13: I'll meet someone new to fill this empty feeling

4 0 0
                                    


Sonbaharın o boğucu ama bir o kadar huzurlu kokusu, Jongdae'nin üzerine sanki ağır bir battaniye gibi çökmüştü. Aradan geçen birkaç ayda değişmeyen tek şey Jongdae'nin yasıydı. Kimseye belli etmiyordu ancak içi belirsizlik karşısında delirecek gibiydi. Artık yeni bir hayata başlayacak ve unutacaktı. Unutmak zorundaydı.

Büyükbabasının şehirdeki dairesine yerleşecek ve üniversiteye başlayana kadar para kazanmak için aile dostunun kafesinde çalışacaktı. Yetişkinliğe attığı her adım ailesinin ona karşı sunduğu bir şükrandı.

Ve şimdi mezuniyet gelip çatmış okulun koridorları ise karnelerini ellerinde sallayan coşkulu öğrenciler ile doluydu. Fakat hepsinin yüzlerindeki sahte kahkahalar çok geçmeden fark ediliyordu çünkü çoğu bu okuldan son kez çıktıktan sonra ne yapacağını bilmiyordu.

Elindeki kağıda baktı, belli ki eve döndüğünde annesini gururlandıracaktı. Ya da gururlandıracaklardı. Tüm bu zihnindeki karmaşıklık sadece kendisinin olduğu bankta yanına oturan Chanyeol ile kayboldu.
"Naber Dae? Bayağı geç kaldın millet karnesini aldı eve gidiyor."

"Hiç fark etmedim geç kaldığımı." Dedi geçiştirir gibi. "Çok durmadan eve döneceğim zaten."

"Niye? Bizimkilerle birlikte son kez kafede buluşacağız, sen de gel. Sehun bu hafta ailesiyle birlikte Springfield'a taşınacak."

Jongdae duyduğu şeyle kafasını olumsuzca sallayarak bu teklifi reddetti. Lanet ilçe diye geçirdi içinden.

Chanyeol ise bunun pek üzerinde durmadı. Jongdae'nin tüm bu rüya aileminde yaşananları atlattığını düşünüyordu. Ona göre pek de derinliği olmayan şeylerdi, Dae'nin içinde bulunduğu vaziyeti anlayamadığı için kimse onu suçlayamazdı elbette. Chanyeol arkadaşına kısa bir bakış attıktan sonra gülümsedi. "Neşelen biraz Dae! Artık mezunuz." Dedi ona omzundan tutup kendine çekerken.

Son kez okulun bahçesine baktı. "En çok da seninle okula yürürken geçirdiğimiz zamanları özleyeceğim." Dedi Chan, sesinde belirgin bir hüzün vardı.

"Hala vakit geçirecek çok yer var. En azından yürüdüğümüz yol bir okula çıkmayacak."

"Yanılıyorsun," diyerek güldü Chanyeol, "..bu sefer üniversiteye çıkacak."

"Şimdiden streslendim."

"Şehire taşınacağın için mutlu olmalısın bence." Dedi Chan. "Bazılarımız yurtta kalacağı için pek de keyifli değil."

Dae işte şimdi keyiflenmişti. "Benim yanıma gelirsin işte." Dedi. Arkadaşıyla aynı evde kalmak pekala ikisi için de iyi olurdu.

"Ah süper bi' fikir ama bunu sonra konuşalım! Kendine dikkat et Dae görüşürüz!"

Ardından Chanyeol ayaklandı ve kendisini bahçenin girişinde bekleyen arkadaşlarına katılmak için Jongdae'ye veda etti. Ve işte şimdi yeniden tek başınaydı.

Etrafına göz gezdirdiğinde hiç tanıdık yüzün olmaması biraz canını sıksa da burada yeterince durduğunu düşünerek toparlandı. Hafif bir rüzgar teninde estiğinde irkildi. Kardeşi uzun süredir ortalıkta yoktu, ama o tuhaf enerji her zaman yanında gibi hissediliyordu.

"Jongdae," dedi Chen'in sesi, sanki doğrudan zihninin içine fısıldıyormuş gibi. Soğuk ve belirgin bir tını vardı sesinde. "Hemen dön ve tuvalete git."

Jongdae, duyduğu bu ani uyarıyla irkilerek bankta doğruldu. "Ne demek istiyorsun? Neden oraya gitmeliyim?" diye sordu, ama Chen'in sesi bu kez daha sert bir tonla karşılık verdi.
"Lafı dolandırma işte. Minseok orada. Zor durumda. Hemen."

Dream: Under The Souls / Jongdae x ChenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin