7

437 36 7
                                    

Eşyalarımızı alıp oteldeki odalarımıza geçtik. Öğretmenlerimizi ikna edip Ecem ve ben aynı odaya geçmiştik. Kendimi yatağa attığımda hem iyi hem kötü hissediyordum. Yağızla beraber uyumamız iyi hissettiriyordu ama başkasından hoşlandığını bilmek tüm her şeyi yıkıp kötü hissettiriyordu. Olayı Ecem'e anlatmadığımı fark edince onu yanıma çağırdım. Mesajları okuttuktan sonra yorum yapmasını bekledim. Biraz düşündükten sonra konuşmaya başladı.

"Kanka Yağız senden hoşlanıyor olabilir mi?"

"Yok be dedi ya başkasından hoşlanıyormuş."

"Ama sen ve bilinmeyenin aynı kişi olduğunuzu bilmiyor. Yani bence ihtimal var."

"Ya öyle bile olsa benden hoşlandığını sanmıyorum."

"Kanka dediğim gibi bence bir ihtimal var. Otobüste birbirinize sarılarak oturduğunuzu gördüm."

"Uyurken anlamamışız o yüzden."

"Yağız sana sarılırken uyuyor gibi gözükmüyordu." Gözlerimi kocaman açarak Ecem'e baktım. Dediği doğru olabilir miydi? Onu düşünüyordum. Ya Yağız'ın hoşlandığı kişi ben isem. Böyle bir ihtimali aklıma soktuğu için Ecem'e kızdım. Çünkü Yağız beni kardeşinden farksız görürdü. Ben ise küçüklüğümden beri onu yakışıklı bulsam da hislerimi bir yıldır yeni fark ediyordum ama onun bana karşı böyle hissettiğini düşünmüyordum.

Bir saat içinde hazırlanıp otelin restoranına inmemiz gerektiği için çantamın içinden kıyafetlerimi çıkarttım. Kahvaltı yapıp kayak yapmaya gidecektik. Bu sebeple kalın giyindim. Montumu üstüme giymek yerine yanıma aldım. Ecem de hazır olduğunda odamızın kartlarını yanımıza alıp asansöre doğru yürüdük. Restorana girdiğimizde Yağız, Akın, Can ve Akın'ın basketboldan arkadaşları oturuyordu. Biz de yanlarına oturduk. Otelin restoranı otelden ayrı olarak da kullanılıyordu. Yani otelde kalmayıp sırf kahvaltı, akşam yemeği için özellikle gelinen bir restorandı.

İstediklerimizi söyleyip beklemeye başladık. Erkekler maç muhabbetine dalınca biz de Ecem ile instagramda dolaşmaya başladık. Kahvaltımızı yaptıktan sonra öğretmenlerimizi takip ederek kayak yapacağımız yere gittik. Kayak yapmayı bilmediğim için elimden geldiğince bir şeyler yapıyordum. Yağız ve Can bildiğinden bize yardım ediyordu. En son herkes sıkılıp tren gibi arka arkaya oturdu ve kaymaya başladık. En önde Yağız, arkasında ben, arkamda Ecem, Can ve Akın sıralıydık. Yağız ile arkamızdaki herkes düşünce bizde durmaya çalıştık. Bir türlü duramayınca ikimizde kendimizi karların üstüne bırakmaya karar verdik. Yağız üçe kadar saymaya başlayınca ona eşlik ettim.

"Bir!"

"İki!"

"Üç!" İkimizde karlara doğru atlayınca yan yana düştük. Bir anda gülmeye başladığımızda çocuklar sesimizle yanımıza geldi. Ecem kafasını, Akın kolunu, Can sırtını tutuyordu. Yaptığımız çocukça oyunda herkesi sakatlamıştık. Yağız ile bizde bir şey olmadığını fark edince ikimiz gülmeye devam ettik. Herkes gülmemize söylenirken biz Yağızla karda bacak ve kollarımızı açıp kapatıyorduk.

Akşam olana kadar karda eğlenmeye devam ettikten sonra artık üşüdüğümüzü ve yorulduğumuzu fark edip otele geri döndük. Erkeklerle lobide buluşma kararı alarak odamıza çıktık. Ecem ile sırayla duş alıp üstümüzü giyindik. Saçlarımı çok az kurutup bere taktım. Yemek yedikten sonra ne yapacağımızı planlamadığımız için ne çok kalın ne çok ince giyindim. Montumu da yanıma almak istemedim. Dışarı çıkarken odaya uğrar alırım diye düşündüm.

Otelin lobisine indiğimizde Yağız, Akın ve Can'ın bizi beklediğini gördük.

"Otelin restoranında kapalı bir balkon varmış. Orada otururuz diyorduk." Herkes Akın'ın fikrine uydu. Yere kadar camlarla kaplanmış balkondaki minderlere oturduk. Hava soğuk olduğundan burası güzel fikirdi. Minderlerin üzerine konulan şalları omuzlarımıza aldık.

"Bence tam oyun oynamalık bir ortam oldu." Can'ın ortaya attığı fikir üzerine bende tabu oynamayı önerdim.

"Tabu mu oynasak?"

"Olur ama sayılarımız eşit değil." Akın'ın haklı olduğunu fark edince üzüldüm. Bu sefer başka bir oyunda karar kılıp onu oynamaya başladık.

Mola verdiğimizde Yağız ile beraber sigara içmek için otelin dışına çıktık. Sigaramı dudaklarımın arasına koyduğumda yakmak için çakmağını çıkarttı.

"Dünden beri iyi gözükmüyorsun anlatmak ister misin?" Bu soruya ne cevap vereceğimi bilmiyordum. Belki de bilinmeyen olduğumu söylemeliydim. Fakat şu an hazır hissetmiyordum. O yüzden şimdilik bir yalan uydurmak zorundaydım.

"Dünde dediğim gibi yorgun hissediyorum kendimi. Sınavlardan dolayı olsa gerek." Cevap verirken Yağız'ın kendi sigarasını da yakmasını izledim.

"Sebebin bu olmadığını biliyorum. Seni yıllardır tanıyorum ama anlatmak istemezsen bir şey demem. Tatlı canın nasıl istiyorsa." Son cümlesinde gülümseyerek beni gıdıkladığında bende güldüm.

"Zamanı geldiğinde anlatacağım." dediğimde cümlemi düşünür gibi sigarasından bir duman çekti.

Cevap vermeyeceğini anlayınca bende kollarımı birbirine sararak sigaramdan bir duman aldım. Yağızdan gözlerimi çekip ona nasıl itiraf edeceğimi düşünmeye başladım. Omuzlarımdan bırakılan kapüşonlu hırkayla tekrar Yağız'a döndüm. Üşümüştüm ve iyi gelmişti ama o da üşürdü bu halde.

"Yağız neden çıkarttın üstünden sende bu şekilde üşürsün."

"Zaten sigaramız birazdan biter içeriye geçeriz. Üşümüyorum ben." Sigaralarımız gerçekten az kaldığı için ısrar etmedim ve dediğine uydum. Sessiz sessiz sigaralarımızı içtikten sonra içeri geçtik. Destek verir gibi elini omzuma attığında gülümsedim.

Tekrar minderlere oturduğumuzda hepimiz sıcak çikolata sipariş verdik. Akın'ın basketboldan arkadaşı Cem gelince oyuna devam etmemeye karar verdik. Biraz okulumuzdaki basketbol takımından ve maçların ne zaman başlayacağından bahsettik. Yağız bu sene takıma katıldığını söyleyince çok şaşırdım. Akın ile sürekli basketbol oynarlardı. Gerçekten yeteneği ve bilgisi vardı ama hiç takıma katılmak istediğini söylememişti. Heyecanla Yağız için mutlu olduğumuzu belli ettik.

 Can daha çok futbolla ilgilendiği ve okula daha yeni kayıt yaptırdığından spor kulüplerini çok araştırmadığını söyledi. Diğer okulunda futbol takımındaymış.

 Bizim okulumuzun akademik başarısı olduğu kadar sporda da başarısı vardı. Okuldaki çoğu öğrenci sporla ilgilenirdi. Mesela ben ve Yağız tenis, Ecem voleybol, Akın basketbol. Yağız ile okula ilk kayıt olduğumuzda beraber olabileceğimiz bir kulüp seçmek istemiştik. Birbirimizden başka kimseyi tanımadığımızdan beraber olmak istiyorduk. Aslında böyle bir farklılık yapması beni de cesaretlendirmişti. Ecem'in tanıştığımızdan beri ısrar ettiği voleybol seçmelerine kayıt olma fikrini düşündüm. Orta okulda bir takımımız yoktu ama sürekli voleybol oynardık. Okul kendi arasında turnuvalar yapardı. Bu fikri okula döndüğümüzde değerlendirmeye karar verip tekrar konuşmalara dahil oldum.

"Can bence sen de futbol kulübüne katılmalısın zamanla kaynaşırsın." Ecem kuzenine sunduğu fikri hepimiz beğenmiştik ve Can'a destek olduğumuzu belli etmiştik.

"Evet zaten benim de aklımda var. Sınıfta tanıştığım iki kişi de futbol takımında olduklarını söylemişlerdi." Can'ın okula yeni gelmesine rağmen hemen arkadaş edinmesini çok doğal bulmuştum. Kendisi çok cana yakın bir insandı. 

 Biraz daha kulüpler ve okul hakkında konuşmaya devam ettik. Herkes sırasıyla antrenmanda yaşadığı komik anlattı. Can'a biraz öğretmenlerden ve müdürden bahsettik. Gıcık olduğumuz ve asla hak ettiğimiz notu vermeyen öğretmenler hakkında dedikodu yaptık. 

"Hadi çocuklar odanıza geçin artık. Saat geç oldu. Yarın yürüyüşe gideceğiz." Bizimle beraber gelen rehberlik öğretmenimizin uyarısı üzerine dağıldık ve odalarımıza geçtik. Üstümü değişip yatağa girdiğimde çok yorgun olduğumu fark ettim. Gözlerimi kapattığımda ne zaman uyuduğumu bile anlamamıştım.

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum. İyi okumalarr. <3

MavişimHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin