Üst kata çıkıp üzerime hızla beyaz üzerinde desenler olan gömleği ve siyah pantolonumu geçirdim. Üzerime de ceket alıp odadan çıktığımda içerden gelen sesler merakımı tetiklemişti.
Salona girdiğimdeyse ikilinin derin bir sohbete girdiklerini fark ettim. Aslında hiç rahatsız etmek istemiyordum. Ama biraz daha gecikirsek Namudan uzun bir azar işitecektim galiba.
Benim geldiğimi fark ettiklerinde ise ikisi birden beni süzdü. "Yakışmış" aynı anda kurdukları cümle ile gülümsemem genişlemişti.
Evden çıkmış sonunda restoranta doğru yol alıyorduk. "Gerçek ailemden daha eğlenceli ve sevgi dolusunuz" Mook'un sözleriyle arka koltuğa döndüm. "Ama asla annen ve baban kadar seni sevemeyiz. Bunu aklından çıkarma." Jaebum'un söyledikleri ile gözlerimin dolmasına engel olamamıştım.
Küçüklüğünde de gençliğinde de ailesinden yeteri kadar sevgi alamazdı. Onunla tanıştığımızda Kunpimook'un yaşlarındaydık. Asla ona bu kadar bağlanıp seveceğimi hatta acı çekeceğimi düşünmezdim. Birbirimizin en büyük destekçisiydik. Birbirimizin dayandığı duvarlardık. Her şey değişmeden önce biz her şeydik.
Ağlıyacağımı hissettiğim anda kafamı yukarı çevirip geçmesini bekledim. Bu sırada çoktan restoranta gelmiştik. Arabayı valeye verip içeri ilerlerken Mook pantolonumdan tutmuş öyle ilerliyordu.
Görevli yerimizi gösterip uzaklaştığında bizimkilerle kısa bir selamlaşma ve kucaklaşma faslından sonra yerleşmiştik. "Bu çerezin evde uyuyor olması gerek değil mi?" jooheon'un alayla sorduğu soruyla kıkırdadım.
"Lütfen bana evlenip çocuk yaptığınızı söyleyin!!" Jaebum'a baktığımda abartılı bir şekilde göz devirmişti. "Evet Jin hyung. Hatta ben hamile kaldım." Dediklerimle kendi kendine söylenip dil çıkardı. Namu omuzlarından tutup bedenini kendine yasladığında çenesine öpücük bıraktı
"İğrençsiniz"
Yemeklerimizi de sipariş edip sohbete daldık. Arada Kunpimook'un da dahil olmasıyla daha güzel geçiyordu. Telefonumun çalmasıyla ayaklanıp kimsenin olmadığı terasa çıktım.
"Alo!"
"Bay Wang Kunpimook sizinle mi?"
Gerçekten kreş kapandıktan iki saat sonra mı aklına gelmişti.
"Evet benimle."
"Aramışsınız ama toplantıdaydım."
"Bayan Bhuwakul bu bir neden değil. Siz gelemiyosanız bile eşinizin gelmesi gerekir.'
"Eşim iş dolayısıyla şuan yurt dışında. Ben gelip Kunpimook'u sizden alsam?"
"Bayan Bhuwakul şuan evde değilim ama eve geçmeden önce Mook'u size bırakırım. Adresinizi bana atar mısınız?"
Onayladıktan sonra telefonu kapatmış sakinleşmeye çalışıyordum. Ayak seslerini duyup kafamı kaldırdığımda ise Jaebum'u görmüştüm.
"Annesi mi?"
Kafa sallayıp yüzüne baktım. Sanki yıllar önceki genci görüyordum gözlerinde. Ama orada olamayacağını da biliyordum. "Sinirlisin..."
Yaptığı tespitle dudağımın kenarı kıvrıldı. Bana daha çok yaklaştığında ise ayak uçlarımız birbirine değiyordu. Oda gülümseyip "Eskisi gibi sakinleşmek ister misin?" diye sordu.
Belki her şeyden çok istediğim şeyi reddettim. "Eski sen, eski ben, eski biz değiliz ki eskisi gibi sakinleşiyim." dediklerimle yüzündeki gülümseme daha çok buruk bir hal aldı.
Yavaş adımlarla uzaklaşıken arkamda bıraktığım adamı ne kadar özlediğimi tekrar tekrar anlamış oldum. Kapıya geldiğimde arkamdan bağırması ise beklediğim son şey bile değildi.
"Haklısın..."
----------
Benim için uzun bir zamandır bölüm atmadım. Çünkü hayatıma giren insanla bir hikayem olduğunu unuttum.
Bol bol oy verin lütfenn...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
PLAYPEN |Jackbum
Short Story[Tamamlandı] "İnanın çocukları çok seviyorum ama hiç bir bilim adamı bana beş tane -en büyükleri beş yasında- çocuğun nasıl bu kadar ses çıkarabildiğini açıklayamazdı. Youngjae ile olan uzun sohbet ardından da kunpimook ve Yugyeomla olan kovalamaca...