6

2.2K 194 65
                                        

Ağzımda iğrenç bir tatla gözlerimi tanıdık tavana açtım. Bilincim yerine gelir gelmez o yüzük tekrar gözümün önüne geldi. Felaket derecede iğrenç hissediyordum.

Chanyeol bana hiç beni sevdiğini söylememişti, buna onu hiç zorlamadım. Ama bir gün aynı özledim dediği gibi aniden çıkacaktı o iki kelime ağzından. Böyle düşünmüştüm.

"Uyandın mı?"

"Neden buraya getirdin beni?"

"Burası evin Baekhyun."

"Burası senin evin Chanyeol." dedim yataktan doğrulurken. Ağlamam tekrar gelmek üzereydi. "Gidiyorum ben, benimle sakın iletişime geçme bir daha."

Koltukta duran çantamı aldıktan sonra kapıya doğru yürüdüm. "Gitme." dedi. Durdum. Emir verir gibi değil de rica ediyormuş gibi söylemişti. Ağlamam gerçekten geliyordu. Dolup taşıyordum sürekli.

"Chanyeol..." ona doğru döndüm. "Seni gerçekten çok seviyorum. Beni neden sevmiyorsun? Bir şeyleri yanlış mı yapıyorum? Çok mu konuşuyorum? Eğer çok konuştuğum içinse susarım. Tek kelime dahi etmem bir daha." Chanyeol bir şey demedi.

"Biliyor musun saçlarım sarıyken daha güzel olurmuş. Ben de saçlarımı sarı seviyorum ama sen pembe sevdiğin için aylardır pembe." duvarda duran aynaya döndüm. Chanyeol hala öylece dikiliyordu. Ona aynadan baktım. "Saçlarımı gerçekten pembe mi seviyorsun yoksa öylesine söylediğin bir şeyi aşırı mı ciddiye aldım? Çünkü senin ağzından çıkan her kelime hayatımı oluşturuyor." Ellerimi saçlarımda gezdirdim. Göz yaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başladığında bunun farkında bile değildim. Aynadan ona baktım tekrar, o da aynadaki yansımama baktı. Ordan göz göze geldik. "Beni neden sevmedin?" diye sordum tekrardan.

İlerledi. "Yaklaşma bana." diye mırıldandım. Yaklaştı. Kollarını belime, başını omzuma koydu. Aynadaki yansımamıza baktı. "Seni sevmediğimi nerden çıkardın?" omzuma gömdü başını, içine çekti kokumu.

"Burdan." dedim belimdeki elini kaldırım, parmağındaki yüzüğü gösterirken. Göz yaşlarım yüzüğü tekrar görmemle hızlandı ve ağlamam sesli olmaya başladı. Chanyeol'ün kolları arasında ağladım. Oysa bu normalmiş gibi tepkisizce öylece susmamı bekledi. "Baekhyun seni seviyorum."

Hiç hayal ettiğim gibi hissettirmedi. Bomboş hissettirdi. Duymamış gibi yaptım. Bunu söylemedi, duymadım.

"Ama benden ne istiyorsun anlamıyorum. Sana değer verdiğimi biliyorsun, seni mutlu etmek için çabaladığımı da biliyorsun. Vaktimin çoğunu sana harcıyorum, benden daha ne istiyorsun anlayamıyorum. Söyle bana bebeğim..." Omzuma öpücük kondurdu. "Ne istediğini söyle bana."

"Benimle bir gelecek düşünüp düşünmediğini merak ediyorum Chanyeol. O kızla neden beraber olduğunu veya onunla bir ilişkin olduğu halde neden vaktini benimle harcadığını bilmek istiyorum. Hiç kalbine dokundum mu bilmek istiyorum. Neden günlerdir aramayıp bugün kapıma gelip kıskançlık krizine girdiğini bilmek istiyorum... O kadar çok şey bilmek istiyorum ki, hepsini cevaplaman için günlerimizin tamamını bu evde geçirmek zorundayız."

"Geçiririz..." dedi beni kolları arasında kendine doğru çevirirken. "Eğer benimle kalacaksan, benden gitmeyeceksen senin sorularını günlerce haftalarca bu evden çıkmadan dinleyip, cevaplarım ama..." alnıma bir öpücük kondurdu. Islak yanaklarımı sildi. "ama bana çekip gitmeyeceğinin sözünü verebilecek misin?" cevabımın hayır olduğunu biliyordu. Çünkü her an bir şeyine sinirlenip çekip gideceğimi biliyordu. Bana o siktiğimin evlenme teklifini anlatmaya başladığında neler olacağını az çok ikimiz de tahmin ediyorduk. O kızın adını geçirdiğinde cümlesini tamamlamadan yok olacağımı biliyorduk. Çünkü katlanamıyordum, onun başkasından bahsetmesi dayanılmaz hissettiriyordu.

pink hair  | chanbaekBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin