0.8.0

91 11 13
                                    

Saldım bunu da...
İyi okumalar~
------------

Yerimden kalkıp Jinyoung'u takip ettim. Oyuncakların olduğu köşede kıvrılmış bir şekilde titriyordu. Endişeyle yanına çöküp kucağıma aldım. Yugyeom da başında çökmüş ağlıyordu.

"Jinyoung, Mark Yugyeom'u sakinleştirir misiniz?" İkisi de kafa sallayıp onun yanına çöktü. Kucağımdaki beden daha da ağırlaşınca kafasını omzuma koyduğunu fark ettim.

Kafasını hafifçe kaldırırken yüzüme bayık gözlerle bakıyordu. Elimi alnına koyup ateşine bakarken bir anda gözleri kapanıp başı düştü. "Mook!" endişeyle bir kaç kere adını söyleyip onu sarstım ama uyanmıyordu.

Mook'u yere yatırıp Jaebum'un odasına koştum. İçeri girdiğimde nefeslenmeye çalıştım. "Bumie Mo-mook bayıldı." Yerinden hızla kalkıp sınıfa koştu. Mook'u kacaklarken ben de çocukları bayan Wee'ye emanet edip arkasından koştum.

*

Küçük beden yatakta uzanırken ağlamaktan ve endişeden çok yorgun hissediyordum. "Bayan Bhuwakul işten izin alamıyormuş." Kafamı kaldırıp gözlerine baktım. "Babası?" Omuz silkip yanıma oturdu. "Yurt dışındaymış."

Kafamı sallayıp omzuna bıraktım. Gerçekten dünden beri o kadar yorgundum ki kimin omzuna yattığım umrumda değildi.

🎶"Küçük bir boşluktan
Usulca dışarı çıktın
Sadece bir ışık ışınıyla üzerimde parlayan güneş
Karanlık bile kör
Geceyi daha koyu boya evet evet evet evet

Ay da gökten kaçtı
Bizi gören tek şey birbirimizin gözleri
Hiçbir şey için endişelenme ve seni aç"🎶

Kafamı omzundan kaldırıp yüzüne baktım. "Bitirdim" Ne yapacağımı bilmiyordum. Bana bitirmeden göstermeyeceği şarkıyı yıllar sonra söylemişti. "Geç oldu ama bitti."

Yerimdem kalkıp koridorda yürümeye başladım.

Seni düşünerek yazıyorum.

Hayır, hayır, hayır..

Her dizede sana olan sevgimi anlatıyorum...

Yanaklarındaki yaşları sildikçe yerine yenileri ekleniyordu. Bitmiş olmalıydı. O gece her şey bitmişti. Biz bitmiştik, ben bitmiştim.

Kendimi toparlayana kadar tanrının her saniyesi kalbim acımıştı. Şimdi bana aynı acıları neden yaşatıyordu ki? Yeterince yanmamış mıydı canım zaten. Bahçeye çıkmamla yüzüme çarpan soğuk hava nefesimi kesmişti.

Mook'u burada bırakmak istemiyordum ama kendimi de toparlamam gerekti. Jaebum'a kısa bir nesaj attım. Ardından da Heon'u aradım.

"Sana ihtiyacım var."

"Sen nerdesin?"

"Ha-hastanede."

"Bir şeyin yok ya?"

"Hayır. Heon sadece gelip beni burdan al."

Onaylayan mırıltılardan sonra telefonu kapatmıştı. Banklardan birine oturup onu beklemekten başka şansım yoktu.

Aradan geçen dakikalardan sonra telefonuma gelen aramayı görüp hastanenin önüne çıktım. Siyah arabanın önünde beni beklediği belliydi. Ona bakmadan yan koltuğa oturduğumda o da arabaya bindi.

"Evde mi anlatırsın? Şimdi mi?"

"Eve gitmek istemiyorum. Senin bildiğin bir mekan varsa oraya geçelim mi?" Yüzüme uzun uzun bakıp arabayı çalıştırdı. Aklıma dolusan anılara aldırmadan yola bakıyordum."Saat daha yeni öğle oldu. Bu saatte hangi mekana gideceksin acaba?"

Derince soluklanıp kısa bir an ona baktım. "Tamam eve gidelim." Bu fikrimden memnun bir halde arabayı sürmeye devam etti.

Uzun denilebilecek bir zamandan sonra araba durduğunda bizim sokakta olmadığımızı anladım. Kaşlarımı kaldırıp yan tarafa çevirdiğimde "Benim eve geldik" dedi. Ona kızacağımı hissetmiş gibi aegyo yaptığında ise gülüp "kes şunu" dedim.

Eve geçtiğimiz sırada burnuma dolan kahve kokusuyla mayışmış hissediyordum. Mutfağa geçtiğim sırada ise Changkyun bana bakıyordu. "Senin işin yok mu?" Ben onu cevaplamazken "Sanane Kyun. Hadi odana çıksana sen." demişti Jooheon.

Onları bildim bileli anlaşamazlardı. Abim ve ben gibi değillerdi yani. İkimize kahve hazırlamaya koyulurken "Dökül hadi" demişti. Sandalyeye yerleşmem ya da kafamın içindekiler sususun diye duvarlara vurmak arasındaydım. Nitekim ilk seçenek daha az can yakıcıydı.

Sandalyeye kurulduğum sırada bana dönmüştü. "Şarkıyı..." zorla yutkunup devam ettim. "Bitirmiş." O da benim gibi şaşîrırken kafamı ellerim arasına aldım. "Hani şu sana yazdığı?" Kafamı aşağı yukarı sallayıp önüme koyduğu kahveyi yudumladım.

"Love you better" Yüzümde bir gülümseme oluştu ama kesinlikle mutluluktan değildi. Daha çok alay barındırıyordu. "Neyin aşkından bahsediyorsa... Aptal!"

Sinirliydim hem de çok. Bana yaptığı affedilir bir şey değildi. Ama sinirim ona da değildi. Kendimeydi. Bunca olandan, bunca yıldan sonra hâlâ sesinin beni büyülemesineydi.

-----------------

🎶Jageuman teum sailo
Salmyeosi saenaon neon
Han julgi bichman-eulo nal hwanhi Bichun sun
Eodummajeo nun-i meol-eo
Nam-eul deo jitge deoschilhae yeah yeah yeah yeah

Daldo byeoldo domangchin haneul
Ulil boneun geon seoloui nunppun
Amu geogjeong haji malgo neoleul
yeol-eojwo 🎶

PLAYPEN |JackbumHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin