[chapter six]

577 72 45
                                        

Günler oldukça sıkıcı geçiyordu. Bütün gün derslerin altında ezilmiş gibiydim, hava ruh halime tezat oluşturacak kadar güzeldi. Bu kış aylarında böyle güneşli ve ılık bir hava oldukça garipti fakat şikayet etmiyordum. Bahar gelmese de baharı az da olsa hissetmek güzeldi.

Sıramın üzerinde otururken elimdeki meyve suyunu yudumlamaya devam ettim. Her zamanın aksine bu kez şeftalili yerine vişneli almıştım. Mayhoş tadı başta rahatız etse de sonradan tadına alışmıştım.

"Hinata!"

Sınıftan içeri giren Yamaguchi'yi görünce dişlerimle ezdiği pipeti bırakıp ona döndüm.

"Hey!"

"Bu gün sınıfın boş olması harika değil mi? Gerçi kimse bu hava da sınıfa kapanmaz."

Onu başımla onayladım. Öğle arasında genelde sınıf neredeyse boş olurdu. Sınıftaki birkaç kişi de sonradan dışarı çıkmışlardı. Sınıfta sadece Yamaguchi ve ben vardık şimdi.

Yamaguchi sırasını yanıma çekip benim gibi sıranın üzerine oturdu. Yönümüz pencereye dönüp ısısını karşıladık. Güneşin sıcaklığı yüzüme vururken gülümsedim.

Çok sıcak..

Sıcaklığı memnuniyetle karşılarken gözlerimi yumdum. Yamaguchi elindeki poşetin içinden yiyecek çıkarana kadar kapalı tutmuşum gözlerimi. Meyve suyumun sonuna gelince içinde kalanları seslice içtim.
Karton kutuyu sıramın yanına koydum.

Arından Yamaguchi'ue dönüp çıkardıklarından tostu ve meyve suyunu aldım.

"Meyve suyunu bu kadar mı seviyorsun?"

Pipeti kutuya takarken mırıltıyla onayladım.

"Ee Tsukishima ile konuştun mu?"

"Evet, kabul etti."

"Hah, sana söylemiştim gördün mü?"

"Evet, tabii.."

Konuyu kapatmıştım bir şekilde.

Sıralarımızda bir süre daha öylece oturken aklıma gelen şeyle anlım olarak durakladım.

Bekle, onunla bugün konuşacaktım değil mi? Lanet olsun!

"Tanrım unuttuğuma inanamıyorum!"

Sıradan ani kalkışımla Yamaguchi kaşlarını kaldırdı.

"Sorun ne?"

"Bu öğle arasında Tsukishima ile nerede çalışacağımıza karar verecektik!"

Yamaguchi bu kez tamamen şaşkınlıkla bana bakmaya başladı. Beni ittirip konuştu, "Öğle arası başlayalı on dakika oldu, hala vakit var koş!"

Panikle başımı sallayıp sıraların arasından geçip sınıf kapısından çıktım.

Koridorun sonuna doğru hızlı adımlarla ilerledim. Koşmak daha iyi bir seçenek olabilirdi fakat koridor nöbetçisine yakalanabilirdim. Şu an bununla uğraşabileceğimi sanmıyordum.

Dikkatsizce giderken bedenlere çarpmamaya çalışıyordum. Ne var ki koridor sinir bozucu bir şekilde kalabalıktı.

"Ah!"

Sağ ayağım takıldığında dengemi kaybetmiştim. Önümdeki bedene toslamıştım ister istemez.

Başımı kaldırıp çarptığı kişiye baktım. Sarı saçlar görüş alanıma girdiğinde bir iki adım geriledim.

"Ah Tsukishima, üzgünüm. Ben de tam sana geliyordum."

Siktir, bunu neden söyledim ki?

bandage | tsukihina Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin