Adın, soyadın, diye sordu. Sincan savcısı. AYDIN GÖNDER. Diye cevapladı. Kimliğinde adı Nuh,, halk arasında ,,kansız,, lakabı, takılmış olan şahsı neden ve nasıl öldürdün. trenin altına, attın mı , ittin mi? orada ne yapıyordunuz. Sizden başka orada kimse varmıydı?. Neyi paylaşamadınız? hepsini tek tek anlat, Dedi ... ben, ben, ben, diye kekeledi. Ben oraya oturup dinlenmek, birazda alkol içmek için gittim. Peki orada bulunmak suç bilmiyor musun? biliyorum efendim. bile, bile, gidiyorsun. dinlenmek için gidecek başka bir yer yokmu? otur evinde hem iç, hem dinlen. Ben belediye dükkanlarında kalıyorum efendim. kaldığım yerde televizyon, radyo, yok. tek başıma kalmak istemedim. oraya gelen olursa, onlarla sohbet ediyor, biraz alkol içip sonra dağılıyorduk. akşamda yine orada olan varsa sohbet etmek için oraya gittim. ağacın altına girdim oturdum. alkol içmeye başladım. biraz zaman geçince benim olduğum yere doğru birinin geldiğini gördüm. boyundan ve ay ışığının parlak olmasından o, gelenin kansız olduğunu gördüm. gelsin biraz oturur sohbet eder sonra evlerimize gideriz diye düşündüm. fakat yürümesi ve hareketlerinden çok sarhoş olduğunu fark ettim. bende ona doğru yürüdüm fakat ona yaklaştığımda,, onun bir şeyden kaçtığını anladım. lakin ardında, yanında, kimse yoktu. bana birkaç kez kaç diye bağırdı. bense neden kaçacağımı bilmiyordum. o esnada onun sarhoş olmadığını anladım. birden raylara doğru düştü, kalkmaya çalışırken o sırada Kayaş yönüne giden tren ona çarptı. ne olduğunu bende anlamadım. sonra bende düştüm, düştüğüm yerden kansızı görüyordum. fakat vücudumu hareket ettiremiyordum, şoka girmiştim. sonra onun üstünde bir şey gördüm, bir karartı simsiyah bir sis üzerini kaplamıştı.. ben ona bir şey yapmadım. olay tamda bu şekilde oldu.. savcı, elindeki not defterine bir şeyler yazıyordu. Başını yazı yazdığı defterden kaldırdı, yani kansız düştü, sonra tren onu ezdi ve üstünü sis tabakası sardı, onu tren, ve sis öldürdü. öğle mi?. Ne diyordunuz oranın adına,, ray bar mı?. aydın, elleri önünden, kelepçeli vaziyette başı öne eğikti.. evet bütün alkol içenler hava karardığında oraya gideriz. parklarda yollarda kimseyi rahatsız etmeden, oradaki ağaçların altında oturup içip sohbet ederiz. hepimiz birbirimizi tanırız. kimselere zarar vermeyiz. İnsan arkadaşını niye öldürsünki?..... bilmem onu sen söyleyecek sin. polisler geldiğinde, cesedin yanında sen vardın. tüm şüpheler ve deliller seni işaret ediyor. makinistte,, orada ikinizin olduğunu ifade etti .. hadi suçunu itiraf et.. hayır dedi. aydın ben kimseyi öldürmedim. tamam öyleyse dedi, kapının yanında bekleyen polis memuruna baş işaretiyle gelmesini işaret etti. Polis memuruna tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk ediyorum, gereğini yapın dedi. Anlaşıldı sayın savcım dedi.,,, aydının koluna girdi, beraber dışarıya çıktılar. Aydını bankın üstüne oturttu. tekrar savcının odasına giderken diğer polis, aydının yanına geldi. aydın gözlerini yumdu, olanları düşündü. Gözünün önüne, kansızın ona doğru gelişi, ve sonrasında olanlar geliyordu. Fakat kansızın üzerini saran sis gibi olan şeyi bir türlü anlamlandıramıyordu. Ayağına atılan tekmeyle kendine geldi. polis memuru, hadi gidiyoruz dedi. İki polis iki kolundan tuttu, ayağa kalkmasına yardım etti. Sincan adliye sinin, üst katındaki nöbetçi hakimlik yazan kapının önüne geldiler. polis kapıyı tıklattı, kulağını kapıya yaklaştırdı.. içerden gel diye ses duyuldu. Kapıyı açıp içeri girdiler. tam karşıda bir büyük masa vardı. üstü dosyalarla doluydu. Hakim kendisine uzatılan dosyayı alırken, karşısındaki genci iyice süzdü. Dosyayı önüne koydu ve içindeki evrakı okumaya, başladı. Evet, Anlat bakalım aydın,, seni dinliyorum. Efendim, ben hiçbir şey yapmadım.,,, burada öyle yazmıyor ama.,,, burada, senin nuh isimli birini, trenin önüne itmek suretiyle ölümüne neden olduğun yazıyor. Birde üzerinde, bir şey gördüğün yazıyor. o şey nedir?. Bilmiyorum dedi aydın. hakime de olanları anlattı. Hakim gözünü bir an olsun aydın dan ayırmadı. Aydın anlatırken, önündeki defterine not alıyordu. Anlatacaklarım, bu kadar efendim dedi.,, tamam dedi. seni hastaneye sevk ediyorum. alkol varmı, ölçsünler. birde, akıl sağlığın yerinde mi,, bir bakalım ona göre karar veririz. Polise yazdığı kağıdı uzattı. Bunu sağlık ocağına götürün. polis baş üstüne, sayın hakimim dedi. iki polis ve aydın odadan çıktı. Sağlık ocağına geldiklerinde, vakit sabaha karşıydı. iki polisle acil müşahade odasına girdiler. aydın sedyeye oturdu. polislerden biri doktoru çağırmaya gittiğinde, diğer polis aydının yanında kaldı. Bir süre sonra polisle bir bayan hemşire içeriye girdiler. Hemşire, aydından kolunu uzatmasını istedi. Kolundan bir tüp kan aldı. sonra bir alet getirdi. aydından bu alete tüm gücüyle üflemesini istedi. aydın denileni yaptı, aletin üzerinde rakamlar belirdi. Hemşire o beliren rakamları bir kağıda not aldı. sonra gencin yanından biraz uzaklaştı, gözlerini gence dikti. bir süre genci şaşkın bakışlarla inceledi. Burnuna tanıdık bir koku gelmişti. O gün tahlil için gelen, komşuları olan, genç kız yeşim,,, ikisinde de aynı koku vardı. şey gibi kokuyorlardı şey.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SEANS
Mystère / ThrillerKORKU VE GERİLİMİ İLİKLERİNİZE KADAR HİSSEDECEĞİNİZ HER SATIRI BİLİNMEZLİKLERLE DOLU MÜTHİŞ BİR HİKAYE