Adın soyadın?,, Aydın Gönder şu an hangi il,,ve, ilçedesin? ANKARA,,, Sincan.. burası neresi? Bir nolu sağlık ocağı. Ne mezunusun? İlkokul hangi okul? Semiha isen ilk okulu. Ne iş yapıyorsun? Pazarda balık satıyorum. Doktor Gülcan elindeki, not defterine aldığı notları tekrar gözden geçirdi. Sen burada bekle dedi. Odasından çıktı başhekimin odasına gitti. Kapıdaki polis onu izledi. Birkaç dakika sonra, başhekimin odasından çıkan doktor Gülcan, kapalı bir zarfı kapıda bekleyen polis memuruna uzattı. Gidebilirsiniz dedi. Polis memuru teşekkür etti. Odadaki, yirmili yaşlarda kavruk tenli, hafif uzun saçlı, aydına, hadi gidiyoruz diye seslendi. Aydın iki bileğini önde birleştirdi. Öne uzattı. Polis memuru, bileklerine kelepçeyi takarken Aydınla göz göze geldi. Beraber sağlık ocağından çıktılar. Burası Sincanın en büyük sağlık kuruluşuydu. Burada uzman beş doktor dört hemşire ve başhekim görev yapıyordu. Sincan pekte büyük bir yer sayılmazdı. Sağlık ocağındakiler,, balıkçı genci tanıyorlardı. Polisle aydın kapıdan çıkıp, kapıda bekleyen reno Toros aracına binerken diğer doktor ve hemşireler doktor gülcanın odasına doluşup ne olduğunu öğrenmek istediler. Tren yolunda gece birine tren çarpmış buda oradaymış acaba bu onu öldürüp trenin altına atmışmı? Diye olayı o yönde soruşturuyorlar. Bendende, akli melekeleri yerindemi incelememi. ve alkol testi yapılmasını istemiş hakim.. eeeeee sonuç akıl sağlığı yerinde... kanında alkole rastladık. Artık gerisi hakime ve adalete kalmış. Benim kanaatime göre bu bir şey yapmamış gibi dedi. Kapı tıklatıldı biri kafasını içeriye uzattı müsaitmisiniz hocam dedi diğer doktor ve hemşireler odadan çıkıyorken gel dedi müsaitim. Aydın ve iki polis memuru fatih mahallesinde,, onüç katlı ego bloklarının yanındaki, sincan adliyesine gittiler. Üst kattaki hakimin odasının kapısını tıklattı. Kulağını kapıya yaklaştırdı. Giirr,,,, içeriye girdiklerinde, hakimin odasında, masanın önündeki karşılıklı iki koltukta gazi ile Ahmet amca oturuyordu. Önlerindeki sehpada iki bardak çay duruyordu. Yarısı içilmiş. İkiside aydına baktı bir şey söylemediler. Polis elindeki kapalı zarfı hakime uzattı hakim zarfı aldı, dışarıda bekleyin dedi. Gazi ile Ahmet amca kalkmaya yeltendi hakim oturun lütfen dedi. İkisi tekrar oturdu. Zarfı açtı,, içinden çıkan kağıttaki yazanları dikkatlice okudu. Sonra masanın yanındaki düğmeye bastı, kapıda kanarya zili çaldı. Kapı tıklatıldı ve açıldı. İçeriye giren Polis memuru hakime doğru ilerledi. Hakim bir şeyler yazdığı kağıda mühür basıp, imzaladıktan sonra polis memuruna uzattı. Sabah akşam, karakola imza vermesi kaydıyla Salı verin dedi. Baş üstüne hakimim dedi polis memuru. Ve baş selamı verip odadan çıktı. Eveeeeet dedi uzatarak, sizin beyan ve kefaletinize güveniyorum. Sizler sincanın en eski ve köklü ailelerisiniz. Buradaki gence kefil olduğunuza göre bende onu adli kontrolle serbest bıraktım. Fakat soruşturma daha bitmedi. Soruşturmanın seyrine göre gerekeni yaparız dedi. Sağ olun hakim bey bize inandığınız güvendiğiniz için çok teşekkür ederiz., biz müsaadenizle kalkalım dediler. Tabii dedi hakim. Müsaade sizin. Buyurun dedi. İyi günler dileyip odadan çıktılar. Polis memurları gitmiş,, Aydın kapının yanında bank ta oturuyordu. Gaziyle Ahmet amca, haydi gidiyoruz beraber yemek yiyelim hem olanları birde bize anlat. Dediler .gazinin arabasına bindiler. Gazi aracını Sincana doğru sürdü. Sincan çarşı içindeki dolmuş duraklarının karşısındaki Mevlana pidecisine geldiklerinde, vakit öğleden sonra olmuştu. Bir buçuk kıymalı pide söylediler. Buranın pidesi harikaydı. Aydın karşısındaki iki adama gece olanları tek tek anlattı fakat son anlattığı kansızın üzerindeki sis gibi şeye anlam veremediler.. hakim gibi onlarda bu son anlattığına ikna olmamıştı tekrar tekrar nasıl yani diye sordular. Her seferinde anlatmak istediği olayı anlatamıyordu... sonunda,, yeter artık diye bağırdı,,, anlamıyor musunuz, ne dediğimi???! şşşşşşt sakin ol tamam tamam anladık dediler fakat hiç bir şey anlamadıkları yüzlerinden okunuyordu. Ahmet amca hesabı istedi, şimdi hamama git güzelce yıkan benim adıma yazdır para pul verme sonra evine git güzelce uyu Perşembe günü lale pazarında seni dipçik gibi göreceğim. Gazi sende buna sakın bir şey verme şu an bunun durumu kritik her an ayık olması gerekli. Tamam Ahmet amca sen merak etme buna bir şey vermem... lokantadan çıkınca Ahmet amca,, ben pazara çocukların yanına geçiyorum hadi kalın sağlıcakla dedi. gazi ile aydın gazinin aracına binip az ilerideki gazinin büfesinin önüne geldiler araçtan inerken aydın ben hamama gidiyorum abi dedi.. tamam git dönüşte uğra tamam uğrarım abi dedi.. melek sokaktaki,, hamama doğru ilerledi. hamam üç katlı bir binanın alt katıydı. üst katlar sincanın tek otel odalarıydı. hamama girerken vakit ikindiyi biraz geçmişti.. hamama girdi peştamal ve terlik aldı, oradan iç çamaşırı verirmisin? dedi görevliye. görevli ona yeni iç çamaşırı uzatırken Ahmet amcanın hesabına yaz dedi. Görevli,, ne oldu aydın seni nasıl serbest bıraktılar dedi. aydın benim bir suçum yok ki dedi. aydın içeriye girdi .. boş kurnanın yanına oturdu musluğu açtı kurna sıcak suyla dolmaya başladı. elini akan suya uzattı eli yandı biraz soğuk suyu açtı su ılıdı. kurnadaki su yarıya gelince tası doldurup başından aşağıya döktü bunu birkaç kez tekrarladı sabunla saçını ve yüzünü iyice yıkadı bu arada tellak geldi.. gel lan balıkçı, seni yuyum dedi.. ne dedin sen??? yuyum yuyum dedi tellak gülerek.. saçındaki ve yüzündeki köpükten arındıktan sonra,, gelde yuu beni dedi gülerek kalktı göbek taşına uzandı tellak aydını keselerken ne yedin ne içtin böyle çok acayip kokuyorsun dedi. hem gözünde fer yok anlaşılan çok zor bir gece geçirmişsin dedi. tellakta tanıdıktı.. ona da gece olanları ve gündüz yaşadıklarını anlattı. bu kez kansızın üstüne çöken sisten bahsetmedi kimse inanmıyordu nasılsa... uzun bir süre hamamda kalmış çıktığında akşam olmuştu. oooo vakit ne çabuk geçmiş daha karakola gidip imza atacağım dedi. Atatürk caddesine çıktı gazinin büfesine geldi. içerisi müşteri doluydu hayırlı işler gazi abi dedi,, ben yine uğrarım.. gazi kapıya baktı tamam dedi. aydın yaklaşık ikiyüz metre ilerideki karakola gitti. girişteki polis memuru onu içeride bir odaya yönlendirdi, aydın oraya gitti kapı açıktı içerdeki memur onu gördü buyur dedi. Aydın ben imza atacaktım dedi. polis memuru bir kırmızı kaplı defter çıkarttı. aydın deftere imzasını attı. karakoldan ayrıldı gazinin büfesine geldiğinde akşam ezanı okunmuştu. gazi dükkanın önünde sandalyede oturuyordu. selamın aleyküm abi.. aleyküm selam aydın. gel otur. yok abi yorgun ve uykusuzum gidip biraz yatacağım.. Tamam dedi gazi. aydın oradan ayrıldı,, saatçiye, manava, erkek kuaförüne, sırayla selam verdi..onlar,, aydına gece ne olduğunu sordular..aydın, hepsine yorgun olduğunu söyledi. yarın konuşuruz diyerek evine doğru yürüdü, kapıyı açtı içeri girdi. üzerini çıkarmadı. yalnız ayakkabılarını çıkarttı ışığı yakmadı yatağına uzandı.. yandaki kuaförden fön makinesinin sesi geliyordu. bir süre sonra o ses kesildi,, sessizlik iyi gelmişti gözlerini yumar yummaz kendini uykunun rahatlatıcı kollarına bıraktı...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SEANS
Mystery / ThrillerKORKU VE GERİLİMİ İLİKLERİNİZE KADAR HİSSEDECEĞİNİZ HER SATIRI BİLİNMEZLİKLERLE DOLU MÜTHİŞ BİR HİKAYE