4.3

6.4K 917 765
                                    

Otel odasının katlarını hızlı hızlı çıkarken aynı zamandan hızlanan kalbimi kontrol etmeye çalışıyordum ancak başarılı olamıyordum. Jeon'u çok özlemiştim. Fazlasıyla özlemiştim. Onunla uyuyacak olmak bile beni o kadar heyecanladırmıştı ki, sabahtan beri bu geceyi düşünüyordum. Başka hiçbir şey düşünemiyordum.

Jeon'a sımsıkı sarılarak uyumak... hayali bile mükemmeldi.

O kadar düşünceli bir adamdı ki, bana dokunmaya bile kıyamıyordu, çekiniyordu. Hiçbir erkek onun yaptığını yapmazdı.

Heyecandan asansörü bile bekleyemeden merdivenlerden çıkmaya başlamıştım. 15. kat olduğu için şu an yorgunluktan ölüyordum ama bu daha çabuk uyumamı sağlayabilirdi. Gerçi Jeon'un göğsünde asla uyuyamazdım ki. Sabaha kadar onu koklar ve öperdim. Eşsiz ses tonuyla bana masallar anlatsın isterdim.

Her zerresine çok aşıktım, fazlasıyla aşıktım.

Otel odasına geldiğimde, saatin 23.01 olduğunu fark ettim. Heyecandan vücudum titrerken üzerimde siyah kısa bir elbise vardı. Sarı saçlarımı geriye savurdum. Kırmızı rujumu sadece dudaklarına iz bırakmak için sürmüştüm.

Onu öyle bir öpecektim ki, bana karşı geleceğini düşünmüyordum. Devamını getirecekti. Emindim.

Yavaşça kapıya vurduğumda, dudaklarımı dişleyerek yutkundum. Normalde utangaç biri değildim ancak Jeon çok ayrıydı. Gözlerinin içine baktığım an hayat duruyordu, her şey duruyordu.

Birdenbire kapı açıldığında, karşımdaydı. Üzerinde siyah bir tişört, altında siyah dar bir pantolon vardı. Kafasında sportif bir şapka bulunuyordu. Kulağındaki küpeler gözlerimi kamaştırırken, kahveleri irislerimin en derinine dalış yapmıştı. Çok yakışıklıydı, akla zarar bir yakışıklılığı vardı.

Gözleri parlıyordu. Sözünde durmuştu. Bana her şeyiymişim gibi bakıyordu.

Birdenbire ona doğru yaklaşarak dudaklarımı dudaklarına bastırdığımda ellerimi yüzüne götürdüm. Jeon ise kapıyı sertçe ittirerek kapattığında, bana karşılık verdi. Hızlı hızlı ve tutkuyla onu öpsem de, o yavaştan gidiyordu.

Birdenbire yavaşça geriye çekildiğinde gözlerimin en içine baktı. Öyle bir baktı ki, tir tir titremeye başladım. Gözleri, seksi bakıyordu. Jeon hafif hızlanan nefesini sakinleştirmeye çalışarak, elini çeneme götürdü ve "Uyuyalım." diye fısıldadı.

Ellerimi beline götürerek, gözlerine bir kedi yavrusu misali baktım. "Seni çok özledim."

"Ben de." diye fısıldadığında, ellerini yüzüme götürerek, küçük yüzümü avucunun içine aldı. "Ama benden bunu isteme, sana dokunamayacağımı biliyorsun."

Tıpkı onun gibi sessizce konuştum. "Beni bu kadar çok mu seviyorsun cidden?"

Gözleri anında dolmuştu, başını iki yana salladı. "Anlayamayacağım kadar. Kelimelere dökemeyeceğim kadar."

"Beni hiç sevdiğini söylemedin ama." dedim burukça gülümserken.

Kuruyan dudaklarını ıslatırken, parmaklarını yüzümde gezdiriyordu. "Söylemedim çünkü 'Seni seviyorum' demek basit kalırdı. Herkes herkesi sever Lisa. Ama bu kadar çok sevemez. Bunun başka bir adı olmalı."

Gülümsediğimde nedenini bilmiyordum ama gözlerimden yaşlar düşüyordu. "Pepsis'in tarantulayı sevdiği kadar."

Jeon da gülümsedi ama duygulanmıştı. Başını salladı. "Evet."

Elimi tuttuğunda, gözlerimin en içine bakıyordu. Beyaz yatağı gösterdi. "Uyuyalım."

Başımı olumlu anlamda salladığımda, elimden tutmaya devam ediyordu ve bu hareketi bile beni heyecanlandırıyordu. Jeon beyaz yatağa direkt uzandığında, şaşkınca yüzüne baktım. "Üstünü çıkarmayacak mısın?"

Başını iki yana salladı. "Hayır, sen de böyle gel."

Yatağın diğer tarafına geçerek yanına uzandığımda Jeon tek kolunu uzatmıştı. Göğsüne yattığımda bacaklarımı uzattım ve beline sarıldım. Jeon ise elini belime götürerek beni hapsetti. Üzerime örtüyü de yavaşça çektiğinde derin bir soluk çekti. "Hayatımın en huzurlu anını yaşıyorum."

"Ben de," diyerek başımı kaldırdığında göz göze geldik. Yaklaşıp dudaklarına kısa bir öpücük kondurdum ve tekrardan başımı göğsüne koydum.

Jeon'un gülümsediğini hissedebiliyordum. "Öpmelere doyamıyorsun."

Başımı kaldırarak boynunu öptüğümde, aynı zamanda kokusunu içime çekerek kokluyordum. "Çok eşsiz kokuyorsun Jeon. Bu kokuyu tasvir edemem."

Yüzünü sarı saçlarımın arasında gezdirdi. "Senin kokun daha güzel." Sıcak nefesini saçlarıma doğru verdiğinde, gülümsedim ve beline daha sıkı sarıldım. "Seni o kadar çok seviyorum ki."

Sarı saçlarımı yavaşça okşadı ve öpücükler kondurdu. "Saçlarına da aşık olduğumu fark ettim."

Gözlerimi yumarak gülümsediğimde, kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Sımsıkı sarıldım. Hatta onu sıkıştırdım. Sert göğsüne çullanmıştım. Yavaşça saçlarımı okşamayı sürdürdüğünde o kadar uykum gelmişti ki, göz kapaklarımı zar zor açık tutuyordum.

Başımı hafifçe yukarıya doğru çevirdiğimde nefesimi boynuna üfledim. Gözlerim kapalıydı, "Jeon," diye fısıldadım. "Sevgilim."

"Efendim güzelim?" dediğinde dudaklarını yanağıma değdirdi. Bunu fırsata çevirerek dudaklarını bir kez daha öptüm. Sıcak nefeslerimiz bir bütün haline gelmişti, tıpkı kokularımız gibi.

Gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı. "Seni çok seviyorum." dedim ağlamaklı sesimle. "Çok." Derin bir iç çektim.

Jeon başımı göğsüne bastırdı ve yanağımı okşadı. "Güzelim, ağlayarak sevme beni. Lütfen, sadece gülümse."

Beline sımsıkı sarıldım ve gözlerimi yumdum. "Tamam sen nasıl istersen." Kendimi sakinleştirmeye çalışsam da, içimdeki yoğun aşk karşısında sadece ağlamak istiyordum.

Jeon saçlarımı okşamaya devam etti, bir yandan da öpüyordu. "Bebeksin."

Dudaklarımı büzerek kendimi uykunun kollarına yavaşça bıraktım. Sevdiğim adamın kollarında, sevdiğim adamın kokusuyla, dokunuşlarıyla ve nefesiyle uykuya daldım. Hayatımda uyuduğum en güzel uykuydu. Sonsuza kadar uyumak istedim.

pepsisHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin