şiddetli baş ağrısıyla gözlerini açtı.
uzun bir süre etrafı göremedi, gözleri birden kararmıştı.
yavaş yavaş kendine geldiği esnada etrafına baktı, odasındaydı ve kimse yoktu.
uzandığı yerden doğruldu,
ardından ayaklanıp banyoya ilerledi.
elini yüzünü yıkadı,
boynunu ve ensesini ıslatıp kendine gelmeyi bekledi fakat beklediği gibi olmamıştı.
hâlâ halsizdi, uykusu vardı ama daha fazla uyumak istemiyordu.
özlediği biri vardı, yanına gitmeliydi.
merdivenlerden teker teker inerken bozuk moralini gizlemek adına bir anda gülümsedi ve evde onu aramaya başladı.
sese doğru ilerlerken bahçede olduğunu
fark etti.
yanında bir kadın vardı, elinde devasa büyüklükte bir tablet vardı ve beraber bir şeylere bakıyorlardı.
etrafa baktığında ise üç kişi daha olduğunu fark etti.
gitmeli miyim diye düşünmesine gerek kalmadan onu fark ettiler.
" Jimin, gel. "
" işin bittiğinde gelirim hyung. "
" işim yok, gelebilirsin. "
Jimin, bu otoriter ses karşısında daha
fazla uzatmadan Jungkook'un
gösterdiği yere oturdu.
iki kadın ve iki erkek ile karşılaşmayı
asla beklemiyordu.
hepsini süzerken içlerinden biriyle
göz göze geldikleri anda ilk hamleyi karşı taraf yaparak samimice gülümsemişti.
Jimin'in ise gülümsemeye mecali olmadığı için ufak bir kafa selamıyla yetinmişti.
önlerindeki masada birkaç laptop, tablet ve dergiler ile posterler vardı.
Jimin hepsine ufaktan göz gezdirirken erkek modellerin cidden ilgisini çektiğini
geçirdi aklından
hepsi özenle seçilmiş gibiydi, Jungkook gibi..
Jungkook küçüğüne göz kırpıp yeniden tablete odaklanırken onun
yorgun gözüktüğünü fark etti.
asistanı ve proje danışmanları gittiği anda doktorunu aramayı aklının bir köşesine not ettiği sırada bu ayın çıkacak olan dergisindeki konseptleri inceliyorlar ve bunun hakkında plan yapıyorlardı.
asistanı başta olmak üzere belirli aralıklarla tabletin kalemini çıkartıyor, not ediyor ve Jungkook'a sorular soruyorlardı.
yaklaşık 2 saattir pozlar, makyaj, kıyafet, dergi kapağı gibi tonlarca şeyi tartışmış ve hepsi hakkında kabataslak bir şey oluşturmuşlardı.
Jungkook üzerinden büyük bir yük kalmış gibi hissediyordu, işlerin büyük bir kısmı hazırlanmış gibiydi.
derin bir nefes alarak arkasına yaslandı.
Jimin'i incelerken karşılaştığı görüntü
onu gülümsetmişti.
bir çocuk edasıyla ellerini önünde birleştirmiş, parmaklarıyla oynuyordu.
Jimin'in ise içinde fırtınalar kopuyordu.
tek başına oturduğu salıncak
durmasına rağmen
sallanıyormuş gibi hissediyordu.
ayaklarını yere koydu, bir süre bekledi.
hâla aynıydı.
yorgun hissetmekten nefret ediyordu,
kesinlikle.
hiçbir sorun yokmuş gibi oturmaya
devam etti.
telefonunu eline aldı ve uzun zamandır babasından gelen mesajlara
bakmadığını fark etti.
ona kırgındı ve bunu belli etmek adına onunla birkaç gündür hiç konuşmamıştı, çok fazla özlese de..
ŞİMDİ OKUDUĞUN
wind | jikook texting
FanfictionPark Jimin, ünlü oyuncu Jeon Jungkook'un dm kutusunu günlüğü olarak kullanmaya başlar.. • #11 pjm • #23 minkook • #43 kpop • #43 jjk • #114 kookmin • #145 jikook
