Burnumu sildiğim peçeteyi kenara atarak mızmızlandım, boğazım yanıyordu, gözlerim yaşarıyordu ve burnum akıyordu. Bitmek bilmeyen hapşuruklarımı araya katmak dahi istemiyordum.
"Yoora, iyi misin kızım?"
Eve yeni girdiğini kapı sesinden anladığım annem koşar adımlarla odama çıkmış, endişeli bir şekilde bana bakıyordu.
"Hiç iyi değilim." dedim, iyiyim falan diyecek değildim.
Ateşime baktı, "Fazla ateşin yok, yine de hastaneye gidelim."
Yatakta diklenip yorgun gözlerimi ona diktim, "Gidelim."
Kısa bir süre sonra bana montumu giyindirmişti ve birlikte arabaya binmiştik, "Babam nerede?"
"Mesaisi var."
"Anladım."
Sonra telefonunu çıkarıp kulağına götürdü, "Seol-a-shi merhaba."
"Hastanede misin acaba? Yoora biraz rahatsız, sizin hastaneye geliyoruz."
Bayan Jeon olduğu belliydi, telefonun ardından gelen samimi sesten anlaşılıyordu.
"Tamamdır, beş dakikaya oradayız."
Kafamı geriye yaslayıp oraya hızlı varmayı diledim, hasta olmak hiç hoşuma gitmiyordu.
"Bebeğim iyi misin?"
"Değilim anne, niye ikide bir sorup duruyorsun?"
Huysuzluklarımla dolu geçen yol bitmiş, hastaneye girmiştik. Bayan Jeon'un bizi kapıda karşılıyor olmasını da beklemiyordum açıkçası, başka hastaları yok muydu bu kadının?
"Yoora, gel hemen seni muayene edelim."
Annemle muhabbet ede ede asansöre bindiler ve bu sohbet benim muayenem bitene kadar devam etti.
"Vitaminlerini aksatmadan iç, öksürük birkaç güne başlar onun için de ilaç yazıyorum. Ateşi yükselirse mutlaka buraya getirin."
Üzerimdeki halsizlik git gide artarken sadece başımı salladım, annem Bayan Jeon'a minnetini dile getirirken de dışarı çıkıp bir an önce eve gitmek istediğimi belli ettim.
Tekrar arabaya binmemizin üzerinden çok zaman geçmemişti ki annem bir eczanenin yanında durup ilaçlarımı aldı, yolun geri kalanında ise telefonu susmak bilmedi.
Eve vardığımızda saat daha yeni sekize geliyordu, ben hızlıca odama geri dönerken annem de telefonuna cevap vermişti, "Ne demek kaçmış?"
"Kahretsin, yanında kimse yok muydu?"
"Bir haltı beceremediler, ben gelmeden başlamayın. İlk ekibi gönderin."
Telefonu kapattıktan sonra ellerini beline koyup ofladı, büyük ihtimalle işe geri gitmek zorundaydı.
"Yoora,-"
"Acil işin çıktı ve gitmek zorundasın, uyuyacağım zaten gidebilirsin."
"Abini arayıp dönmesini söyleyeceğim."
"O gelirse daha da fenalaşırım, gelmesin kimse."
"Ama evde yalnız kalamazsı-"
Kapının sesiyle sözü bölündü, umarım abim gelmemiştir diye düşündüm. İlgilenme ayağına benim sinirimi daha da bozacaktı.
Annem kapıyı açtığında çıkardığı şaşkınlık nidası ile dikkatli bir şekilde alt katta dönen şeyleri dinlemeye başladım. "Jungkook o kadar uygun bir zamanda geldin ki.."
Jungkook mu gelmişti?
"İyi akşamlar efendim." dedi saygılı bir ses tonuyla.
"Yoora üst katta, odasında. Benim acilen çıkmam gerek. Abisi gelene kadar yanında kalabilir misin?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
mirrorball ~ jjk
Fiksi Penggemar+454875: Üst dönemlerden Jungkook var ya +454875: Araba kazası yapmış +454875: Durumu ağırmış
