Günaydın münafıklar oruç bozduran bölüm yazdık oruçluysanız okumayın.
Şaka şaka smut yok, taşak geçiyorm sizinle -nar
Bu arada iki yazar olduğunu bilmeyen şerefsizler var, bni üzüyolar. -nar again
Neyse bölüme geçin ve 1k yorum gelene kadar yb yok unutmayın, öptm✨❤️ -nar
___________________________
-Seokjin-
Yavşak piç.
Ağzı kulaklarında Namjoon'un etrafında dolanan sülüğü izlerken sinirli gözlerimi ona dikmiştim. Namjoon az önceki iğrenç öpücükten sonra yanından kalkıp benim peşimden, oturduğumuz yere gelmişti. Yüzü ise asıktı. Ama aptal sülük hâlâ peşini bırakmayarak kuyruk gibi arkasından geliyordu.
Namjoon'un şimdi ona yüz vermemesi az da olsa içimi ferahlatmıştı. Sanırım anlamıştı asıl amacını.
Jackson'ın yüzündeki aptal sırıtma asla azalmıyordu çünkü şimdi onların sahnesi başlayacaktı. Senaryoya kısaca göz gezdirdiğimde bu sahnede ikisinin karakterinin yakınlaşma sahnesinin olacağını görmüştüm. Aptal bu yüzden dakikalardır sırıtıyordu.
Bu beni daha fazla sinirlendirmişti. Aynı gün içerisinde benimle öpüşüp bir de üzerine onunla yakınlaşacağı düşüncesi... Ah bekle, neden bu kadar sinirlendiriyordu bu düşünce beni?
..Sonuçta sadece roldü bütün bunlar.
Rolü gerçekle karıştırmak profesyonelce bir iş değildi, kendime inanamayarak şakaklarımı ovaladım. Cidden uykum vardı, neyse ki yarın bu haftanın son çekimlerini yapacaktık. Birkaç gün boyunca rahatça dinlenebilirdim yani.
Gerçi.. bu Namjoon'u birkaç gün göremeyeceğim demekti. Bunun beni niye rahatsız ettiğine de anlam verememiştim.
Gözlerimi makyajı tazelenen çaylağa çevirdim. Şu an makyajını yapan makyöz oldukça minyon bir kadın olduğundan eğilmek zorunda kalmıştı ve komik görünüyordu. Bu haline sırıtmadan edemedim.
" Görüşürüz Seokjin, ben çıkıyorum." Bir anda omzumda hissettiğim elle irkilip arkama dönünce Chae ile karşılaşmıştım. Yüzünde "sonunda eve gideceğim!" diye bağıran bir gülümseme olması beni güldürürken konuştum. İşini bu kadar sevip aynı zamanda bu kadar nefret etmesi garipti.
"Çoktan koşa koşa çıkmışsındır diyordum, baya yorgun duruyorsun."
"En azından ben sırf birilerini dikizlemek için sette kalmıyorum Kim Seokjin." Sırıtıp lafını da soktuktan sonra kapıya doğru ilerleyince arkasından mırıldanıp tekrar Namjoon'a döndüm.
"Dikizlemiyorum, güvenliğinden emin oluyorum sadece."
Fakat burada olmam bile güvenliğinden emin olmama yetmemiş olacak ki o sülük tekrar Namjoon'un dibinde bitmişti. Seslerini pek duyamasam da Jackson'ın kendisini affettirmeye çalıştığını görebiliyordum. Çenem kasıldı tekrardan sinirle, nefret ediyordum bu aptaldan!
Namjoon ise hem yüz vermek istemiyor, hem de hâlâ vicdana gelerek onu kırmak istemiyordu. Ama bu iyi niyet falan değildi, düpedüz saflıktı.
İkilinin son sahne hazırlıkları yapılırken uykumu bastırması için kahve almaya gittim. Her an burada uykuya dalabilirdim ve bu isteyeceğim son şey bile olamazdı. Kısa süre sonra tekrar gelip yerime oturduğumda Namjoon'un bakışları bana dönmüştü. Bakışlarında anlaşılamayan bir farklılık vardı. Sanki kendi suç işlemiş gibi bakıyordu yüzüme.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Lights, Camera, Action!
Fanfiction[Yeni bölüm gelmeyecek] Işıklar hazır, kamera hazır, oyuncularımız ve sahne hazır. O zaman en mükemmel sahneyi çekmek için ne bekliyoruz? [NamJin] Yazarlar: @Namjinisreelerthanme @iridescentarmy
