"SENİN DERDİN NE?" diyerek bağırdım karşımda beni sinir eden adama, ağlamamak için kendimle mücadele veriyordum. Ama nafile bir mücadele olmuştu. Çünkü, gözyaşlarım yine bana ihanet ederek, yanaklarımdan aşağıya süzülüyordu.
Arkası dönük olan Melih...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Bu kez yeşil ve kırmızı elmalarınızı Ahu için buraya bırakın çiçeklerim. Çünkü bugün Ahu'nun doğum günü.♥️
İyi ki doğdun Ahu...♥️
*** "Ben artık sadece babamın kızı olacağım."
Kollarını göğsünde birleştirerek, küskün bakışlarıyla yüzüme bakan Ela haklıymış gibi bir de bana tavır alıyordu.
"Haksız olduğunu sende biliyorsun kızım." derken tabaktaki köfteyi küçük parçaya böldüm ve azıcıkta pilavdan alarak yemesi için Ela'nın ağzına uzattım.
Neyse ki kızımın bu dünyada asla küsmediği iki şey vardı; birincisi babası, ikincisi ise yemek.
"Anneye küsülmez küçük böcek. Ayrıca yaptığın şey çok yanlıştı. Yarın arkaşından özür dileyeceksin. Bir daha da böyle şeyler yapmayacaksın, tamam mı?"
Küçük omuzlarını kaldırıp indirdi. Bakışları ve tavırları küskün olmasına rağmen yemeğini yemeye devam ediyordu. Ela bazen gerçekten çok inatçı oluyordu, hele ki o inat damarı bir tuttu mu asla taviz vermiyordu. İnat damarı tutunca hemencecik hırçınlaşıyordu. Bugünde kreşte arkaşıylainatlaşmış ve inatlaşmanın sonucuyla hırçınlaşarak arkadaşının elini ısırmış.
Bana küs olmasının sebebi de ona bu konuda kızmam. Çünkü küçük hanım kendisini bu konuda haklı gördüğü için ona kızmama küstü.
"Ben o çocuktan asla özür dilemem anne!"
"Ela kızıyorum bak!"
"Ne oluyor burada?" Mutfakta yankılanan Melih'in sesiyle Ela oturduğu sandalyeden hızla kalktı. "Baba..!" diyerek Melih'e doğru fırladı ve kucağına atladı. Sanki daha sabah birlikte değillermiş gibi birbirlerini öpücüklere boğdular.
Melih iyice göğsüne yapıştırdığıEla'nın saçlarını öperek yanıma gelip az önce Ela'nın kalktığı sandalye oturdu ve Ela'yı da dizinin üstüne oturttu. Bir eliyle belini tutarken diğer eliyle Ela'nın saçlarını okşayarak gözlerinin içine bakıyordu. Ela ise iki elini babasının yüzüne koymuş sakallarını okşuyordu.