sonunda,'' diye memnunca mırıldandı Büşra. ''Hazır mısın?''

''Başka seçeneğim mi var?'' dediğimde gözlerini devirerek koluma girdi. Barın kapısına geldiğimizde bodyguardların aklına yaşımızı sorgulamak bile gelmemişti. Tam olarak 18 sayılmazdık, birkaç ay sonra girecektik ama bodyguardların bunun yerine uğraşacak daha önemli işleri vardı eminim. Mesela 16'sında kolunda beş tane kızla gelen çocuğu içeri almamak gibi. Biraz daha ilerlediğimizde Büşra kolunu kolumdan çekti. Heyecandan ne yaptığını bilmediğine emindim.

İşte başlıyoruz. Son seste müzik, ve sanki müzik vücudunun içinde çalıyormuş gibi hissettirip neredeyse vücudunu titreten bas. Müzikle kendinden geçerek dans eden insanların tenlerindeki nem ve parfüm kokusunun karışımından oluşan o yoğun koku. Bastan dolayı bardağın içinde titreyen içkiler. Evet, barlar kesinlikle bana göre değildi. Kendimi rahat hissedemediğim yerlerdi.

UNUTURSAM SEVHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin