Jungkook Hyung :
bebeğim
bir tanem benim
ne oldu biliyor musun?
ben de senin gibi bir rüya gördüm
asla yaşanmasını istemeyeceğim,
şu an dahi tüylerimi dikenleştiren,
korku dolu bir rüyaydı.
anlatacağım çünkü başka çarem yok
hislerimi dökeceğim çünkü zorundayım
sadece senden bir şey isteyeceğim
bunları okursan bana kızma olur mu?
okuyacaksın biliyorum
okumalısın çünkü
her neyse
anlatmaya geçeceğim
bu gördüğüm en uzun rüya,
en büyük kabusumdu
daha büyük bir kabus gördüğümü
hatırlamıyorum
göreceğimi de sanmıyorum Jimin
bir gün beraber yemek hazırlıyorduk,
neşen yerindeydi -her ne kadar
yorgun olduğunu bilsem de-
sana yeniden brokolili güzel yemekler
yapmıştım, çok seviyorsun çünkü
sofrayı kurduk, birkaç lokmadan sonra
doyduğunu söyledin
beğenmediğini düşündüm fakat
gerçekten çok yemiş de mideni bulandırmış
gibi bakıyordun bana
korku böyle bir şeydi Jimin
sorun etmedim
tuvalete gidip geldiğinde rengin değişmişti
tahminimce kusmuştun
masadan kalkıp seni odaya götürdüm ve
ilaçlarını içirdim
bugün fazla yorgun hissettiğini söyledin
nedenini anlamadım çünkü
gün boyu evde beraberdik ve sadece
uzanıp film izlemiştik
moralini bozmak istemedim
"benim de üstümde garip bir yorgunluk
var ufaklık, havadan dolayı sanırım."
dedim
çok geçmeden uyuyakaldın
komodinin üzerine not bırakıp evden çıktım
kafamı dağıtmak için havanın soğuk
olmasını umursamadan denize girmek istiyordum, ihtiyacım vardı
seri adımlarla arabama ilerledim
en yakın ve sakin bir yer düşündüm
gittiğimde
üzerimdekileri bir çırpıda çıkarttım
sadece boxer ile hızlı adımlarla denize
doğru ilerlemeye başladım
ayaklarım, dizim, dizimin üstü derken
tamamen girdim
soğuktu, titriyordum ama aklımdaki
tek şey sendin
büyük dalgaları, titreyen vücudumu umursamadan kendimi
denizin derinliklerine attım
sonunda kendime geldiğimi düşündüğümde
ise kurulanmayı beklemeden yeşil sweatimi kafama geçirip şortumu elime aldım
arabaya doğru adımladım
ve bunu yaparken fark ettim ki;
denize girdim, çıktım,
araba sürdüm, eve gittim
ve aklımda hâlâ tek bir şey vardı
korku böyle bir şeydi Jimin
eve gittiğimde gece 10 veya 11'di
uykum yoktu, aksine canlanmıştım
sıcak bir duş alıp odaya geçtim, uyuyordun
uyurken seni izlemeyi o kadar çok
seviyorum ki
çok güzelsin
gerçekten kendimden korkuyorum
seni incitmekten korkuyorum
hem de çok fazla
korku böyle bir şeydi Jimin
babanın gitmesi seni yormuştur diye
düşünmek istiyorum
aile sorunların yüzünden kafan karışıktır
demek istiyorum
hayatın monoton olduğu için biraz farklılık istiyorsundur belki de
aksini asla düşünmüyorum
korku böyle bir şeydi Jimin
o nedenle senin için eğlenceli bir şeyler araştırmaya başladım
konser turneleri çok fazla vardı
kalabalığa girmemen gerektiği için
vip biletleri olan konserlere bakmaya başladım
sevdiğin sanatçıları biliyordum fakat
çok kalabalıklardı
menajerime Harry Styles konserine
iki tane vip bilet alması için yazdım
uçak biletleri de halledilir şeylerdi
önemli olan tek şey sendin
plan kurarken uzandığım koltukta,
kucağımda laptop ile uyuyakalmışım
gözlerimi açtığımda karşımda sen vardın
korkuyla geriye çekildin ve
anında doğruldum
"güzelim, ne oldu? " diye sorduğumda
minik ellerini kalbinin üzerine koydun
"sen birden gözlerini açınca korktum."
dediğinde derin bir nefes verdim
korku böyle bir şeydi Jimin
bozuntuya vermeden gülümsedim ve
koltukta sana da yer açtım
kollarını açarak yanıma uzandın, sanki
yıllardır sarılmamışsın gibi sımsıkı
sarıldın bana
güzel kokunu içime çektim, doyasıya
izledim her hareketini, hayranlıkla
korku böyle bir şeydi Jimin
nasıl olduğunu, nasıl hissettiğini sordum
zoraki gülümsemene karşın
sesimi çıkaramadım
"iyiyim, sorun yok." dedin
konuşmama fırsat vermeden sağına,
bana doğru dönerek sol kolunu
göğsüme koydun ve
yüzümü incelemeye başladın
"nereye gittin?" dedin
normalde beni asla sorgulamazdın,
şaşırmıştım
"kafamı dağıtmaya." dedim sadece
"ama nereye?" dediğinde gerçekten beni sorgulaman, yanlış bir şey yapıp
yapmadığımı düşündürtmüştü.
"denize güzelim, neden soruyorsun?" dedim,
eğilerek suratına bakıyordum o sırada
"beni neden götürmedin?" diyerek gözlerini doldurdun, kalbime bir sızı girdiğini
iliklerime kadar hissettim
korku böyle bir şeydi Jimin
"uyandırmak istememiştim." dedim fakat
biraz tavırlı gibi sadece ufak bir
"hmm.." ile geçiştirdin beni
"gidelim mi?" ağzımın ucuyla sormuştum, gitmek istemeyeceğini düşünmüştüm
anında ayaklanıp el çırptın
bebek edasıyla
"n'olur!" demeni asla unutmadım
"hmm, bir şartım varmış." diyerek ortamı yumuşatmak istedim, biraz gericiydi tabii
"neymiş?" meraklı bakışlarına dayanamıyordum, kesinlikle
"bilmem, bir şeylermiş işte." geçiştirici sözler hoşuna gitmediğinden kaşlarını çattın
-her zerreni ezberlemiş olmaktan çok
gurur duyuyorum-
"o şeylerin adını söylemelisin." hâlâ ayakta
beni bekliyordun
doğruldum, laptop kucağımdan kaydığında koltuğa düştü
sırtımı arkaya yasladım, kendimden emin bir şekilde kollarımı birleştirdim
konuşmama izin vermeden yaklaştın,
kollarımı birbirinden ayırdın
ve beklemeden kucağıma oturdun
istediğim şey bu değildi fakat elbette ki
bu da olabilirdi
kucağımda olmanı seviyorum
biraz ayaklanıp yeniden sertçe oturdun,
tamamen yerleşmek içindi tahminice
dudaklarımı birbirine bastırdım
"ne zaman gidiyoruz?" dediğinde tüm ciddiyetim bozuldu ve kahkaha attım
"ne zaman istersin balım?"
"şimdi!"
"gidelim o hâlde."
birkaç saniyede gelişti ve
sen kucağımdayken odamıza çıktık
sana mont giydirip beyaz bir bere taktım
"kar topu oynamak için dışarı çıkmaya
hazırlanan küçük çocuklar gibisin Jimin-shi."
derken kahkaha atıyordum
gerçekten de her yerini sarmıştım,
üşümemen içindi
korku böyle bir şeydi Jimin
"nefes dahi aldırmayan ebeveynler
gibisin Jungkook-ah." dediğinde
buna daha çok gülmüştüm
başta sinirli baksan da sonrasında sen de
bana katıldın
yemek yemen gerektiği aklıma geldiğinde
bir şey söylemeden hızlı adımlarla
mutfağa girip
senin için her zaman
hazırda bulundurduğum bir sandviç
paketini aldım
küçük, kahverengi, kağıt poşete yerleştirdim
içine de yine senin için sıktığımız
cam şişedeki taze havuç suyu ile
birlikte pembe bir pipet koydum
sakin adımlarla mutfağa geldiğinde
ellerini göstererek
"eldivenlerim eksikmiş.." dedin
poşeti aldım, ardından minik elini tutarak
arabaya doğru ilerlememizi sağladım
"takalım bir tanem?"
"dalga geçiyor olmalısın!"
gülümserken dudağımı ısırdım ve
kapıya geldik
arabanın anahtarını çıkartıp açtım
"sanırım burada artık ayrılmamız
gerekiyor ufaklık?"
dediğimde somurttun, kafanı salladın ve
sağ koltuğa geçtiğinde hemen klimayı
çalıştırdım, üşümeni istemiyordum
korku böyle bir şeydi Jimin
ben de sürücü koltuğuna oturduğumda
kağıt poşeti kucağına koydum
içine baktığında gülümsedin
"havuç suyu getirmişsin."
"çünkü havuç suyu seviyorsun."
"akşam da brokoli ile yemekler yapmıştın."
"çünkü brokoli de seviyorsun."
"seni de seviyorum."
"beni de?"
"evet seni de çünkü her zaman benimlesin, yalnız bırakmıyorsun, ilgileniyorsun,
en önemlisi ise sevdiğini hissettiriyorsun.."
tüylerim ürperiyordu, bir taraftan da
sevgini görmek hoşuma gidiyordu
"çünkü seni gerçekten çok seviyorum
ve şimdi romantikliği bırakıp
sandviçini yemelisin, seni bekliyor."
kafanı sallayıp onayladın ve paketleri
yavaşça açtın, ufak ufak yiyordun
yemen bile benim gözümde iyiydi
mideni bulandırmamak için özellikle
arabayı yavaş kullanıyordum
sandviçin yarısında paketine tekrar sarıp
poşete koydun ve poşeti arka koltuğa bıraktın
havuç suyunun olduğu cam şişeyi
iki elinle sarmıştın,
pipet dudaklarının arasındaydı ve
ara sıra ufak yudumlar alıyordun
iştahında gerçekten azalma vardı ve bu
göz ardı edilecek bir durum değildi
doktorunun yanına kısa zamanda gitmemiz gerektiğini aklıma kazımıştım
korku böyle bir şeydi Jimin
yaklaştığımızda cam şişeyi de elinden bıraktın
"doydun mu bebeğim?"
"evet Jungkook-shi, teşekkür ederim."
arabayı park ederken
adımı söylemene gülümsedim
birkaç gündür hyung demek yerine
Jungkook-ah veya Jungkook-shi diyordun
ve bu kesinlikle hoşuma gidiyordu
benden küçüktün fakat
sorun ettiğim bir konu değildi
arabayı durdurduğumda aynı anda
kapılarımızı açıp indik
iner inmez derin bir nefes aldığını gördüm
içimden, buna ihtiyacı varmış gerçekten,
dedim
hava soğuktu ve gecenin bir körüydü,
o nedenle kimse yoktu
elini tutup seni yönlendirdim
iskeleye oturacaktık, seviyordum orayı
elimi sımsıkı tuttun, iskelenin merdivenlerinden çıkıyorduk
ucuna vardığımızda yerde birkaç tane
küçük yastık olduğunu fark ettim
bizden önce birileri oturmuş olmalıydı
"yoksa sen mi koydun bunları?"
diye hayretle sordun
"hayır, iskeleye gelmedim, denize
girdim sadece."
"ne? bu soğuk havada mı?" yastığın üzerine oturmanı sağladım
yere oturmana izin veremezdim
"sana soğuk ufaklık, bana değildi."
"ama hasta olursun." ufaktan dudağını bükmüştü, avcumu yüzüne yerleştirdim
sakince okşarken, vücudunun sımsıcak
olduğunu fark ettim
"endişelenme, gayet iyiyim."
ben bacaklarımı iskeleden aşağı sarkıtırken, sen bağdaş kurup
ellerini kucağına koymuştun,
o kadar sevimli gözüküyordun ki..
birdenbire kafanı omzuma yasladın
"saçma yorgunluklarımdan bıktım."
dediğinde gözümün ucuyla sana baktım,
deniz fenerini izliyordun
"bebeğim sabırlı olman gerekiyor, biliyorsun
ki zamanla olacak her şey."
"ya olmazsa?" dedin, ben ihtimalini dahi düşünmek istemezken
"olacak" dedim, güven vermek istiyordum
korku böyle bir şeydi Jimin
"öyle düşünüyorsun fakat ya olmazsa?"
"öyle düşündüğüm için öyle olacak Jimin."
kötüyü düşünmek de düşündürtmek de
istemiyordum
"babam nereye gitti Jungkook?"
"buralarda güzelim."
"bizimle kalmak istemiyor mu?"
"sanırım bir tanem, ben de öyle düşünüyorum" dedim çünkü gerçekten bizimle
kalmak yerine tek başına yaşamayı
tercih etmişti
"ama kalmasında sorun var mıydı?"
"elbette yoktu, bizim düzenimizi bozmak istemediği için çevreden bir
ev tutmuş ve orada kalıyormuş."
"benimle bunları neden konuşmuyor?"
"ona karşı kızgın olduğunu
düşünüyor olabilir."
"evet, kızgınım ama yanımda
olsun istiyorum Jungkook, zaten
onu özlediğim için tüm bu kızgınlığım."
babana olan bu sevgin çok hoşuma gidiyor
fakat keşke baban karşılığını
düzgünce verebilse..
"yarın babanı yemeğe davet edelim,
o zaman konuşursun olur mu? "
"yarına vaktim var mı bilmiyorum."
canımı acıtıyor bunu düşünmek, duymak
elimden bir şey gelmiyor
korku böyle bir şeydi Jimin
bu nedenle kendimi suçlu hissediyorum
"Jimin, kızmaya başlayacağım."
"kızsan da kızmasan da her dakika beynimin içinde bu dolanıyor, gerçeklerle yüzleşmek böyle bir şey olsa gerek."
dediğinde yüzümü tamamen sana dönmüştüm
sen ise gözlerimin içine bakıyordun
gözlerim dolmuştu fakat sen o anda fazlasıyla duygusuzdun
yalvarır gibi bakıyordum
ne olur, yapma, deyip dizlerine kapanabilirdim
aklındakileri yok etmek için,
canım pahasına savaşabilirdim
seni yaşatmak için,
bizi yaşatmak için her şeyi göze alabilirdim
her şeye direnebilirdim
tek bir şey hariç,
umutsuzluk..
umutsuzluğunla hiçbir zaman
başa çıkamazdım Jimin
sen ise beni her seferinde
bu noktadan vuruyordun
çünkü başka çaresi yoktu,
korku böyle bir şeydi Jimin..
gönderildi
ŞİMDİ OKUDUĞUN
wind | jikook texting
FanfictionPark Jimin, ünlü oyuncu Jeon Jungkook'un dm kutusunu günlüğü olarak kullanmaya başlar.. • #11 pjm • #23 minkook • #43 kpop • #43 jjk • #114 kookmin • #145 jikook
