32.BÖLÜM

38.9K 1.8K 1.6K
                                        

                                                        32.BÖLÜM

Toygar Işıklı: Korkuyorum

Kimi zaman acıtıyor sessizlik. Canım çok fazla yanıyor hatta nefes bile alamıyorum. Bu acıya dayanmak çok zor ama dayanmak zorundayım.

"Anne..." dedim birçok umutları sırtlanarak. Ama annemin sessiz kalması sırtımdaki bütün umutları alaşağı etti.

Boğazıma oturan yumrunun geçmesi için büyükçe yutkundum. "Hadi anne kızım de bana." Dedim.

Annemden aldığım tek cevap kahve gözlerinden akan iri iki damla ve kocaman bir sessizlik odu.

Evet, kesinlikle kimi zaman sessizlik acıtıyordu.

Melih'in "Ahu" diye evi inleten sesi sayesinde gözlerimi annemin yaşlı gözlerinden çektim. Odadan çıkmak için kapıya döndüğümde kapının girişinde Melih'le karşılaştım. Melih'in kaşları çatık, yüzü gergindi.

"Ne yapıyorsun burada Ahu? Niye yatağında değilsin?"

"Annemin sesini duydum Melih." Dedim dan diye.

Melih'in çatık kaşları düzeldi. Yorgunluktan ve uykusuzluktan içi kızaran gözleri şaşkınlıkla açıldı. "Nasıl?" gözleri annemin üzerine çevrildi ve tekrar benim gözlerimi buldu. "Konuşmaya mı başladı?"

"Sesini duydum ama şimdi konuşmuyor Melih."

Melih'in yüzü afalladı. İki büyük adımda yanıma gelip ellerinin arasına yüzümü aldı. "Seninle konuştu mu?" diye sordu. Sesi endişeli, gözleri merak doluydu.

"Benimle konuşmuyor ama sesini duydum." Dediğimde Melih'in meraklı gözlerine endişe kırıntıları çöktü. Yüzümü kavrayan ellerinin başparmaklarıyla yanağımı okşadı "Ahu" diyerek yutkundu. "Dün akşam bayıldığında başını sert vurdun. İyi değilsin sen şuan. Yanlış duymuş olmalısın." Dudaklarını alnıma bastırdı. "Bir şeyler ye ilacını al ve dinlen."

İtiraz etmek için "Melih" diye konuşmaya çalıştım ama Melih çoktan yüzümden ellerini çekip, elimden tutarak beni odadan dışarıya çıkarttı. Melih bana inanmamış, annem benimle konuşmamıştı ama ben annemin sesini duyduğuma emindim.

Ya beynim benimle bir oyun oynuyordu, ya da ben kafayı yemeye başlamıştım.

***

Başımdan akan sıcak su çıplak ayaklarımın altındaki beyaz fayansa damlıyordu. Tıpkı zihnim gibi duşa kabinin etrafını buharlar kaplamıştı. Gözyaşlarım yüzümden akan suya karışıyordu. Yaklaşık abartısız bir saattir banyoda sıcak suyun altında oturuyordum. Yaptığım eylem yıkanmaktan ziyade kalbim ve beynimdeki düşüncelerle savaşmaktı.

Benim babamdan dinlediğim hiç masalım yoktu. Masallarımı hep annen anlatır, kendince bana bir baba figürü çizerdi. Babamın bir kahraman olduğunu bana düşündüren kişi annemdi. Benim bütün masallarımda babam vardı. Babamla ilk karşılaştığımızda, beni istemediğini söylemesine rağmen bile masallarım tükenmemişti. Annemin anlattığı gibi biri çıkmadığında bile masallarım tükenmemişti. Benim masallarım babam benden kolayca vazgeçtiğinde tükendi.

Salıncakta sallanan küçük Ahu'yu babam düşürdü. Küçük Ahu'nun avuç içleri yara bere içinde kaldı. Çok ağladı ama küçücük yüreği babamı affetti. Küçük Ahu babama güvendi ve bir kez daha o salıncağa bindi. Ama babam onu bir kez daha düşürdü. Küçük Ahu'nun dizleri kanadı. Buna rağmen Küçük Ahu yine babama güvendi ve o salıncağa bindi. Babam küçük Ahu'yu bir kere daha düşürdü ve küçük Ahu öldü. Önce küçücük kalbi, sonra babasına beslediği sevgisi öldü.

BUZ YANIĞIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin