3: look up the sun still shining

41 6 2
                                    

Jongdae bir süredir ders sırasında sıkıntıdan defterine çizdiği gül resmine bakıyordu. Çizim biraz karalamayı andırıyordu fakat Dae en iyisi için uğraşmıyordu. Sadece iç dünyasının o boğucu atmosferinden ne kadar kaçabilirse o kadar kaçmak için çiziyordu bu resimleri. Hâlâ aklı rüyasındaki kadında takılı kalmış, onu düşünmeden tek bir dakika bile geçiremiyordu. Acaba görür müydü yeniden onu? Düşüncesi bile onu baştan aşağı heyecanla kaplamaya yetiyordu.

"Jongdae, gelsene!"

Dae, düşüncelerinden sıyrılmasına neden olan ses ile başını kaldırdı. Chanyeol, sınıfın kapısında onu bekliyordu. Defterini kapattı ve hızlı adımlarla arkadaşının yanına ulaştı.

Chanyeol bir kolunu Dae'nin omzuna atıp koridorda yürümeye devam ederken, "İyice içine kapandın be oğlum, okul başladığından beri kaç kere çıktın dışarıya?" dedi sahte bir sinirle. "Ben söyleyeyim, bir." diyerek baş parmağıyla Dae'nin omzuna dokundu. "O da benim zorumla. Haksız mıyım Chen?"

"Kesinlikle haklı." diyerek onayladı Chen, duymadığını bildiği hâlde.

Jongdae gözlerini devirip Chanyeol'a baktı, "Hiç bıkmayacaksın değil mi?" diye güldü. "Böyle, tüm sene işkence edeceksin bana."

"E fena mı az hava alırsın, utanmasan okulda yatıp kalkacaksın hıyar herif."

Jongdae, Chanyeol'un bu sözlerine kahkaha atarak karşılık verdi. Haksız sayılmazdı, senenin başından beri sadece bir kez bahçeye çıkmıştı. Bahçede geçirdiği o birkaç dakika Chanyeol'un arkadaş grubuyla tanışmasına sebep olmuştu. Pek yakın olmasalar da Dae, onların iyi insanlar olduğunu düşünüyordu. Aslında arkadaşının bu dışa dönük hâllerine çokça özeniyordu. Sonunda bahçeye çıktıklarında çardakta onları bekleyen arkadaş grubunu gördü. Görünen o ki epey hararetli bi' şekilde bir konu hakkında tartışıyorlardı. Yakınlaştıkça neyden bahsettiklerini anlayabildi Jongdae.

"Hayır, bence son çıkan albümleri o kadar da iyi değildi." dedi arkadaşına adının Sehun olduğunu bildiği çocuk. Onu birkaç kez okul çıkışında görmüştü fakat muhabbetleri 'merhaba'dan öteye gitmemişti. Kendilerini fark ettiklerinde konuştukları konuyu kapatıp kafalarını çevirdiler. Çoğu tanıdık yüzlerdi ve bu Jongdae'nin daha rahat hissetmesine neden oldu.

Sehun Jongdae'ye doğru dönüp "En sevdiğin müzik türü ne?" dedi heyecanla.

"Jongdae'nin müzik zevki çorba gibidir, bir gün rock dinler diğer gün country. O kadar geniş bir müzik kulağına sahip kendisi" dedi Chanyeol, Sehun'a bakmadan önce Dae'ye göz kırparak. Dae hafifçe gülümseyerek kafasını onaylayıcı bir şekilde salladı. Bu farklı türden şarkıları karışık dinlemesinin ardındaki gerçek sebebini bilselerdi neler olurdu acaba? diye düşündü o sırada.

"Vay be, arada senden şarkı önerisi alırım." diyerek gülümsedi Baekhyun sohbete katılarak.

"Tabii."

O an fark etmişti ki Jongdae, gerçekten de sıcak kanlı bir grup ile beraberdi. Bu duruma içten içe sevinmişti. Sohbet etmeye devam ettikçe çekingenliğini üzerinden attığını hissetti. Yeni dostluklar, farklı konulardan çıkan farklı fikirleri dinlemek onu keyiflendiriyordu. Tüm o neşeli gülüşmelerin arasında Chen'in sesini işitir gibi oldu. Sesi boğuk ancak git gite netleşiyordu.

"Sınıfa çık Jongdae."

Yavaşça yüzündeki neşe dolu gülümseme kaybolmaya başlarken "Sadece çık!" dedi Chen sinirle.

Jongdae endişesini belli etmemeye çalışarak yerinden kalktı, tuvalete gideceğini söyledi ve Chanyeol'un endişeli bakışlarını göz ardı ederek hızlı adımlarla okula girdi. Aklından geçen tüm kötü senaryoları silip bir kenara atmak istiyordu fakat her adımında büyüyen korku, daha da güçlenerek adeta bedenini sarıyordu.

Dream: Under The Souls / Jongdae x ChenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin