40.BÖLÜM

37.5K 1.7K 1K
                                        

40

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


40.BÖLÜM

Deniz Tekin: Sezenler Olmuş

"Ne?(!) Sen ne dedin az önce?"

Melih'in gözleri saydam bir şeffaflığa bürünmüştü. Ela irislerinin tümünü saran saydam şeffaflığın tam ortasında bir ateş harlanmış, sert yüz hatları o ateşe rağmen dona kalmıştı.

Gülümsedim. "Seviyorum..." dedim, avuç içimi yanağına koydum. Yanağını kaplayan sakalları avuç içime batmasına rağmen asla beni rahatsız etmiyordu. "Çok seviyorum."

Melih'in yüz ifadesi daha önce asla görmediğim bir ifadeye yer edindiğinde, dolgun dudakları aralanıp sonra tekrar kapanıyordu. "Sen beni..." dedi ve cümlesini tamamlayamadan sertçe yutkundu. Benim kendisini sevebilme ihtimalime inanamıyordu. Benden duyduğu bu itiraf onu dumura uğratmış, sarf etmesi gereken bütün kelimeleri ona unutturmuştu.

Ah bir bilse benim kalbimin onun ateşine çoktan sürüklendiğini, bir bilse çoktan onda cayır cayır yandığımı hala bana böyle tepkisizce bakar mıydı? Yoksa beni kollarının arasına alıp sarıp sarmalar mıydı?

Melih, yanağında duran elimi kendi elinin içine hapis etti. Hala oldukları yerde bizim etrafımızda duran adamlarına başını çevirdi. "Benim duyduğum şeyi sizde duydunuz değil mi?" diye sordu. Çağlar, Osman, Ufuk ve hatta Mehmet abi bile gülümseyerek başlarını salladığında Melih büyükçe gülümsedi ve bakışlarını bana çevirdi.

"Bir kez daha söylesene Ahu..."

"Seni seviyorum. Çok seviyorum Melih."

Melih gözlerini kapatıp başını havaya kaldırdı. Tekrar gözlerini açtığında aramızdaki bir adımlık mesafeyi kapattı. Siyah ayakkabılarının ucu benim elbisem ile aynı renk olan kırmızı topuklu ayakkabılarımın ucuna değiyordu. Dolgun dudaklarını tam şakağımın üstüne bastırdı. Geri çekildiğinde elleri ellerimde, gözleri gözlerimdeydi. Dudaklarında yer edinen gülümseme eşsiz ela gözlerine de yansımıştı. Gözleri titriyordu. Hatta nefesi, iri elleri, sesi bile titriyordu. Kaşları ilk kez çatık ya da alayla havaya kalkık değildi.

Bu kez alnının ortasındaki mavi yeşil damar sinirden veya öfkeden değil mutluluktan belirginleşmişti. Tıpkı benim kalbim gibi atıyordu. Yutkunuşları yüzünden gözlerim gözlerinden kayıp âdemelmasına takılıyor, sonra tekrar gözlerini buluyordu.

Gözlerimin içine baktı, baktı ve baktı. Daha sonra ani bir hareketle kollarını belime sarıp beni sıcacık göğsüne çekti ve sıkıca sarıldı.

"Kurban olurum senin beni seven küçük kalbine de, sana da."

***

Masaya geçip oturduğumuzdan beri birbiriyle kedi köpek gibi didişen Berna ve Çağlar'ı gülümseyerek izliyordum. İkisi de ne birbirlerinden vazgeçiyor nede yan yana anlaşabiliyorlardı. Birbirlerine hem bu kadar zıt hem de bu kadar güzel yakışan çift daha önce görmemiştim. Berna deli dolu durmadan konuşan ve hayaller âleminde yaşayan bir karaktere sahipti. Çağlar ise Berna'nın aksine çok konuşmaz, her şeye gülmez ve gerçekçi bir karaktere sahipti. Ama yine de ben onları yan yana görmeye bayılıyordum.

BUZ YANIĞIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin