10: you're leaving me silently

40 5 11
                                    

Jongdae, odasının kapısını evdekilerin duymasından endişe eder gibi sıkıca kapattıktan sonra, sırtını geriye yasladı ve derin bir nefes alarak kulaklarında atan kalbini sakinleştirmeye çalıştı. Kaşlarını çatmışken ve biraz da afallamışken, az önce yaşadığı o anı tekrar düşündü. Minseok, neden yanağını öpmüştü ve neden o öpücüğün değdiği yer hâlâ yanıyordu?

"Minseok neden böyle bir şey yaptı, bir fikrin var mı Chen?" diye sordu Jongdae kuşkuyla. Sırtı henüz yasladığı kapıdan ayrılmamışken gözlerini odasının açık penceresine dikti. Orada gezindiğini, içten içe homurdandığına adım kadar emindi ve bu işi kesinlikle o yapmıştı. Şimdi ise itiraf etme vaktiydi. Odanın içi birkaç saniyeliğine boğuk bir sessizliğe gömüldü ve bu atmosferi bozan Chen'in tok sesi olmuştu.

"Ne dememi bekliyorsun Dae? O şarkı notlarını benim koyduğumu mu düşünüyorsun?" dedi Chen ikizine kıyasla oldukça normal bir hâlde. Eğer o bariz bir silüete sahip olsaydı, tam karşısında kollarını kavuşturmuş burnunun ucuyla kendisini süzdüğünü göreceğinden emindi. Jongdae birkaç adımla pencerenin tam önüne geçti.

"Eğer sen yapmadıysan Minseok tüm bunları kendi kafasından uydurdu ve bana 'tekrar' bir şarkı hediye etti." dedi Jongdae inanmazca. Ardından tek kaşını kaldırdı ve "Üstelik, beni öperek?" diye ekledi belli belirsiz dudağını seğirerek.

Chen, ikizinin söylediği son cümlenin ağırlığı altında resmen kalbinin ezildiğini hissetti. Sinirlenmişti ve tüm hücrelerinin kasıldığını hissediyordu. Minseok, onun sayesinde ikizine sempati beslemişken, hatta ve hatta yanağını öpecek kadar güven sağlamışken şimdi karşısına geçip alaycı bir üslupla bu duyguyla nasıl dalga geçebilirdi?

"Evet ben koydum o şarkı notunu çünkü ihtiyacı olduğunu düşünüyordum."

"Ona 'seninle sevişmek istiyorum' alt metinli şarkı vererek mi ihtiyacı olduğunu düşünüyordun?" diye sesini yükseltti Jongdae sinirle. Tüm bunlara anlam veremiyordu. Aynı şekilde Chen de ona sesini yükselterek karşılık verdi.

"Sadece o şarkıyı vermemiştim!"

"Bu neyi değiştirir ki Chen? Senin bu yaptığın yüzünden Minseok ona karşı hislerimin olduğunu düşündü ve bana geri karşılık olarak bu şarkıyı verdi." diyerek cebinden 'She's Dreaming' şarkısının yazılı olduğu kağıdı çıkardı ve masaya koydu. Bu bi' nevi gizli bir ilanı aşktı.

"Yaptığınla gurur duyuyor musun bari?"

Chen masadaki müsvedde gibi durmakta olan kağıdın içinde yazan şarkıyı biliyordu. Dinlerdi ve sözlerini de bilirdi.. Hislerine karşılık aldığına birkaç saniyeline de olsa sevinir gibi oldu, tüm siniri geçmiş gibi oldu. Sonra korkunç bir his, dehşet verici bir gerçeklik çöktü başından aşağıya dökülen kaynar su gibi. Minseok'un aşık olduğu kişi kendisi değildi, ikiziydi. İşte bu gerçek aklına bir zehir gibi girdiğinde kalbi yeniden sızladı. O Dae olmadan bir hiç değil miydi? Üstelik yaptığı onca şeyi Dae'nin bedeni üzerinden yapmak zorunda kalmamış mıydı? Niye birden sevinmiş ve ufakça süren o hissi tatmaya layık olduğunu düşünmüştü? Neydi Chen'i var eden?

Mine mavisi gözü doldu hırs ve üzüntü ile, yanaklarına düşen damlayı görmediği için ilk defa görünmediğine şükretti. Ancak bu bile ona ağır geldi. O yine de ses etmedi.

"Minseok'tan hoşlandığın için, Chen, sana bir şey deme hakkım yok. Bu oldukça doğal bir duygu, ancak sonuçlarını düşünmek zorundasın." dedi derin bir nefes alarak. "Hislerine kapılıp bu eylemleri sürdürdüğün sürece, etkilenen tek kişinin sen olmadığını unutma. Bu bedeni ortaklaşa kullanıyoruz ve yaptığımız her şey eninde sonunda bizi etkiliyor."

Dream: Under The Souls / Jongdae x ChenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin