BÖLÜM 13

157 5 10
                                    

Kafamda dolaşan binlerce düşünceden sonra kararımı verebilmiştim. Şimdiden hazırlıklara başlamıştı Kübra. Evet,haftaya İstanbul'a gidecektik. Benim içim rahat olmasa da Kübra'nın o halini gördükçe kararımı tasdikliyor gibiydim. Emre hala sessizdi. Bir yandan o da Kübra'nın bu haline tebessüm ediyordu bir yandan da şimdiden endiseleniyordu.

Akşam yurda gittiğimde annemi aradım ve gitmeye karar verdigimi söyledim. Annem de buna çok sevindi ve yarın parayı hesaba yatıracaklarını söyledi.

Asıl sorun burda başlıyordu. Peki ben ne giyecektim. Yeni kapanmış olmamla birlikte giyebilecek kıyafet bulamıyordum. Daha bir hafta vardı fakat yine de kıyafet bulabilmek için çok azdı. Peki ya çanta? Ayakkabı? Sonunda dayanamayıp Kübrayı aradım.

"İstanbul için giyecek tek bir kıyafetim yok!"

Ne kadar bunaldigimi farketmiş olmalı ki hemen duruma el attı.

"Bu kadar sorun yapma,ayarlarız bir şeyler."

Gerçekten çok rahatlamıştım. Ne demek ayarlarız Kübra, ayarlayamadıgım için seni aradım zaten..

Kübradan da fayda gelmeyince biraz kafamın rahatlamasını sağlayıp kitap okumaya başladım. Kitaba öyle bir dalmıştım ki yemek vaktinin geldiğini anlamamıştım bile.

Odanın kapısı çalındı. Odaya kapıyı çalarak giren Seymadan başkası olamazdı zaten. Biraz bekledikten sonra kapı açıldı. Kitabi bıraktım ve kapıda duran pembe yanaklı kıza baktım.

"Gelmiyor musun yemeğe?"

"Yemek mi? Saat kaç ki?"

"Altıya beş var."

"O kadar oldu mu ya. Hemen hazırlanıp geliyorum."

Şeyma gözlerini dikmiş bana bakıyordu. Tamam haklıydı fakat dalmışım iste. Yataktan inip kapıda öylece bekleyen   Şeyma'nın yanına gittim ve yanaklarını sıktırdım. Ve Şeyma'nın patladığı an.. Bunun ona yapılmasından nefret ederdi.

"Ya biliyorsun ne kadar sinir olduğumu yapma sunu!"

O kadar kızmıştı ki onun o halini sevmesem pişman olabilirdim.

Giyindim ve yemeğe gittik.

...

Ve cuma.. En sevdiğim an. Okul çıkışı.. İste tüm haftanın sonunda bu tarif edilemez bir mutluluktu. Evime gidiyordum.  Minik kardeşimi,annemin yemeklerini,babamın sesini.. Çok özlemiştim hepsini. Okul çıkışında Kütahyaya giden otobüslere bindik,Kübra ben ve Emre..

Vardigimizda akşam olmak üzereydi. Evle otogar arası çok fazla değildi. Bavulumu aldım, Kübra ve Emre'ye veda edip yürümeye başladım. Emre'nin kokusunu şimdiden özlemiştim,haftasonu görüşemeyecektik. Peki ya İstanbuldayken ne yapacaktım?

Evimin önüne geldiğimde biraz duraksamıştım. Küçük kardeşim sokakta oyun oynuyordu. Uzaktan onu izledim fakat beni farketmesi çok uzun sürmemişti. Beni gördüğü gibi koşarak geldi ve minicik boyuyla bacaklarıma dolandı. Bavulumu bıraktım ve Aslı'yı kucağıma aldım. Kollarını boynuma doladı. Nasıl da özlemiştim..

Evimin kapısından girip merdivenleri bir bir çıktım. Yoruldugumu annemi kapıda göremeyince anlamıştım. E haberi yoktu gelecegimden. Sürprizleri sever diye haber vermeden çıkıp gelmiştim. Annem mutfakta yemek yapıyordu. Kapıya yaslandım ve anneme baktım bir süre. 'Kolay gelsiin' dedim neşeli bir sesle. Elindeki kaşığı bırakıp arkasına döndü. Beni kapıda görünce ne yapacağını şaşırdı.

"Sen nerden çıktın bu saatte güzel kızım " dedi ve hemen sarıldı bana. İşte anne kokusu.. İste huzur..

"Sürpriz yapmak istedim Annem, sınavlarım da bitmişti bizde bindik geldik."

"Çok iyi yapmissin ama bidahakine mutlaka haber ver de hazırlıklı olalım"

Burnuma gelen mis gibi yemek kokularıyla   açıktigimi hissettim. Hemen üstümü değiştirdim, bavulumu boşalttım ve anneme yardım ettim. Beraber harika bir masa kurduk, babam da gelince bir eksiğimiz kalmamıştı. Yemekten sonra biraz sohbet ettik ve bedenim yorgunluğa daha fazla katlanamadı. Yatağıma uzandım,telefona baktım ve bir yeni mesaj. Elbette ki Tall Boy.

'Seni şimdiden özledim. Tatlı rüyalar tatlı rüyam..'

Mesaj vücudumda muhteşem bir etki yaratmıştı. Hemen karşılık verdim.

'Seni en güzel ben severim. İyi geceler..'

Sabah annemin sesi ve Aslının öpücükleriyle uyandım. Kahvaltıdan sonra Kübrayla birlikte dışarı çıktık. İstanbul hazırlıkları başlamaliydi artık. Kıyafet, çanta ve lazım olabilecek diğer şeyler.

Haftasonu güzel geçse de Emreyi çok özlemiştim. Ve sonunda pazar günü geldi. Emre'ye mesaj attım döneceğim saati ve eğer o saatte dönebilicekse mesaj atmasını istedim. Fakat cevap olumsuzdu. O akşam dönecekti yani beraber gidemeyecektik. Olsun, yarın zaten  yanımda olacaktı. Hüzünle annemlerle vedalaşıp otobüse bindim. Bir saat sonra varmıştım. Emre endişelenmesin diye yurda girince mesaj attım. Evi ne kadar zor bırakmış olsam da burayı da oldukça özlemiştim..

...

Ve İstanbul günü.. Bu gece yola çıkıyoruz. Okulda Emre biraz durgun olsa da benim için seviniyordu. Okul çıkışında beraber vakit geçirelim diye yurda hemen gitmeyip biraz yürüdük. Hava biraz serin ve rüzgarlıydı. Zaman ilerledikçe daha da kaplıyordu hüzün.  Ve  veda vakti.. Emre karşımda öylece duruyordu.

"Canım abartma, sadece iki günlüğüne İstanbul'a gidiyorsun. İki gün sonra burdasın. Tadını çıkar,beni de çok özle."

Bunu söylerken  hafif bir gülümseme oluştu suratında.

"Seni nasıl özlemem adam,deli misin? Kendine çok dikkat et bak yemeklerini aksatmadan ye. Geldiğimde seni bıraktığım gibi bulmak istiyorum." 

" Asıl sen dikkat et sincap."

"Seni seviyorum."

"Seni severim."

Gülümsedim ve yurda doğru yürümeye başladım. Yurda girdiğim gibi yemeğe gittim fakat heyecandan yiyemedim. Son hazırlıkları yaparken telefonun çaldı, Kübra gelmişti karşılamam için aramisti. Üstüme hirkami alıp kapıya indim. Otobüs yurttan kalkacağı için kübra yurda gelmişti. Hemen valizi odaya çıkarıp kontrol ettik ve herşey tamamdı. Kalkış saatimize 2 saat vardı. Biraz dinlenmek ve gece uykusuz kalmamak için uyumayı düşündük. Emre sürekli mesaj atıp onu attığım her adımdan bilgilendirmemi istiyordu. Emre'ye biraz uyuyacagimi söyledim ve basımı yastığa koydum. Fakat ne kübra ne de ben alarm kurmayı akıl edebilmiştik. Gözlerimi açtığımda herkes telaş içinde koşturuyordu. Saate baktım ve kalkış saatimizi 10 dakika geçmişti. Yataktan fırlayarak uyandım ve Kübrayi uyandırdım. Aceleyle hazırlanıp yurttan çıktık. Otobüse adımımı attığımda bu halimize gulmemek için kendimi zor tuttum. Kübra da yanıma oturdu ve derin bir nefes aldı.

Emre? Emreyi unutmuştum. Kim bilir nasıl da merak etmişti. Hemen telefonumu cebimden alıp Emre'yi aradım. Geç kaldığımızı o yüzden haber veremediğimi fakat şuan yola çıkmak üzere olduğumuzu belirttim.

Otobüsün hareketiyle birlikte  arkama yaslandım ve minik maceramizin tadını çıkarmaya çalıştım.

SONSUZ HİKAYEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin