"Uyanın!" Alex seslendi. Kara yüzünü ve kollarını Lena'nın boynuna kitlemiş, Winn yastığa sarılarak uyuyordu.
"Winn'e sevgili bulmalıyız.." Sam Alex'in omzuna kolunu koydu. "Evet. Kesinlikle."
"Uyansanıza artık!" Sam tekrar seslendi.
"Bağırıp durma Sam!" Lena uykulu sesiyle mırıldandı. Winn homurdanarak ayağa kalktı. Kara hâlâ uyuyordu.
"Kara." Lena elini Kara'nın yanağına götürdü. Kara Lena'nın boynuna daha da yaklaştı.
"O öyle uyanmaz." Alex güldü. "KARA!"
Kara adeta yerimden sıçradı. "Tanrım! Alex!" Kalbini tuttu.
Alex sırıttı. "Kahvaltı hazır."
Kara gözlerini ovuştururken söylendi. "Lanet olsun! Ödüm patladı." Lena güldü ve Kara'ya sarıldı. "Kalbi çıkacak. Şuna bak, nasıl atıyor!" Alex'e kaşlarını çattı.
"Üzgünüm."
"Benim suçum neydi?!" Winn bağırdı.
"Seni unuttum, pardon." Alex mutfağa kaçtı. Sam güldü. "Hadi, kalkın. Daha yapacak bir sürü şey var." Kara'ya baktı.
"Evet, evet doğru!" Lena'nın sorgulayan bakışlarından kaçtı. "Maç günü!" Ayağa kalkıp esnedi. "Bir şey lazım mı?"
"Aslında tereyağ alabilirsin."
"Mükemmel!" Kapıya ilerledi. "Hey! Nereye?" Lena koltuktan anca kalkmıştı.
"Tereyağ alacağım."
"Tereyağsız kahvaltı yapamaz mıyız sanki? Boşver."
Kara Sam'e baktı. Sam kafasını olumsuz anlamda sallayıp mutfağa geçti. "O zaman.. Kahvaltı." Kara sırıttı ve mutfağa gitti.
"Tanrım.." Lena peşinden gitti.
~~~
Arabadan inen ekip birbirine baktı. Maça yaklaşık 1 saat vardı.
"Biz içeri gidelim. Sizde kafeteryada biraz oturur, sonra gelirsiniz." Sam diğerlerine baktı. Herkes onaylayan sesler çıkardı. Lena ile Kara sarıldı. "Bu maçı kazan." Lena gülümsedi. Kara Lena'nın alnını öptü. "Kazanacağım."
Alex aralarına girip Kara'ya sarıldı. "Hey!" Lena güldü.
"Kardeşimi benden çaldın Luthor."
"Pekâla, oyuna Sam'i sokuyorum."
"Ben ne yaptım şimdi?"
"Yapmadın, yapacaksın." Sam'i sarılan ikiliye itti. Alex Sam'i son anda tuttu. Herkes güldü. "Tanrım, kendimi yalnız hissediyorum." Lena Winn'i de çekiştirdi ve 5'li birbirine sarıldı. "Hadi, çıkışta görüşürüz."
"Siz gidin, ben Lena ile bir şey konuşacağım."
Kara Sam'e gitmeleri için işaret verdi. Herkes vedalaştı.
"Noluyor Danvers? Bana imzalı formanı mı vereceksin?" Lena güldü.
"Hayır!" Kara güldü. Elini cebine attı ve bir şeyler karıştırmaya başladı. Lena merakla baktı. "Evlenme teklifi edeceksen, vazgeç. Biliyorum beni bulmuşken kaçırmak istemiyorsun ama mezun olmadan evlenmem."
"Lena!" Kara tekrar güldü. "Hayır, yüzük aramıyordum. Bekler misin?" Cebine tekrar baktı ve yere eğilip çantasını açtı. Bulduğu ufak kutuyla gülümsedi ve ayağa geri kalktı. "Doğum gününü daha dün sabah öğrendim, bir şey düşünecek vaktim olmadı ve burs param maçlardan sonra yatacak- yani çok bir şey değil ama.." kutuyu açtı. İçinde kibar ama çok hoş bir kolye vardı. "Doğum günün kutlu olsun. Tekrar."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Tell me it's real | Supercorp
FanfictionAlex Kara'nın telefonuna kafasını uzattı. "Pekala, ergen. O telefonu bırakmalısın bence." Kara fotoğraflara bakmayı kesti. "Ne?" güldü. "Ben -senin aksine- kızlardan hoşlanmıyorum, Alex." Alex bu laf üzerine kocaman bir kahkaha patlattı. Kara göz de...