BÖLÜM 14

111 4 0
                                        

Yanımda susmak bilmeyen Kübra ve arkamızda durmak bilmeyen birkaç arkadaşla yolculuk.. Hem de Emre olmadan.

Otobüs yolda ilerledikçe kalbimden de uzaklaşıyormuşum gibi geliyordu. Belli ki kalbim Emre'nin yanında kalmaya karar vermişti çoktan. Yol gözümde büyüyordu. Bizim en uzun ayrılıgımız haftasonları eve gidişimizdi. Fakat simdi iki gün ve yüzlerce kilometreydi. İlk durak Kütahyaydı. Oradan da yolcu aldıktan sonra sabaha karşı İstanbul'a varırdık.  Aklım hala Emredeydi. Dayanamayıp mesaj attım.

"Biz Kütahya'ya girdik, herşey yolunda merak etme ve kalbim seninle. İyi geceler adamım.."

O da uyuyamamış olmalı ki hemen cevap verdi.

"Kalbini burda unutmuşsun, sen dönene kadar çok iyi bakarım.. İyi geceler kadınım."

Emre düşünce okuma konusunda harikaydı. Artık alışmıştım aynı şeyleri düşünmeye. Zaten şuan buna şaşıracak halde bile değildim.

"Kübra uyusak mı,yol uzun.."

"Sen uyu biraz, çok gürültü var. Ben uyuyamam şimdi."

"Kulaklıklara  ne dersin?" Bunu söylerken hafifçe gülümsedim.

"Hangi şarkı olduğuna bağlı."

"Sen İstanbulsun."

Elbette İstanbul'a giderken bu dinlenirdi. Çantanın dibinden kulaklıları çıkarıp tekini ona verdim. Gülümsedi ve dinlemeye başladık.

"Köşedeki çiçekçi seni sordu bu sabah
Burda yok dedim selam söyledi,tazeymis gülleri
Yokluğun gibi.."

Aklından neler geçtiğini düşünebiliyordum. Hele ki "yokluğun gibi" kısmında.

Yanımda Emre'nin de olmasını diledim. Gözlerimi kapattım ve kısa bir uykuya daldım.

Uyandığımda yanımda kimse yoktu. Yan koltukta oturan Deren'e kaydı gözüm. Alnından çenesine kadar kanlar süzülüyordu. Basımda berbat bir ağrı hissettim. Vücuduma karşı koyup kafamı kaldiramiyordum. O kadar yorgun hissediyordum ki gözlerimi kapatsam yıllarca uyuyabilirdim. Fakat bu insanlar nereye gitmişlerdi ve Deren neden bu haldeydi?

"Deren? Deren beni duyuyor musun?"

Hiçbir  cevap yoktu. Etraf oldukça karanlıktı. Bir elimi ön koltuğa attım, diğer elimle de destek alarak zar zor ayağa kalktım. Deren'e yaklaştım, baygindı belli ki. Sesimi duymuyordu. Koltuğuma doğru döndüm  ve telefonumu aradım. Uyurken elimdeydi oysa ki.Eğilip koltuğun altına baktım.  Orda da yoktu. Kafamı kaldırırken  bir acı hissettim. Boynumdan bedenime dağılan bir acı. Gözlerim karardı, tutunacak yer aradım. Ellerimi koltuğa atıp yaslandım. Bu acı gözlerime kadar ulaşmıştı. Gözlerimi kapasam rahat edecekti sanki tüm vücudum. Fakat Kapatamazdım. Deren o haldeyken ben uykuma dönemezdim. Peki ya Kübra nerdeydi? Sanırım mola vermiştik ve O da beni uyandırmak istememişti. Peki Deren neden bu haldeydi? O da inmek isterken başı döndü ve kafasını çarpmıştı galiba. Güçlükle yorgun bedenimi toparladım. Deren'e tekrar baktım  ve yavaşça onu ayağa kaldırdım. Elini omzuma attım ve yavaş adımlarla onu kapıya kadar sürükledim. Ön taraftan dumanlar yükseliyordu. İlerideki birkaç camın kırık olduğunu gördüm. Merdivenlerin basamağı da kırıktı. Etraf cam kırıkları ve kan izleriyle doluydu.Bunca insan neredeydi? Deren ile birlikte basamakları indim. Kırık olan yerlere basmamaya özen gösterdim. Son basamaktan  da inince dışarsının içeriden daha karanlık olduğunu fark ettim.Etrafta kimse yoktu. Varsa da karanlıktan göremiyordum.

SONSUZ HİKAYEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin