Son

655 40 73
                                    

Gece bitmeden önce Efeoğulları çoktan eve dönmüştü Harun bey, Zeynep hanım ve İlay araca binince dörtlü kalmıştı

"Annecim ben Sahrayı bir yere götürücem sizi şoför bıraksa olur mu?"

"Peki, çok geç kalmayın!"

"Anne saat gecenin 1'i zaten?"

"Gelme eve Gediz! Allah Allah yaa!"

Refika sinirle arabaya bindiğinde Mügede Gedize muzip bir bakış atıp Refikanın yanına oturdu

Gediz telefonu eline alıp birilerini aradı

"Alo, Ahmet bey temizlendi mi?"

"Bir yarım saatlik işi kaldı Gediz bey."

"Tamam yarım saat sonra orada oluruz. Kusura bakmayın sizi'de bu saate kadar rahatsız ediyorum!"

"Estağfurullah Gediz bey, biz evi temizleyip çıkarız!"

"Tamamdır, teşekkürler."

Gediz telefonu kapatıp cebine koyduğunda Sahra kim olduğunu sordu

"O kimdi, nereye gidicez?"

"Sabret doktorum, bir yarım saatlik işi kalmış sonra öğrenirsin. Hadi gel terasta bekleyelim."

Terasa çıktıklarında iki gençte deniz manzarasına iç çekti yaş olarak ikiside çok gençti ama yaşadıkları ruhlarını büyütmüştü gerek omuzlarında ki sorumluluklar gerek ruhen yalnızlıkları onları büyütmüştü

Sahra kafasını Gedize çevirip derince baktı son bakışlarıydı bunlar...

Gediz Sahranın ona baktığını hissedince ona bakmadan sırıtarak konuştu

"Biliyorum Yunan heykeli gibi adamım!"

Sahra Gedizin omzuna vurup;

"Pis egoist" dedi

Gediz gülerek Sahrayı kolunun altına alınca birlikte uçsuz bucaksız denizi izlemeye devam ettiler...
Sahra arkadan gelen melodi ile gözlerini kapadı

"Çok güzel şarkı değil mi? Kim bilir nasıl bir hikâyesi vardır!"

"Janset ve Şamilin hikayesi bir nevi Şamilin hikâyeside diyebiliriz."

"Nasıl yani?"

"Kafkasyanın bir köyünde bir düğün varmış ve o düğüne sadece en güzel ve en yakışıklı insanlar davetliymiş ve Janset ve aileside... Şamil ise bir akordiyoncu imiş o gece Şamil ve Janset birbirlerine vurulmuşlar hiç konuşmamışlar ama gözleri yeterince konuşmuş Şamil o gece en güzel ezgilerini çalmış ve düğün bitmiş herkes köyüne dağılmış Şamil üzgün, Şamil mahzun... Aylarca kafkasyanın köylerinde gezerek Janseti aramış en sonunda Elbruzun yamacında her yerden çok uzak, her yerden çok farklı, çok az kişinin bildiği küçük bir köyde rastlamış ona ve evine kadar takip etmiş onu sonunda janseti eski ve yıpranmış bir kapıdan içeri girerken görmüş. Şamil koymuş aklına o gece sevdiği kızı isteyecektir babasından!"

"Ee istemiş mi bari?"

"Ya Doktorum bölmesene!"

"Tamam ya demedim bir şey!"

"Akşam olunca gitmiş kapıyı çalmış kapıyı Janset açmış ve onu görünce sendelemiş belki şaşırdı belki'de korktu bilinmez... Şamil emin adımlarla girmiş içeriye ve çokta yakışıklı bir gençmiş tam Jansete layık bir adam, istemiş Janseti babasından ama aldığı cevap Şamili yıkar 'akordiyon çalan kişiye verecek kızı yokmuş' adamın. Aylar belkide yıllar sonra çevrenin en zengin adamının düğünü varmış Şamil ise çevrenin en yetenekli akordiyoncusu olarak gider ve gördükleri ile yıkılır gelin o çok sevdiği Jansettir denilene göre o gece 'gece bir kat daha kararır, ay saçmaz olur nurunu' Şamil ve Janset göz göze gelirler ama Şamil kaçırır gözlerini, ardından daha önce kimsenin duymadığı bu hüzün dolu ezgiyi çalmaya başlar o günden sonra bu parça her duyulduğunda gece bir kat daha kararır... İlk kez o gece duyulur bu ezgi Jansetin düğününde Şamil tarafından çalınır..."

UKDEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin