BÖLÜM 12

145 4 5
                                    

O eglenceden sonra bir dahaki derse girmek hiç iç açıcı değildi. Neyse ki ders İngilizceydi. Zilin çaldığını duyunca sınıfa geçtik. Sınıf her zamanki gibi gürültülüydü. Sınıfa girmemizle Kübra'nın yanımızda bitmesi bir oldu.

"Hemen geliyordunuz güya. Biyoloji dersine nasıl geç kalınır Berna?"

Bu kızgın tavırlarına bayılırdım. Gülümsedim o haline ve yine Emre aldı lafı.

"Tamam Kübra alt tarafı birkaç dakika geciktik,uzatmayalim artık olan oldu."

Ben ikisine de bakıp tekrar gülümsedim. Bu halim sinir bozmuş olmalı ki Kübra arkasını dönüp sırasına doğru ilerledi. Emreyle birbirimize baktık ve 'tüm derslere geç kalabilirim seninle' dedim. 'Belli oluyor halinden' dedi.

Sınıfın kapısından giren Gürsoy Hocayı gormemizle toparlanıp ayağa kalktık. Gürsoy Hoca bizim için bambaskaydi. Buraya alismamizi sağlayan, bizi her konuda destekleyen tek o vardı. Dersleri de harika geçiyordu. Derste asla türkçe konuşmazdı. Biz türkçe soru sorduğumuzda da asla cevaplamazdi.

Bugün ilk defa türkçe konuşmuştu fakat ders dışı bir konudan. Okul gezisi düzenlediklerini ve önümüzdeki haftaya kadar sayı toplanacağını söyledi. Gidilecek yer ise İstanbuldu. Bunun duyar duymaz Kübra'ya baktım, o da bana bakıyordu. Şimdiden kafamda planlar oluşmaya başlamıştı. Emre'ye dönüp baktığımda ise Kübra kadar iyi bir sonuç alamamıştım. Bu konuyu konuşmak için ders sonunu zor bekledim ve nihayet zil çaldı.

İstanbul'a gitmeyi ikimizde çok istiyordum fakat Emre o kadar hevesli görünmüyordu.

"Sen gelmiyor musun Tall Boy?"

"Kaçıncı kez gidiyorum,bu sefer ailemin izin vereceğini sanmıyorum."

Bir an kalkıp boğazını sıkasım geldi. Ne demek kaçıncı kez gidiyorum? Gitmeseydi,bana mı sormuştu bu zamana kadar. Ben o kadar planlar kurarken bunu söylemesi gerçekten kızdırmıştı. Sessizligimi korudum ve çantamdan su şişemi çıkarıp birkaç yudum içtim.

"Siz Kübrayla gidersiniz,hem ikiniz de çok istemiyor muydunuz?"

Sensiz nasıl tadı çıkardı be adam. Hepsinden geçtim ne kadar da ozlerdim. Bunu söylerken onun da ozlemekten deli gibi korktuğunu biliyordum fakat benim umutlarım kırılmasın diye söylediği kesindi.

"Daha bir hafta var bakarız duruma" deyip bu tatsızliga yol açan konuyu kestirip attım.

Son dersin sonunda yorgun bedenimi yurda atabildim. Formalarımı çıkarıp dolaba astım,saç diplerimin acimasina sebep olan tokayı da saclarımdan kurtarıp yatağa uzandim. Telefonumu alıp annemi aradım.

"Efendim kızım?"

Annemin o tatlı sesi tüm yorgunluklarımı kovmuştu.

Biraz konuştuktan sonra asıl konuya girebildim.

"Anne önümüzdeki haftalarda İstanbula gezi var 2 günlüğüne. Siz ne dersiniz diye sormak için aramıştım."

Annem bunu duyunca sevinmiş olmalı ki tatlı bir sesle karşılık verdi.

"Benim için sakıncası yok, sen de çok istiyordun. Ama yine de babana sormakta fayda var. Akşam baban gelsin ben konusurum" dedi. Yine yüzümde belirmeye başlayan tebessümle telefonu kapattım.

Peki ya Emre? Onu nasıl bırakıp gidecektim. Tamam sadece iki gündü belki ama ben yinede çok ozlerdim. Gitmesem belki de böyle fırsat elime bir daha geçmeyecekti. Fakat bir yandan da Emresiz gitmek istemiyordum.

Bu düşüncelere son verip gözlerimi kapattım.

...

Sonunda karar vermemiz gerekiyordu fakat işleri sarpa saran bir konu daha vardı. Geziden dönüş günü 28 Marttı. 27 mart ise Emrenin doğum günüydü. Boyle bir tarihe mi koyulurdu bu gezi? Sanki tüm yollar beni göndermemek için uğraşıyordu. Kübra ise hevesli bir şekilde kararımı bekliyordu. Eğer ben gitmezsem o da gitmeyecekti. Bu kadar çelişkili bir durumda ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.

Öğle arasında annem aradı. Babamın böyle fırsatı kaçırmamam gerektiğini ve gerekli olan ne varsa sağlayacağını söylediğini aktarmıştı. Peki simdi ne yapacaktım? Gitmekten başka bir yol yok gibiydi.

Emre'ye baktığımda ise durum daha farklıydı. Beni göndermek istemeyen gözleri gidip oraları görmem için de can atıyor gibiydi.

"Sen ne diyorsun Emre?"

Küçük bir sessizlikten sonra sonunda bir şey söylemişti fakat pek de kararima yarar sağladığı söylenemezdi.

"Doğum günümde yanımda olamayacaksın fakat gidip görmeni çok isterim. Hem daha çok yıl var önümüzde beraber de gideriz elbet."

Kafamda dolaşan binlerce düşünceden sonra kararımı verebilmiştim.

SONSUZ HİKAYEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin