Dolanıyor düşünceler kafamın içinde. Dışarı kaçanlarsa saçlarımın kıvrımlarında dolaşıp kayboluyorlar. Çok oldu. Kaç oldu? Zaman biriktiriyorum ben avuç içimi açıp boş görünsede boşluğa uzattığımda. İnsan yaşlandıkça bilge gibi hisseder ama kaç düşüncenin intiharına maruz kaldı bu gözler zaman uğruna? Her adımda geriye dönüp aheste aheste terkedip gidesim geliyor yolları, sokakları. Ben biriktirmek değil, paylaşmak istiyorum. Zamanla kimse doymuyor, düşüncelerin intiharı kimsenin ilgisini çekmiyor. Sanırım yanlış oyuncakları seçtim ve malesef bu oda tek başına kimsenin oynamak istemediği oyuncaklarla sessizce kendi kendine uzakta eğlenebilmek için çok büyük ve çok kalabalık. O yüzden nereye gidersem gideyim terkedemeyeceğim aslında. Aslında kaybolmuşum ben. Sessiz bir çığlığa dönüşmüş yaşamım. Kimsenin acı hissetmediği şeyden acıyı yaşamak insanların ötesinde veya gerisinde kalıyor. Sanırım en büyük cezam bunun farkındalığını kazanmak oldu. Anlatsam anlaşılmaz, ölsem de yaşasam da farkedilmez. Farketmez yani. Her neyse.
