-1-

23 5 9
                                    


Hayatta eşitlik yoktur. Herkese farklı şartlar sunulur. İnsana kalan elindeki şartları en iyi şekilde değerlendirmektir. Aksi halde hayatına söylenir durur. Bu onu ne ileri ne geri götürür sadece sahip olduklarından dahi nefret eder duruma getirir.

Aslında gelişim için iyi bir şeydir bu. Ama sahip olduklarını da unutmamak önemlidir bu süreçte...

Bilememiştim. Yaşadığım hayat kusursuz olmasa da sahip olduğum çok şey vardı. En değerlilerimi söküp almışlardı benden. 16 yaşındaydım. Her şeyimi aldıklarında sadece 16 yaşındaydım. O zamanlar içimde bulduğum iki şey vardı: acı ve öfke.

İnsan yaş aldıkça öfkesi durgunlaşıyor sakin bir intikam isteğine dönüşüyordu. Çok çalışmıştım.Geceleri çalışmaktan gözlerim yanar bir süre acıdan gözlerim kapatıp uyuyamazdım. Liseye geçiş sınavından üniversite sınavına hep kendi şansımı kendim yaratmıştım. Hedefime öyle kitlenmiştim ki...

Sonucunda da Türkiye şartlarında büyük bir başarı sayılabilecek bir noktaya gelmiştim. Koç Üniversitesi Hukuk bölümünü derece ile kazanmış, orada da çalışmaktan hiç vazgeçmemiştim. Hatta Ekonomi ile ÇAP yaparak aynı zamanda ekonomi de okumuştum. Tüm yaşamımı kaybettiklerimi geri almaya adamıştım ben.

Ama bazen karşımdaki insanların ne kadar güçlü olduğunu düşünmekten alıkoyamıyordum kendimi. Fakat bu beni bezdirmemişti. Çok yaklaşmıştım. Hedefim çok yakındaydı.

Kızılay'da arabamı bir otoparka park edip bankadaki işlerimi hallettim. Ardından yoldaki bir simitçiden bir simit aldım. Güler yüzlü abi nazikçe simiti kağıda koyup uzattı. Simitimi alıp bir banka oturdum.

Derin bir nefes aldım. Elimdeki simitten bir parça koparıp güvercinlere doğru fırlattım. Attığım anda küçük parçaya yönelen bir güvercin biraz yiyip geri gitti. Hafifçe gülümserken bir parça da ağzıma attım.

Bir süre daha orada oturduktan sonra işe gitmek için yavaşça kalktım oturduğum yerden. Kısa kahvaltımı tamamlamıştım. Günlük terapimi yapmış olmanın verdiği mutlulukla ofisime doğru sürdüm arabamı.

Ofisimde günlük işlerimi hallettikten sonra Erkan Amcamın yanına gitmek üzere arabama bindim.

Polis merkezinin önünde durdum kafamı sakince direksiyona yaslayıp bir süre öylece bekledim,çok yorulmuştum. Çok uzun süredir dinlenmeden çalışıyordum. Bu işten sonra kendime izin versem iyi olacaktı. Şimdilik serbest avukat olarak çalışıyordum ama artık şirketlerden gelen tekliflerden birini kabul etmek istiyordum. Beni yansıtan çalışma tarzı buydu.

İçeri girdiğimde Emniyet Amirinin kapısını tıkladım. 'Gel' komutunu duymamla içeri girdim.

"Günaydın."

"Selen sen miydin kızım? Günaydın otursana."demesine karşılık başımı sallayıp oturdum.

"Akşam görev varmış, ben de gideceğim."

"Kızım bence senin gitmene gerek yok."dedi korumacı bir tavırla. Oralar pek tekin yerler sayılmazdı ama ben de oralara pek yabancı sayılmazdım. Tabii Erkan Amcamın bundan haberi yoktu.

"Gitmek istiyorum. Görmem gerekiyor. Şu işi de bir çözeyim mola vereceğim artık. Sonra da istediğim gibi iş teklifi aldığım firmalara yöneleceğim. Az kaldı."

"Kızım biliyorsun ki bu iş bugün çözümleyebilir. Kendini buna şartlama. Ve artık olmazsa kendi yolunu çiz. Her şeyi yeterince erteledin zaten."

"Biliyorum olmayabilir ama çok yaklaştık. Bu bize mutlaka büyük bir ipucu verecektir. "

"Bana kalsa bu işlere hiç girmeyecektin de... Kendimi babana karşı sorumlu hissediyorum. Seni korumak güçleşiyor her gün. Belki de kendi hayatına hemen adım atmalıydın. "

TARAFHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin