Zeynep yatakta terler içinde sağına soluna dönüp acı içinde kıvranıyordu. Bir yandan da sayıklıyordu. Selin hem ne dediğini anlamaya çalışıyor hem de onun uyanması için çabalıyordu. Zeynep'i nazikçe dürterek uyandırmaya çalıştıysa da uyandıramadı. Omuzlarından tutup sertçe sarsmaya başladı. "Zeynep uyan kâbus görüyorsun. Zeynep... Zeynep?" Selin su serperek uyandırmak için komedinin üzerindeki sürahiyi alıp bardağı doldururken Zeynep yattığı yerden derin nefes alarak hızla kalkıp oturdu. Başını iki elinin arasına aldı. Hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Selin onu gözünü kırpmadan izliyorken elindeki bardağa baktı. Zeynep'e uzatıp "Zeynep iyi misin?" diye sorarken yanına oturdu. Zeynep ise onun sesiyle irkilip ellerinden destek alarak biraz öteye kaçtı. Karanlıkta olduklarını fark edip lambayı yakan Selin: "Benim, korkma... Sakin ol." Dedi. Zeynep onu fark edince tuttuğu nefesini bıraktı biranda. Uzattığı suyu alarak titreyen dudaklarına götürdü. Günlerdir susuz kalmışçasına kana kana içmek istiyordu ama içemiyordu. Dudakları hala korkudan titriyor kalbi yerinden çıkacakmışçasına gürültüyle atıyordu. Rahatlamak için derin bir nefes alıp bir iki saniye tuttuktan sonra bıraktı. Suyu bitirip boş bardağı titreyen eliyle Selin'e uzattı. Selin bir eliyle bardağı alıp komedinin üzerine bırakırken diğer eliyle Zeynep'in elini kavradı. Ellerini avucunun içine alıp kısık bir ses tonuyla: "Şimdi daha iyi misin Zeynep? Biraz daha su ister misin?" dedi. Zeynep yutkundu. Başını iki tarafa salladı. Birkaç saniye gözlerini bir noktaya dikip baktı. Alt dudağı titremeye başladı, gözünden yaşlar dökülürken titrek bir sesle "İyi ki buradasın Selin, iyi ki. Çok... çok korktum. Yalnız olsaydım..." sözünü bitirmesine müsaade etmeyen Selin ona sıkıca sarılıp "tamam, tamam... Ben buradayım. Sakin ol, geçti. Sadece bir kâbustu." dedi. Arkadaşının sarılmasıyla rahatlayan Zeynep iki yanda asılı kalan elleriyle ona sıkıca sarılıp gözyaşlarını bırakıverdi, hüngür hüngür ağlamaya başladı. Selin arkadaşının sakinleşmesi için sırtını sıvazladı. Kulağına fısıldadı: "Zeynep, sadece kabus görüyordun. Şimdi uyandın sadece ikimiz varız korkma." İki eliyle omuzlarından tutup geri itti, yüzünü avucunun içine alıp sözlerine devam etti: "Hadi ama, artık ağlama. Helak ediyorsun kendini. Şimdi sakin ve yavaşça nefes al ver." Gözyaşlarını sildikten sonra onu bıraktı. Su doldurup içmesi için Zeynep'e uzattı. "Hadi iç. İçte rahatla biraz." Hiç içesi yoktu ama yinede uzandı bardağa. Tek eliyle tutmaya gücü yetmeyince iki eliyle kavradı bardağı. Biraz içtikten sonra geri uzattı. Oturduğu yerde bağdaş kurup Selin'in de rahat oturması için biraz öteye gitti. Selin de onun gibi bağdaş kurup onu görebilecek şekilde yanına yerleşti. Hiç sesini çıkarmadan onun konuşmasını bekledi. Zeynep yüzünü sıvazlayıp iç geçirdikten sonra yapmacık bir gülümsemeyle gözlerini Selin'e çevirdi. Bir an ne dese, nasıl başlasa bilemedi. Derin bir nefes alıp söze girdi: "Nasıl korktum anlatamam. Çok... Çok acayip bir rüyaydı. Karmakarışık... Annemi gördüm. Hasta yatağında yatıyordu, bende başucunda oturuyordum. Bu gördüğüm anlar onun son anlarıydı. Hiç hatırlamak istemeyeceğim anlar. Ama hiç aklımdan çıkmıyor. Nasıl çıksın annemi kaybettim o gün. Bunu hiç unutamayacağımı kabullenmeliyim artık. Ben annemin başucunda oturmuş ağlıyordum. Annemse ağlamamak için kendini zor tutuyor beni teselli etmeye çalışıyordu. Ah canım annem..." Selin'e aniden dönüp şaşkınca sözlerine devam etti: "Sonra... Sonra ne olduğuna inanamayacaksın. Gamze girdi kapıdan içeri. Kötü bir gülümseme vardı suratında. Annem parmağını ona doğru uzatıp 'Sen yaptın! Sen yaptın!' diye bağırdı. Bende yerimden kalkıp ona doğru yürüyüp tehditler savurdum. Boğazına sarıldım. Neredeyse öldürecektim onu. Birisi arkamdan tutup çekti beni. Gamze'yse yerde nefes nefeseydi. Kim olduğuna bakmadım bile. 'Bırak! Bırak beni, öldüreceğim onu. Annemi hasta eden o!' Diye bağırıp elinden kurtulmaya çalıştım ama kurtulamadım. Yüzüne bakmak için arkamı döndüm ve karşımdaki..." "Kimdi Zeynep, baban mı?" "Hayır babam değil, Emre... Emre'ydi." "Ne?!" dedi Selin şaşkınlıkla. "Çok şey düşünüp uyumuşsun belli ki. Saçma sapan bir rüya bu." "Evet çok saçmaydı. Dur da devamını dinle. Emre'ye bakarken Gamze'nin gittiğini fark ettim. Sonra bende peşinden koşarak aşağı bahçeye indim. Bahçede bir sürü insan vardı. Etrafım insanlarla doluydu. Oynayan çocuklar... Gülüşen kadınlar, ağlayan insanlar... Sonra eve girmek için geri döndüm. Kapı yarım açıktı. Tam kapının önüne geldiğimde bir adam belirdi içerde. Bana 'Sen artık bu eve giremezsin!' deyip kapıyı suratıma kapattı. O adam kimdi hiç bilmiyorum. Sonra can geldi beni götürmeye çalıştı. 'Hayır, gelmeyeceğim!' diye bağırmaya başladım ama kimseler duymuyordu beni. Oradaki insanlar yok muşuz gibi bizi görmüyorlarmış gibiydi. Can elimden tutmuş çekiştirirken uyandım işte."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
UMUT ARAYIŞI
Teen FictionAğır gelen bir travma sonrası hayata tutunmaya çalışan gencecik bir kız... Her şeye rağmen ona yardım edecek olan cesur bir yürek... Tekrar hayata tutunabilmek için bir umut arayışı içinde olan ama her gün travmanın etkilerini yaşadığı için güçsüz d...