[chapter nine]

533 66 21
                                        

Çimenlerin üzerinde dolanırken başımı kaldırıp güneşe baktım. Sağ elimi gözlerime siper ederken güneş ışınlarının yakıcılığını hissettim. Sıcaklığı çok güzeldi.

"Hinata!"

Yamaguchi'nin sesiyle başımı sola çevirdim. Elindeki  buraya geliyordu. Hızlı adımları yavaşladı, sakince yanıma ulaştığında bende yerdeki çantamı aldım.

"Hazır mısın?"

Başımla onayladım. "Gidelim."

Birlikte okul bahçesinden çıkıp okulun önündeki okul otobüsüne ilerledik. 

Takeda-sensei ve koç Ukai yol planını tartışırken bende otobüse girip kendime yer aramaya başladım. Arkalara doğru ilerleyip cam kenarına çantamı bıraktım. Diğer boş yere oturup bir süre otobüsün tavanını izledim.

Dün antrenman sonrasında müdür spor salonuna gelmişti. Hazırlık maçı için yapılan bir ortak etkinliğe katıldığımızı haber vermişti. Bunun için Tokyo'ya gidecektik. Hepimiz oldukça şaşırmıştık ve heyecanlanmıştık. Orada iyi bir iş çıkarmak istiyordum. Özellikle takım için çok çabalamak istiyordum.

Antrenmanlar sırasında Tsukishima ile birçok kez karşı karşıya gelmiştim. Sanki hiçbir şey olmamış gibi filenin arkasında, keskin gözleriyle beni deliyordu. Ona her kaşlarımı çatıp baktığımda sanki önemsizmişim gibi beni görmezden geliyordu.

Soyunma odasında giyinirken vücudunda gördüğüm yaralar beni açıkça üzüyordu.

Ben hariç herkes sıkı çalışıyor gibi. Voleybolu sadece bir klüp olarak gören o bile.

Sonra kendime gelmem gerektiğine karar vermiştim. Okul çıkışlarında pas çalışmaya devam etmiştim. Hem Suga-san hem de Kageyama ile çalışıyordum.

Sonunda yine karşı karşıya gelmiştik.

Uzun vücudu yine tam karşımdaydı. Elleri topa duvar örmek için hazırda bekliyordu.

Bende dizlerimi hafifçe kırmış bana gelecek olan pası bekliyordum. Kageyama yükselip topu bana gönderdiğinde yukarı sıçradım tüm gücümle. Tsukishima'ya fırsat vermeden sol elim topla buluştu. Gözlerimi kapatıp tüm gücümle topu karşıya gönderdim.

Berbat geçen bir haftanın sonunda, Tsukishima beni artık bloklayamıyordu.

O görünmez duvarın yavaş yavaş çatlamaya başladığını hissedebiliyordum. Dışarıdan bakıldığında aslında sadece saçma bir soğuk savaştı.

Öyleydi de.

Fakat sonuçta biz aynı takımdaydık. Aramızda abartılı bir rekabet olamazdı. Yoksa tüm bağlar kopardı.

Tsukishima bunu zaten biliyordu. Aptalca çekişmeler için fazla zekiydi. Bende bu tür şeyleri önemsemeyecek kadar umursamazdım. Yani bu önemsizdi ve sorun değildi.

Ama sorun olan şey tam olarak neydi? Bunu hâlâ anlayamamıştım.

Fazla düşünmenin bir anlamı yoktu. Beni daha da içine çekeceğini bildiğimden bunu düşünmeyi başka bir zamana erteleyip oturduğum yerden kalktım ve boşluktan sıyrılıp dar alanda yavaşça ilerledim.

Otobüsün kapısına geldiğimde önüme çıkan bedenle bir iki adım geriledim.

"Oh, affedersin Yamaguchi."

Anlık bir şaşkın ifadenin ardından gülümsedi ve elini boşver dercesine salladı. "Haha, sorun değil. Bu arada ben Yachi'yle oturacağım sorun olmaz değil mi?"

bandage | tsukihina Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin