Şu merakta bırakma işine alıştım. İyi okumalar.
-
Kendimi zorla bıraktığım mutfak sandalyesinde stresle ritim tutmaya başladım.
Doğru olamazdı. Değil mi?
Kadının iğrenç sesi tekrar kulağımda yankılandı.
"Karını unut gitsin bu gece. Sen de devam etmek istiyorsun."
Gözlerim dolarken elimle yüzüme yelpaze yaptım. Fevri davranamazdım. Hem kızlar buradaydı hem de daha önce yaptığım gibi ona haksızlık yapmak istemiyordum.
Kalbim hızla çarparken tırnaklarımı yiyordum. Aynı zamanda "Ona güveniyorum." diyerek kendimi yatıştırmaya çalışıyordum. Tam kendimi telkin edeceğim sırada o iğrenç cümleler tekrar kulağımda yankılanıyordu.
'Devam etmek istiyorsun.'
Yapmış mıydı? Ve devam ediyor muydu?
Gözümden akacak olan yaşları zorla geri yollamaya çalışıp çarpık gülüşümü yüzüme yerleştirdim.
"Yapmadı. Ona güveniyorum." dedikten sonra yavaşça omuz silkince daha iyi hissetmiştim.
Aklımda son zamanlardaki yaşadıklarımız gelince biraz rahatlamış gibiydim.
Çocuğumuz olsun istiyorduk ve birlikte mutluyduk. Bana zarar vermezdi. Asla.
Ayağa kalkıp yüzüme su çarptıktan sonra tekrar salona geçtim. Odalara geçmeyi boşverip şuracıkta sızmışlardı.
Masanın üzerindeki dağınık yiyecekleri sessiz hareketlerle toplamaya çalışıp bir süre sonra aklımdan çıkartamadığım ses hakkında düşünmeye başladım.
Biraz sarhoştum ve düzgün düşünüp onunla düzgün konuşmam için ayılmam gerekiyordu.
-
Yaptığım kahve elimde beklerken tadım kaçmış olduğu için bahçedeki salıncakta oturmuş etrafa bakıyordum. Ama bir şey gördüğümü sanmıyorum. Ona inanmak istesem de beynimdeki duvarlara sert bir şekilde çarpan sözleri unutamıyordum.
Üşüyünce içeri girmek için ruhsuz adımlarla ilerledim.
Kulağıma anahtar sesi gelince yavaşça yanımdaki duvara yaslanıp kollarımı göğsümde birleştirdim.
Kapı aralanınca Serhat içeri girip yavaşça kapıyı kapattı. Beni gördüğünü sanmıyordum.
"Niye dikiliyorsun güzelim?"
Karanlıkta da olsa farketmişti. Sakince nefesimi üfleyip konuyu nasıl açacağımı düşündüm.
Bana bakarken ne düşündüğünü bilmiyordum ama içimden bir ses onun anlatmasını beklememi söylüyordu.
Sessiz adımlarla yanıma gelirken Melis ve Hande'nin uyduğunu görmüştü.
"Telefonunu neden açmadın?" Konuştuktan bir kaç saniye sonra içten içe pişman olmuştum.
Bana kaşlarını kaldırarak bakıp kol saatini çıkardı. "Gürültü vardı." Saatini cebine koyduktan sonra baygın gözlerini indirip yavaşça kollarını bana sardı.
Burnuma gelen karışık kokuyla anında onu ittim. Yüzüme garipçe baktığında ona bakmamaya çalışıyordum.
"Ne oluyor?"
Anlamsız bakan gözleri yanlış anladığımı düşündürmüştü. İçime su serpilmiş gibi hissetsem de telefonda duyduklarımı ve üzerindeki değişik kokuyu açıklamasını istiyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ARKADAŞ
ChickLit"Biraz daha dinlen ben elbisemi giyeceğim." İlk bakışta elbisemi bulamadığımı fark edip o da bakındı ve kum bulaşmış beyaz elbisemi alıp bana uzattı. Tek elimle göğsüme siper yapıp Serhat'a ıslak kedi gibi bakarken nemli bikinimi kenara bırakıp elbi...
