Ecem ile okul çıkışı voleybol antrenmanına kalmıştık. Okullar arası maçlar bir ay sonra başlıyordu. Tabi benim takımda olabilmem için antrenmanlara katılıp hocanın gözüne girmem gerekiyordu.
Saçımı sıkıca at kuyruğu yapıp soyunma odasından çıktım. Sahanın yanına geldiğimde bizimkilerin seyirci kısmında oturduğunu gördüm. Yağız'ın beni izleyecek olması ister istemez heyecanlanmama sebep olmuştu. Onlara el sallayıp hocanın yanına geçtim. Hoca kısaca antrenmandan bahsettikten sonra ikili gruplara ayrıldık. Ecemle karşılıklı geçtiğimizde paslaşmaya başladık. Ecem pasör olduğundan pasları çok iyiydi. Ben ise yakalayabildikçe Ecem'in paslarından smaç çıkartmaya çalışıyordum.
Bir saate yakın antrenman yaptıktan sonra hoca maç oynatmaya karar verdi. Oyunumuzun kuralına göre her sayı yiyen takımın oyuncuları birer sağa kayarak pozisyonlarımızı değiştirecekti.
Oynamaya başladığımızda erkekler bizi izliyordu. Ben ise karşı takımdaki Ceren'in ters bakışlarını çözmekle meşguldüm. İlk sayıyı cerenin smacıyla karşı takım alınca içten içe hırs yaptım ve takımı koordine ederek oynamaya devam ettim.
Durum 2-2 ye kadar gelince hoca normalden uzun bir mola vermemize karar verdi. İki takımı da toplayıp hatalarımızdan ve doğrularımızdan bahsetti. Hocamız konuşması bitince bizi serbest bıraktı. Yağız ve Akının bize yaklaştığını görünce bende birkaç adım yürüyüp önlerine geldim.
"Çok iyiydiniz ya tüm sene sizi izlemeye doyamayacağız galiba." diyen Akına mutlulukla baktım. Gerçekten iyi oynadığımızı söylemesi hoşuma gitti. Yağız da Akına katılır gibi bir cümle kurunca daha da mutlu hissettim. "Asu zorla gelen birine göre baya iyisin."
"Şımartmayın lütfen." diyerek prenses selamı verdim.
Ecem ile sularımızı içip maçtaki yerlerimize döndük. Ceren karşı sahaya geçerken bana omuz attı. Bunun üstüne sinirlerim iyice oynadı ve peşinden hızlıca hareket ettim. Ecem kolumdan tutunca ise durmak zorunda kaldım.
"Ecem neden tutuyorsun? Bırak da döveyim şunu."
"Kanka boşver elini yormaya değmez. Biz onunla ayrı hesaplaşırız." diyen Eceme güvendim ve Ceren'e ters bakışlar atarak oyuna yöneldim.
Son seti on sayı farkla kazandık. Ceren'in suratının nasıl düştüğünü görünce içimdeki yağların birazının eridiğini hissettim.
Maçtan sonra hoca antrenmanı bitirdiğini haftanın 4 günü okul çıkışları antrenman yapacağımızı açıkladı. Bu hafta içinde takım kaptanı değişecekmiş Yani Ceren hanımın yeri tehlikedeydi.
Üstümüzü değiştirip okuldan çıktıktan sonra Yağız ve Akının bizi beklediğini gördük ve yanlarına gittik. Yağız, maçtaki performansımızı övdü ve bu beni daha da mutlu etti. Akın ise her zamanki gibi şakalar yaparak bizi güldürüyordu.
"Yarınki antrenmanda da böyle oynarsan, kesinlikle takım kaptanı sen olursun." dedi Yağız, göz kırparak.
"Umarım ama Ceren'in bu durumu kabullenmesi biraz zor olur."
"Harbi ya ne oldu orada bir gerilim sezdim." dedi Akın meraklı meraklı.
"Ne olacak kudurmuş işte. Omuz attı bana Ecem tutmasa gidip yolacaktım saçını." diye olayı anlattım.
"Ecem kız kavgasını neden bölüyorsun? İki eğlencemiz olacaktı." diyen Akına ters ters bakan Yağız konuştu. "Saçmalama istersen ne kavgası?"
"Yağız vallahi eğlenmeyi bilmiyorsun ya. Neyse ne yapacağız şimdi?"
"Bizim kafeye geçelim birer kahve içer dağılırız." dedi Yağız. Herkes onaylayınca kafeye doğru yürümeye başladık.
Kafede oturup sohbet ettikten sonra otobüslere binmek üzere kalktık. Yağızla ben otobüsümüz gelince bindik. Yan yana boş olan iki koltuk görünce hemen orayı kaptık. Kulaklıkları çıkarttım ve müzik açmaya başladık. Yağız kafasını omzuma koyunca kalp ritimlerimi tutamadım. Uzun yolumuzu yine bu şekilde geçirdik. Otobüsten inip eve yürürken Yağız konuşmaya başladı.
"Birinden mi hoşlanıyorsun?" Bu soruyla şoka girmiştim resmen. Ne cevap vereceğimi asla kestiremiyordum. Hayır desem inanmaz evet desem kim olduğunu sorgulardı.
"Evet hoşlanıyorum." Sanki itiraf etmiş gibi kalbim hıphızlı çarpmaya başladı. Sorsa belki söyler rahatlarım umuduyla evet demiştim fakat o kafasını çevirip anladım demekten başka bir şey yapmadı.
"Anladım. Ben eve geçeyim o zaman iyi akşamlar." dedi ve benim ona cevap vermemi beklemeden yürümeye başladı. Bende seslenmek yerine eve geçtim.
Eve geçtikten sonra odama çekilip olanları düşündüm. Yağız'ın tepkisi beni şaşırtmıştı. Onunla aramızda bir şeyler olabileceğini düşünmüştüm ama anladım demesiyle tüm umutlarım suya düşmüştü. Belki de yanlış anlamıştım, belki de sadece arkadaş olarak görüyordu beni. Bu düşüncelerle uykuya daldım.
Ertesi gün okulda Yağız'la karşılaştığımda normal davranmaya çalıştım. O da sanki dün akşam hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Antrenman saatine kadar derslerimi dinlemeye çalıştım ama aklım sürekli Yağız'daydı. Antrenman başladığında ise tüm dikkatimi oyuna vermeye karar verdim.
Hoca yeni kaptanı açıklamak için bizi yanına topladı. Herkes merakla bekliyordu. Ceren'in yüzünde endişeli bir ifade vardı, ben ise heyecanla bekliyordum. Hoca, "Bu hafta boyunca gösterdiğiniz performans ve takım ruhu göz önüne alındığında, yeni kaptanımız Asu olacak," dediğinde kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu. Takım arkadaşlarım alkışlamaya başladı, Ceren ise sessizce kenara çekildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mavişim
TeenfikceBilinmeyen Numara: MAVİŞİM MAVİLENDİM KAPINA KİLİTLENDİM Her şey bu mesajla başladı..
