Kenara geçtiğimde ellerimi dizlerimin üzerine koydum. Yanımda olan Yamaguchi sorun etmemem hakkında bir şeyler söylüyordu fakat pek dinleyebildiğim söylenemezdi.
Bir süre sonra sakinleşmiştim ve aslında o kadar da kötü olmadığına karar vermiştim. Sakince nefesimi verip maça odaklandım.
O sırada gözlerim Tsukishima'ya takılmıştı. Göğüsü hızla inip kalkıyordu. Saçları dağılmıştı ve gözleri fileyle top arasında mekik dokuyordu.
Karşı taraftan bir atak geldiğinde anında yerini değiştirmişti. Aklından neler geçtiğini kestiremiyordum. Karşı takımdan uzun boylu ve yapılı biri smaça kalktığında yerimde doğruldum. Hızla sahadakilerde gezdirdim gözlerimi.
Tanaka-san filenin gerisindeydi ve harekete geçene kadar top havaya atılmış olacaktı. Şu an en iyi pozisyonda olan Tsukishima'ydı.
Yutkundum. Tüm odağım filenin önündeki Tsukishima'daydı. Uzun boylu çocuk topa sertçe vurdu.
Dişlerimi sıktım ve ellerimi yumruk yaptım. Yapabileceğini biliyordum. O hep yapardı, tanıştığım en iyi blokçulardan biriydi. Tanıştığım en zeki insanlardan biriydi.
Belki de en iyisiydi.
Kalp atışlarım hızlanırken ayağa kalkıp adını bağırarak tezahürat yapmak istiyordum. Fakat yerimde oturmam ve sadece izlemem gerekti.
Top hızla Tsukishima'ya gidiyordu, kollarını yukarıya kaldırıp zıpladı. Filenin üzerinde çıktığında onu blokladı. Top karşı tarafa giderken tehatça nesefimi dışarı vermiştim. Vücudum gevşerken gözlerimi kapattım. Fakat Tsukishima'nın sesüni duyduğumda gözlerim hızla açıldı. Onu az önce durduğu yerde göremeyince gözlerim etrafı taradı. Gözlerim uzun bedenle buluşunca ona diktim bakışlarımı. Bir sorun olmadığını görmek istiyordum. Yüksek çıkan sesini kötü yorumlamak istemiyordum.
Gözlerim ellerine inince fark etmiştim ellerinin yaralandığını. Bedenimi kaplayan endişe duygusuyla bende kalktım ayağa. Elektrik dalgası hızlı bir esintiyle geçti içimden.
Aptal sakin ol. Dikkat çekeceksin.
Kendime sakin kalmamı hatırlatıp sahaya ilerledim. Maç durmuştu ve Koç Ukai Tsukishima'nın yanına gitmişti.
O sırada Yamaguchi in sesi yankılandı. "Aman tanrım Tsukki iyi misin?!"
Etrafındaki küçük kalabalıktan rahatsız olmuş olmalıydı. Koç Ukai bunu anlamış olmalıydı ki onu köşeye yönlendirmişti. Tsukishima başını sallayarak onaylamış ve buraya yönelmişti. Tam karşısındayım ve o buraya yaklaştığında gözlerimiz değdi birbirine. Adımlarını yavaşlatıp buraya ulaştığında ne yapacağımı şaşırmıştım.
Ona yardım etmek istiyordum fakat ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Ne demeliydim?
Yamaguchi onun iyi olduğuna emin olduktan sonra oyuna girmişti. Şimdi servis kullanacaktı.
"Hinata!"
Koç Ukai'nin sesiyle ona döndüm. Tsukishima ile ilgilenirken beni yanına çağırmıştı. Yanına gidip onları dinledim.
Tsukishima birkaç dakika öncesine göre daha iyi görünüyordu. O sırada ellerini inceledim. İki eli de biraz yara almıştı. Sağ elinin orta, işaret ve serçe parmağı yaralanmıştı. Topun hızıyla derisi zarar görmüştü. Sol eli ise kanıyordu.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Tsukishima Koç Ukai'ye iyi olduğunu söylemişti ve pansumanın yeterli olduğunu söylemişti. Koç kabul edip bana döndü.
"Hinata Tsukishima ile ilgilenir misin?"
Sorusuyla içten içe kızarmıştım. Dışıma yansıtmamakta kararlıydım bu yüzden başımı sallayıp konuştum.
"Elbette."
Koç Tsukishima'ya son kez geçmiş olsun dedikten sonra yerine dönmüştü. İkimiz kaldığımızda ona döndüm.
"Benimle gel."
Onu nazikçe oturtmuştum ve Takeda-sensei'nin getirdiği ufak ilk yardım çantasını açmıştım. Pamuk ve temizleyiciyi çıkardım.
Pamuğa birkaç damla döküp ona döndüm. Sessizce gözleriyle ellerimi takip ediyordu. Heyecanla ona yaklaştım.
Dikkatlice elini tutmuştum ve parmaklarını silmeye başlamıştım. Elleri benim elimin yanında kocaman kalıyordu. Ona göre daha sıcak olan ellerim onun soğuk parmaklarına her temas ettiğinde ufak bir irkilme hissediyordum. Soluk tenini hissetmek paha biçilemezdi benim için. Zihnimi tamamen boşlaltmıştım ve sadece şu dakikaları zihnime kazımak istiyordum. Tüm heyecanım uçup gitmişti.
Ellerini temizledikten sonra bandaj rulosunu aldım elime. Yeterli uzunlukta kesip başımı kaldırıp ona baktım. Başını eğmiş hareketlerimi izliyordu az önceki gibi. Oturduğu için yakındık ve nefesini hissedebiliyordum.
Hala soluk alış verişleri düzene girmemişti. Hoş, sadece beş dakika falan geçmişti. Bu kısa süre zarfında dinlenmesi zor olurdu.
Parmaklarını aralaması için hafifçe dokundum. Hemen anlamıştı ve elini kocaman açmıştı.
Evet elleri gerçekten büyüktü ve parmakları uzundu.
Usulca öksürüp kendime geldim. İnce bandajı yaralı parmaklarından nazikçe bir aşağı bir yukarı sarmıştım. Aynısını diğer eli içinde yaptığımda işimiz bitmişti. Eli avucumdan kayıp gittiğinde boşluğa düşmüştü elim.
Birkaç saniye sonra bende elimi indirmiştim.
"Teşekkür ederim."
Her zamanın aksine oldukça uysaldı. Dürüst olmak gerekirse pansuman yapanın ben olmasına izin vermesine bile şaşırmıştım. Revire gidebilir ya da başkasından isteyebilirdi.
Kafamdaki düşünceleri kovalayıp ona döndüm. Şimdi daha rahat hissediyordum bu yüzden sanırım onunla konuşabilirdim.
"Hey, nasıl hissediyorsun?"
Başını bana çevirip sessizce yanıtladı. "Daha iyiyim ve.."
Gözleri parmaklarına indi ardından yeniden odağı ben oldum. "Pansuman için teşekkürler."
Hafif bir gülümsemeyle yanıtladım onu. "Önemli değil, iyi olmana sevindim."
Kısa, oldukça kısa konuşmamız sonlanınca yeniden maça döndü. Bense bir süre daha onu izledim.
Garip bir ruh halindeydim. Maçtan çıktığım için kendimi berbat hissederken birden Tsukishima'nın parmaklarını sararken bulmuştum ve bana iyi davranmıştı.
Normal biri için teşekkür etmek normal olabilirdi fakat Tsukishima için aynısınu söyleyemiyordum.
Çünkü.. O Tsukishima'ydı.
Bu kadardı, onu nasıl açıklarım ya da nasıl tarif edebilirdim bilmiyordum. Karmaşıktı. Yine de, onun bu karmaşıklığından umutsuzca hoşlanıyordum.