[chapter four]

669 73 46
                                        

Elimdeki kalemi tıslayarak sıraya fırlattım.

"Lanet olsun!"

Yamaguchi başını gömdüğü kitaptan kaldırıp bana baktı. Dişleriyle eziyet çektirdiği kalemi bıraktı, "Hey.. Kendine bu kadar yüklenme. Matematik yapamamak dünyanın sonu değil."

"Dünyanın sonu olmayabilir ama notlarım için öyle."

"O kadar da kötü olamaz. Geçen dönem sınav ortalaman nasıldı?"

Kollarımı göğsümde birleştirip başımı pencereye çevirdim. "Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum."

Dudaklarımı büküp gökyüzünde uçan kuşları izledim. Yamaguchi sandalyesini bana yakınlaştırıp koluyla koluma vurdu hafifçe."Hadi ama ben senin arkadaşınım. Benden mi çekineceksin? Ben sana edebiyattan 34 aldığımda söylemiştim değil mi?"

Yamaguchi'nin drama dolu sesine karşı oturduğum yerde ona döndüm. Çekingence parmaklarımı birbirine kenetledim. Konu ders notlarım olduğunda ancak duvara doğru anlatırken rahat olabiliyordum.

"Şey.. 22'ydi."

"Oh.."

Gerçekten kendimi çok kötü hissediyordum. Bu dönemde kalmam gerçekten olasıydı. Hayır, kesindi.

Böyle kötü bir notu nasıl geçer nota tamamlardım bilmiyordum çünkü konu anlatımı okumak bile başıma ağrılar saplanmasına sebep oluyordu.

"Umutsuz vaka olduğumu biliyorum.."

Yamaguchi'ye ağlarcasına baktım. Gözlerini büyütüp ellerini iki yana salladı. Fark etmeden birkaç kalemi de yere düşürmüştü heyecanla.

"Ne hayır, bunu demek istemedim! U-uh neden birinden yardım almayı denemiyorsun?"

Yamaguchi bir öneri sunmanın verdiği rahatlıkla omuzlarını düşürdü ve gülümsedi. Burun kıvırıp yere eğildim. Yere düşen renkli kalemleri alırken konuştum. "Kimden alabilirim ki? Sınıfta sadece sen ve birkaç kişiyle aram iyi. Gerçi.. Sen hariç diğerleri ile o kadar yakın değilim."

"Yachi'den rica edebilirsin?"

"Sanmıyorum.. Menajer olduğundan beri meşgul gibi duruyor ayrıca onun da sınavları var. Muhtemelen üzerindeki baskı benimkinden daha büyük."

Doğrulup sırtımı duvara yasladım ve bacaklarımı uzattım. "Beni geri çevirmeyecektir fakat düşüncesizlik olurdu yine de."

Yamaguchi parmaklarını sırada ritim tuttururken düşünmeye devam etmişti. Bende sessizlik sırasında önümdeki karalamalar ile kaplı teste bakıyordum. Çoğu yanlıştı çözümlerimin.

Ben iyice dalmışken Yamaguchi ellerini hafifçe masaya vurdu. Dikkatimi ona verdiğim sırada konuştu. "Kageyama'ya sormaya ne dersin? Belki birlikte çalışabilirsiniz?"

"Kageyama mı..?"

Başımı yeniden pencereye çevirdim. Dışarıda diğer öğrencilerle bu soğuk hava da antrenman yapan Kageyama'ya baktım. Hararetle ordan oraya koşuşunu izledim. Başımı iki yana sallayıp ona döndüm.

"O salak kütüphanenin yolunu bile bilmiyordur."

Ciddiyetle söylediğim şey karşısında gülen Yamaguchi'ye bende katılmıştım.

"Tanrım, Hinata.."

Ortam az da olsa neşelendiğinde mutlu olmuştum. Yerdeki çantamın yan gözünden meyve suyumu almak için eğildim.

"Aklıma geldi, neden Tsukishima'ya sormuyorsun?"

Beklemediğim öneri karşısında nereydese başımı sıraya çarpıyordum. Başımı tutarak doğrulduğumda ona tip tip baktım.

"Dalga geçiyor olmalısın." Gülerek pipetin ince ambalajını yırtıp karton kutuya sapladım. Pipeti ağzıma götürüp birkaç yudum alırken Yamaguchi kaşlarını çatmıştı.

"Neden dalga geçeyim? Gayet ciddiyim."

Sırada ileri eğilip gözlerini üzerime dikilip kendince otoriter bir havayla konuştu.

"Tsukishima'nın çoğu dersi -aslında nereydese hepsi- iyi ve sana yardımcı olmaması için bir sebep yok."

Konuşmama izin vermeden devam etti.

"Sen ve Tsukishima çok yakın olmayabilirsiniz fakat takım arkadaşısınız ve yakın olmanız gerek! Yoksa aranızda nasıl güven bağı kurulabilir? Maç sırasında böyle olduğunuzu düşünemiyorum bile!"

Yamaguchi soluklanırken fırsat bilip ben konuştum. "Tanrı aşkına Yamaguchi, sanki onu tanımıyor gibi konuşma. Okulun ilk başında tanışmamız bile bir fiyaskoydu."

"Nereydese bir yıl geçti Hinata. Farkında olmayabilirsin fakat ikinizde çok değiştiniz. Eski gürültücü sen değilsin artık ve o da limon suratlı ekşi Tsukishima değil."

Yerinde kıpırdanıp eksisi gibi rahatça yaslandı geriye. "Hem.. Eğer kabul etmezse ben konuşurum. Ne olacak ki?"

Yamaguchi hala kaşlarını çatmış bana üstünlük kurmaya çalışıyordu. İşe yaramadığını söyleyemezdim, fakat endişelerim vardı.

Nasıl ona gidip 'tsukishima bana matematik çalıştır.' diyebilirdim ki?

"Ona nasıl bunu sorabilirim ki? Ya gerçekten meşgulse ve kabul edemezse?"

"Neden kötüyü düşünüyorsun?!"

"Tamam! Gidip onunla konuşacağım. Yeter ki otoriter anneler gibi davranmaya devam etme."

Yamaguchi koluma vurup benden uzaklaştı. "Ben senin iyiliğini istiyorum aptal. Ben senin en yakın arkadaşınım!"

Bana yoksa değil miyim? bakışları atarken yüksek sesle güldüm. Elbette Yamaguchi benim en yakın arkadaşımdı. Hem sınıfta hemde takım da o olmasa ne yapardım bilmiyordum.

"Elbette öylesin."

Ona göz kırpıp onun gibi kolumla koluna vurdum. Bakışları yumşarken ona yakınlaşıp sırıttım. O da benim gibi gülerken saçını karıştırdım. Gülerek geri çekildiğinde ayağa kalkıp yanıma çektiği sıradan kalkmasını işaret ettim.

"Hadi öğle arasının bitmesine az kaldı, bütün günü burada geçirmem. Bahçeye inelim."

Ayağa kalkıp sırayı eski yerine çekti ve sandelyeyi düzgünce yerleştirdi. Ardından yanıma geldi.

Birlikte sınıftan çıkarken aklımda hala yardım konusu vardı. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum ve özellikle Tsukishima'nın ne tepki vereceğini de kestiremiyordum.

İçimden bir ses sadece kendimi rezil edeceğimi ve aldığım berbat notla öylece kala kalacağımı söylüyordu. Yine de kötümser düşünmek yerine iyi ihtimallere odaklanmaya çalıştım.

Eğer Tsukishima bana yardım ederse en azından geçerli bir not alabilirdim ve ikinci sınavlarda daha rahat olabilirdim. Ne de olsa geçsem yeterdi. Matematik söz konusu olduğunda asla büyük beklentiler içerisine girmezdim. Ne kadar düşük beklenti, o kadar iyiydi.

Sessiz sayılabilecek koridorda ilerlerken gözlerimi etrafta dolaştırıyordum. Gözlerim Tsukishima'nın sınıfında durmuştu, adımlarımı yavaşlatıp orta sırada oturan bedeni izledim.

Her zamanki gibi kulaklığı kulağındaydı, elinde kitabıyla sessizce oturuyordu. Beni fark etmeyeceğini bildiğim için kısa bir süre daha izledim onu.

Sabit mimiklerle sayfayı çevirdiğinde gözlerimi ondan çekip benden birkaç adım önde olan Yamaguchi'ye yetişmek için hızlandım.

Birlikte dışarı çıktığımızda okulun köşesindeki banklara ilerledik. Yeşilliklerin içindeki banka oturduğumuzda Yamaguchi edebiyatla ilgili bir şeyler anlatmaya başladı.

Öğle arası bitene kadar orada oturmuştuk. Yardım konusuna fazla değinmemiştik o zaman diliminde.

Bende üzerinde fazla durmamayı seçmiş, Yamaguchi ile vakit geçirmiştim. Bir süre sonra zil çaldığında oturduğumuz yerden kalkıp konuşarak sınıfımıza dönmüştük.

bandage | tsukihina Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin