Aydın,,, içerisinde tarif edemediği bir açlıkla uyandı. Gözlerini açmadı. Tekrar uykuya dalmak istedi. Gözünün birini araladı. Kaldığı odayı süzdü. İçerisi karanlıktı ve hiç ses yoktu. Komşu dükkanlar kapanmış olmalıydı. Açık olan gözünü yumdu, tek isteği tekrar uykuya dalmaktı. Fakat nafile, içindeki tarif edemediği açlığa daha fazla dayanamadı. Bu öylesine bir açlıktıki,, canı hiçbir yemeği istemiyor, fakat bir şeyi o kadar çok arzuluyorduki, lakin onun ne olduğunu anlamlandıramıyordu. Daha fazla dayanamadı ve yattığı yerden kalktı. Karanlık odadan birkaç adımda kapıya ulaştı. Kapıyı açıp dışarıya çıktı. Komşu dükkanların ışıkları kapalıydı. Dükkanların önünden geçerek caddeye çıktı. Sol tarafında tren istasyonunu görüyordu. İstasyonda tren vardı. vagonlarının ışıkları istasyonu aydınlatıyordu. Saatin kaç olduğu hakkında bir fikri yoktu. Caddenin karşısında,, gazi de büfesini kapatmıştı. Yan binanın altındaki kahvehanede bir masada okey oynayanlar vardı. Saatçinin camından içeriye baktı saatçinin tam zamanı gösteren guguklu saatine baktı saat onbiri gösteriyordu. Caddeden yukarıya saraycık köyüne doğru yürümeye başladı.. sol tarafı cadde boyunca binalarla sıralıydı. Altlarında çeşitli dükkanlar vardı. Sağında ise belediyenin baraka dükkanları,, bitişiğinde ziraat bankası,, kocaman bir boşluk,, burası Sincanın ilk Pazar yeriydi. Sonrasında büyük Pazar yeri yapılınca, burası belediye otobüs durağı olmuştu. Az ilerisinde,, içerisinde iki salıncak,, iki demir kaydırak,, bir tahterevalli olan Sincanın tek çocuk parkı vardı.. parkın bitişiği, ATATÜRK caddesi ve VATAN caddesinin kesişimi olup vatan caddesi üzerinde, belediye çay bahçesi, yanında Ahmet andiçen camii, belediye gasilhanesi, yüz metre ilerisinde kız meslek lisesi, karşısında belediye düğün salonu, kız meslek lisesinin, bir kilometre ilerisinde Sincan mezarlığı,, bulunuyordu. Liseden sonra yaklaşık üç kilometre ilerideki saraycık köyüne kadar göz alabildiğince alan, nohut mercimek ekin ayçekirdeği ekiliydi. Ziraat bankasının önünden, cadde boyunca yürümeye başladı. Caddede kimseler yoktu. Etrafı sanki bir tülün ardından görüyormuş gibiydi. Gözlerini ovaladı, gözünün önünde siyah benekler uçuştu fakat görüşünde bir değişiklik olmadı. Otobüs durağını geçip, parka geldi. Salıncağın birine oturdu, hafifçe sallanmaya başladı. İlerideki çay bahçesinden sesler geliyordu. Burada videodan filim izlettiriliyordu, kahkaha seslerine bakılırsa kemal sunal filmi oynatılıyor olmalıydı. Bir süre salıncakta sallandı. Bu esnada çay bahçesinden bir yaşlı adam aksayarak caddeye çıktı. Bir çarşı tarafına birde saraycık yönüne baktı. Ve saraycık yönünde yürümeye başladı. Aydın gözüyle aksak adımlarla yürüyen adamı izliyordu. Adam kız meslek lisesinin önüne gelince Aydın salıncaktan indi, ağır adımlarla cadde üzerinden adama doğru yürümeye başladı. Kız meslek lisesinin önüne geldiğinde, sağ çaprazında kalan içerisinde anne ve babasınında olduğu mezarlığa bir süre baktı. Daha sonra yine cadde boyunca saraycık köyüne doğru yürümeye devam etti. Yaşlı adam önünde aksaya aksaya yürüyordu. Adama yaklaşırken, ekin tarlasının içinden iki köpek adama doğru koştu. Köpekler, hırlayarak havlayarak, adama doğru koşarken, adam eğildi, yerden taş aldı ve köpeklere doğru bağırarak taşı onlara attı. Attığı taş köpeklerden birine isabet etti. Köpek havlarken birden acıyla uludu ve yönünü başka tarafa çevirdi. Diğer köpekse adama saldırmaya devam ediyordu. Aydın yaşlı adama doğru koşmaya başladı. Bu sırada vücuduna taş gelen köpek tekrar adama saldırmak için hamle yaptı. Aydın adama iyice yaklaşmıştıki,, İki köpek adama saldırmayı bıraktı . put gibi oldukları yere çakılı kaldılar. Pür dikkat adamın arkasına bakıyorlardı. İkiside dişlerini göstererek hırlıyorlardı.. yaşlı adam hiç kımıldamadan iki köpeğe bakıyor,, arkasına bakmaya cesaret edemiyordu. Köpekler adamın arkasına doğru havladı. Adam köpeklere doğru yine taş fırlattı, köpekler sağa sola kaçıştı. Tekrar adama doğru hamle yapar gibi oldular,, fakat sonra ıyk ıyk ıyk diye koşarak yaşlı adamdan uzaklaştılar. Yaşlı adam yerden taş aldı,, korkuyla ardına döndü. Cadde boştu.. yanında ekin tarlası,, karşısı nohut tarlası,, ileride ayçekirdeği ekiliydi. Yaşlı adam köpeklerin neden böyle davrandığına bir anlam veremedi. köpekler geldikleri gibi ekin tarlasına girip kayboldular. Aydında adamın neden böyle davrandığına bir anlam veremedi. Karşısında,,, tam karşısında,, olmasına rağmen, adam adeta onu görmüyormuş gibi davranıyordu. Adam tekrar aksayarak yürümeye başladı. Aydın adamın peşi sıra yürüdü. Sokak lambasının altından geçtiler diğer sokak lambasına doğru adam önde aydın arkasında yürüyorlardı. Adamın iki elinde de kocaman taşlar vardı. Işıktan uzaklaşıp diğer sokak lambasına doğru ilerlerken,, etraf karanlığa gömülüyordu. Sokak lambasının ışığı onların yolunu artık aydınlatmıyordu. Hava bir önceki dolunaylı gecenin aksine, bulutluydu. Sık sık ay bulutların ardına saklanıyordu. Aydın, adama iyice yaklaştı. Ardından adamı belinden kavrayıp ekin tarlasına savurdu. Adamı o kadar şiddetli savurduki, adam hazanda kalmış yaprağın savruluşu gibi savruldu. Adam sol tarafına düştü, birkaç tur yuvarlandı. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Korkuyla etrafına bakıyor fakat kimseyi görmüyordu. Aydın adamı tülün ardından görüyor gibiydi.sisli,,flu. adam gücünü toplayıp,,kalkacağı sırada, Aydın adamı sırt üstü yatırdı, ve göğüs kafesinin üstüne oturdu adam altında, kıvranıyor, üstündeki ne olduğunu bilmediği ve görmediği ağırlıktan kurtulmaya çalışıyor fakat bunu başaramıyordu. Adamın yakınına,, az önce saldıran köpekler yine geldi. Fakat köpekler önce,, saldırmak için hamle yapıyor, sonra geri çekiliyordu. Saldırmaya çalışıyor fakat bir şeyden korkuyor gibi hareket ediyorlardı. Adam korkudan öleceğini hissetti. Ekin tarlasında avazı çıktığınca bağırıyor yardım istiyordu.. fakat onun yardım çığlığını duyan kimseler yoktu. Aydın,, korkudan göz bebekleri yerinden çıkacakmış gibi olan adamın üzerine eğildi. Adam canhıraş feryat ederken,, Aydın ağzını adamın ağzına yaklaştırdı. Aydının ağzından çıkan,, geceden daha kara bir sis, adamın ağzından içeriye akıyorken, burnunu daha önce hiç tanımadığı bir koku dolduruyordu.. Adam,, nefes almakta zorlanıyor,, Aydının altında çırpındıkça çırpınıyor,, adeta sıtmaya tutulmuşçasına yerde titriyor,, tarifi imkansız acılar içerisinde kıvranıyor,, bu dehşetten bir türlü kendini kurtaramıyordu. yaşadığı dehşet ve korku o kadar güçlüydüki üzerindeki elbisesi, terden sırıl sıklam olmuş, toprakla birlikte adeta çamur deryasına düşmüş gibi her yanı çamur içinde kalmıştı. Yavaş yavaş bu çırpınışları azaldı. Bir süre sonra adam tamamen hareketsiz kaldı. Bu kez adamın kocaman açılmış ağzından geceden daha kara sis çıkıp Aydının ağzından içeriye akıyordu. Aydın adamın, yerlerinden fırlamış olan buğulu gözlerine bakıyordu. bir süre bu şekilde durdu, altındaki adam hareketsiz yatıyordu. Köpekler korkup yine kaçıp kaybolmuştu. Yavaşça adamın üstünden kalkarken o anlamlandıramadığı açlığı gitmişti.
Ekin tarlasının içinden, çarşı istikametine doğru yürümeye başladı. Az önce ne olduğu hakkında en ufak bir fikri yoktu. ALLAHIM ne yapıyorum ben?? İnşallah bu bir rüyadır. Diye mırıldanıyorken,,, ekin tarlası bitmişti. Caddeye çıktı. Çarşıya doğru yürümeye devam etti. Belediye düğün salonunun önüne gelince, birden yolunu değiştirdi. Ve melek sokağına döndü. Bu sokak Pazar yerinin mareşal çakmak mahallesi tarafına çıkıyordu. Sokak sağlı sollu gecekondularla sıralıydı. Hepsinin bahçesinde bir köpek vardı. Fakat ilginç olarak bu köpeklerin hiç biri, yoldan geçen bu adama havlamıyordu. Tuhaftı çok tuhaf.... Yaklaşık on dakika yürümüştü melek sokak bitmiş pazarın köşesinden kanarya sokak başlıyordu. Önünde uzun bir rampa vardı. O rampanın ortasından yavuz sokak bıçak gibi kesiyordu. Yavuz sokağına saptı. On ev sonrası Ahmet amcanın eviydi. Bitişiği ise sağlık ocağıydı. Sokakta ilerleyip sağlık ocağının köşesine gelince durdu. Bir süre etrafına bakındı. Daha sonra sağlık ocağının duvar dibine çömeldi. Başını ellerinin arasına aldı bacaklarına doğru eğildi. Bir süre bu şekilde kaldı. Bir ürperti hissetti başını kaldırdı. Karşısında,, kendi gibi yirmili yaşlarda, sarı saçlı, gözleri karanlıkta ışıl ışıl parlayan, güzel bir kız dikilmiş ona bakıyordu. Başını iyice kaldırdı kızı iyice seyretti kızda onu izliyordu. Kız birkaç adım daha yaklaştı, şimdi daha net görüyordu. Kızın gözleri geceden daha siyahtı,, fakat birden,, o geceden daha siyah olan gözleri yeşile döndü. Karşısındaki kızıda sanki, tül ardından görüyor gibiydi. Sisli,,, flu,,,, kızla birbirlerine bir süre bakıştılar bir şey demeden. Kız arkasına döndü ve yürüdü. Çaprazdaki, sokak kapısından içeriye girdi. Aydında onun peşinden yürüdü. Kız bahçede kayboluyorken,, aydın sokakta ilerlemeye devam etti. Geldiği yoldan Pazar yerine geldi. Pazar yerinden geçip çarşı istikametine doğru yürüdü. Çarşı içinde bir süre dolaştı. Ziraat bankasının yanındaki evininde bulunduğu, belediye dükkanlarına geldiğinde, vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Saatçi,, manav,, ve kuaförün önünden geçip kendi yerine geldi. Kapıyı açtı, dışarının hafif loş ışığı evinin içini bir parça aydınlattı. Kapıda öylece kalakaldı. İçeriye korkuyla bakıyordu. Orada yatağında biri vardı. Öylece yatan biri. Usul adımlarla yatağına doğru ilerledi. Şimdi daha net görüyordu biri yatağında yatıyordu. Yatakta yatan kişinin baş ucuna kadar geldi. Eğilip yatan kişiye yakından baktı,, baktı,, baktı,, ... okkalı bir küfür savurdu. ,,,,, Hassssttiiiiiiirrr,,,,,, o an donup kaldı. Yerinden kımıldayamadı, ne yapacağını nasıl tepki vereceğini bilemedi. Yatağın baş ucunda, ayakta,,dikiliyorken,, yatakta yatan, kendi bedenine korkuyla bakıyordu.....

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SEANS
Mystery / ThrillerKORKU VE GERİLİMİ İLİKLERİNİZE KADAR HİSSEDECEĞİNİZ HER SATIRI BİLİNMEZLİKLERLE DOLU MÜTHİŞ BİR HİKAYE